Toplanmadan ömrüm hele dur biraz
Bir selam vereyim Erciş e doğru
Kışa uğramadan ömrüm bu yaz
Dizimi süreyim Erciş'e doğru
Kara toprağından hatır alayım
Doğrudur, insanlar millet milletmiş
Zorbanın mayası hangi milletten?
Fakat ters durum var bende hükmetmiş
Nahoş seciyesi hangi milletten?
Şudur budur diye adam yazılır ,
Ezgisi
Derinliklerimizden haber veren
Notalarında sakladığımız
Sessizlik alfabesi
Ezgisi
Gülşendi...
Aklım ruhum bedenim,
Şen şakrak bakışlarımdı ötüşen.
Yürürken cana
Ayaklar süzülürken.
Hava değişti aniden,
Gönlümün sıhhhatı dostun elinde
Ya sorulur gardaş ya da sorulmaz.
Selamım dizilmiş sazın telinde
Ya vurulur gardaş ya da vurulmaz.
Vefayı yükledim serdim izine
Kara kandır kalem, gezinir durur,
Benden aldığını satar burada.
Kâhi taht üstüne geçer oturur,
Kâh darağacıdır asar burada.
Çınarın dibine yaslanmış çocuk
Gözleri nemlenmiş sararmış uçuk
Elinde kırılmış tüylüce çubuk
Çıkan bu köklerden neyi arar ki?
Dayamış belini gövdeden yana
Dedim
Gönlü kırık, virane, arıyordu teselli.
Kendi özünden yana, bal olan Lokman hani?
Dediler
Eyyüb ki derdi ağır, can evine asılmış
Ekşitmemiş yüzünü, o sabır sende hani?
Akla düşen başkadır
Gönüldeki başka
Dile gelen daha başka
Hele sözde hayat bulan o da başka
ve sana gelen
Ne akıldakidir, ne gönüldeki
sana varmak için
yokuşlar, bentler de neymiş
tümseklerde çakıl olsun
çaylara, yosun dolansın isterim
ayağım yer tutar, ellerim siper




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!