Veli Bilici Şiirleri - Şair Veli Bilici

Veli Bilici



Çile tezgahında sabır dokudu,
Okudu, üfledi, fokur fokurdu,
Gözyaşı kaynaktı, şimdi kurudu,
Mevlam yine sabır, yine sabır,

Devamını Oku
Veli Bilici

Öyle etkiliydi dilde şerbeti,
Düşündüm idamı ve müebbeti,
Kısa kestim bu sabahki sohbeti,
Girip de kalbinde kalırım diye.

Sen değildin derdime can, sen çare…

Devamını Oku
Veli Bilici

Sarı sıcakların denizlerle, göllerle, nehirlerle buluştuğu ve nem oranının tavan yaptığı Haziran ayının başlarıydı. Mersin istikametine doğru sabahın erken saatlerinde başlayan yolculuklarının ilerleyen dakikalarında hava sıcaklığının etkisiyle yolculuğun hayli çekilmez bir hal aldığının farkındaydılar. Anılarından birer demet sunuyorlardı birbirlerine, karanfiller, menekşeler, laleler ve güller gibi kokan dostluk ve arkadaşlık üzerine… Anlatılan her anıdan sonra sanki tek beyinden, tek kalpten yönetilircesine hareket eden bir eda ile…. O zamanki tutum ve davranışlarının dost ve arkadaş olanların tutum ve davranışlarından öte…. Arkadaşlıklarının tarifini yaparlarken “Kardaşlık gibi bir şeydi” diye ifade ediyorlardı duygu ve düşüncelerini… “Kardaşlık gibi bir şey…”
Tarsus’u geçip Mersin’e yaklaşırken öylesine yoğun bir duygu denizinde kulaç atarlarken, ara sıra tır şoförlerinin korna sesleri zonklatsa da kulaklarını radyodan peş peşe söylenen şarkıları ve türküleri sanki onlara eşlik etsinler diye özel olarak seçip çalıyordu sunucu(DJ) … Özlerini dağlarcasına… Onlarla çağlarcasına… Birlikte ağlarcasına… Özel olarak seçiliyordu şiirler, şarkılar, türküler sanki… N.Y.Gençosmanoğlu’nun bir şiirinin sözleriydi yankılanan, özel olarak onlar için… Mürsel, Kara Mürsel, Mürsel Karataş Mürsel, kardaş Mürsel, karındaş Mürsel… “Oğul-Karamürsel; Beydağınca Bey Oğul” Osman Öztunç’un sesinden Gazi Battal Ülkesinin Kara Yiğit Balası”…. Dağlanıyordu yürekler, mekanı cennet diyordu dilekler, bileniyordu bilekler… Peşinden; “Adıyaman’da üç can, Remzi, Tevfik, Mithat Can” ……., … Duygu denizi içerisindeydiler, can … can… “Remzi, Tevfik, Mithat Can” Sesler yankılanırken radyodan, hıçkırıklar arasında arabayı sağa çekmeye çalıştı şoförlükte usta olanı, taze yağdan kıl çekercesine… Onca tırlar arasından. Duygu denizinde girdaptaydılar, çıkmak istemezcesine… göz yaşları okyanusa kavuşma arzusuyla akıyordu siğim siğim… Akdeniz’e doğru… Gözyaşı çeşmesinin muslukları açılmıştı… Ar etmediler, ar etmediler ağladıkları için… Ar etmediler sevdikleri için… Ar etmediler harçlıklarını birlikte harcadıkları, yokluğu, açlığı ve tokluğu birlikte yaşadıkları için ar etmediler… Özden ve gözden ağladılar sevdikleri için, sevdiklerinin aşkına, sevdalarına… Gururu ve benliği bir yana koyarak yalın ve sade… Çünkü sevgileri, aşkları, sevdaları büyüktü onların gönlünde… Kendileri biliyordu bu yaşadıklarını, bileni yoktu başka “sır” gibi… Bir de anaları bilirdi o yağız delikanlıların anaları yaşasalardı, analık duygusuyla… Tuna boylarından, Tanrı Dağlarına… Kardaşlık gibi bir şey… O şey…

Veli BİLİCİ

Devamını Oku
Veli Bilici

Keşke, dilimizde tuzak mı? Bilmem.
Demeseydim keşke, keşke demesem.
Derdimden öte de bir seni sevsem,
Demeseydim keşke, keşke demesem.

Anlam vermek güç mü? Güç mü Sultanım?

Devamını Oku
Veli Bilici

“Sayın H. KURAÇ Bey’e”

Kul olduğun Sarıgül’ün
Alası da var mı idi?
Onu seven naçar kulun
Karası da var mı idi?

Devamını Oku
Veli Bilici

Şiirleri oluşturan mısraların birçoğunun altlarını çize, çize, dönüp, dönüp okudum “Dile Bedel’i”. 192 sayfadan ibaret olup içerisinde 139 adet şiiri barındıran Sokak Yayın Grubu tarafından Mart 2019 tarihinde yayınlanmış, açıldığında henüz mürekkebinin kokusunu cazip bir parfüm kokusu gibi ciğerlerime çektiğim kolektif bir çalışmanın ürünü şiir kitabı var elimde. Şiirlerin 121 tanesi baba Vahit KAHVECİ, 18 tanesi de oğul Doktor Servet KAHVECİ tarafından yazılmış ve güç birliğinden hareketle “Dile Bedel” bir baba oğul ortak eseri olarak vücut bulan şiirleri okurken içinde doğup büyüdükleri aileye ve ekmeğini yiyip suyunu içtikleri memleketlerine olan sevgi bağlarını, sadakatlerini ve vefa duygularını eserlerinin her mısrasında en yalın okuyucunun, şiir sevenlerin anlayacağı sade, arı ve duru bir dille; Dile Bedel’de dile getirdikleri inşa ettikleri şiirin kaynağı kendi anlatımları ile “yüreklerinden taşan hislerinin kağıtlarda vücut bulmuş halidir” şekliyle mütevazi bir tanımla noktaladıkları Dile Bedel aslında ana, baba, evlat, yar, vatan, millet sevgisinden yola çıkarak bir dervişlik eğitiminin farkında olmadan alındığı ve ilerleyen yolculuğun tasavvufa doğru yol aldığı, belki söylenmesi erken gibi düşüncelere dalmış olsak bile sonuçta ilahi aşka doğru yöneldiklerini, kalp gözlerinin ilahi aşka odaklandıklarını mısraların derinliklerinde sunar gibidir okuyucuya. Kitabın kapağındaki uzaklara doğru yürüyen insan resimleri de ilahi aşka yolculuğa nişane gibi ve kapakta kullanılan renkler hoşgörünün tavan yaptığı bir renk armonisini teşkil ettiği göz ardı edilemez bir çağrışıma davet eder; Dile Bedel…
Haksızlığa karşı durmak ruhunda vardır şairin…
“Karşı durmadınsa zulüm edene
Bir de dilin ile demeyi dene
Ona da yüreğin yetmiyor mu ne!
Hakk’ı söylemene koktuysa engel

Devamını Oku
Veli Bilici

Kara biberim;
Zamandan tek isteğim,
Boynumun izi kalsın,
Yüreğinin ipinde...

Veli BİLİCİ

Devamını Oku
Veli Bilici

Gittiğine üzülme sen.
İzindeyiz Haydar Altun.
Söz ki Hakkın birliğine,
Seninleyiz Haydar Altun.


Devamını Oku