Veli Bilici Şiirleri - Şair Veli Bilici

Veli Bilici

Gönlümde bir karabiber,
Nişanesi izin kaldı.
Gözümde bir mahsun dilber,
Yüzün kaldı yüzün kaldı.


Devamını Oku
Veli Bilici

“Akça Kızla Gökçe Yiğit”
Aramızda sırdır bizim.

Kar eylemez şiir, beyit,
Kavuşmamız zordur bizim.

Devamını Oku
Veli Bilici

Geçmişine gayûr düşman,
Olan var mı bizim gibi?
Bir koymadan, beş-on alan,
Alan var mı bizim gibi?


Devamını Oku
Veli Bilici

2000 YILININ ÖĞRETMENI

Türk eğitim sisteminin gelecekte beklenen başarıyı gösterebilmesi için, öğretmenlik mesleğinin statüsünün yükseltilmesi gerekir. Bunun için öğretmenlerin seçimi, yetiştirilmesi ve uygun koşullarda istihdamı gerekmektedir. İlgili kesimlerin sorunun çözümüne şimdiden başlamaları gerekir.

Günümüzde teknoloji baş döndürücü bir hızla gelişmektedir. Bu gelişmelerde eğitimin payı ekonomiden önce gelmektedir. Yani her teknolojik gelişme bilimin ürünüdür. "İki bin yılına doğru nerelerde olmayı arzuluyoruz?" Bu her eğitimcinin ilk sorusu olmalıdır. İşte Türk Milli Eğitimi, 2000 yılının öğretmenini nasıl yetiştirmeli, onlardan neler beklemeli? Bunun için önce öğretmen kaynakları, öğretmenin ekonomik ve sosyal durumu, kendilerini yenileyebilmeleri için ihtiyaç analizleri yapmak , tespit edilen ihtiyaçlar için çözüm yolları üretmek ve bu çözüm yollarını uygulamaya dönüştürmekle 2000 yılının öğretmenini görmek istediğimiz donanımlı bir seviyeye getirebiliriz. İşte bizim çağın gereklerine göre yetişmiş rol modelimizdir diyebiliriz.

Devamını Oku
Veli Bilici

Küsmedik talihe bahta,
Kızmadık yoksul hayata,
Sevdikçe sevmişiz hatta,
Şirin güzel Andırın’ı.

Sevgi vatan aşkı bizde,

Devamını Oku
Veli Bilici

Denizler aşıp gelen,
Bebekten mesaj size…
Her zaman böbürlenen,
Yaşatmayıp öldüren,
Avrupa, Amerikan;
Bebekten mesaj size…;

Devamını Oku
Veli Bilici



Sen ve Ben;

Habibi Naccar elinde,
Gurbet türküleri dilinde,

Devamını Oku
Veli Bilici

Kuracaksın yeni bir iş,
Yapacaksın geliş-gidiş,
Otuz dakkalık bir sürüş,
Geçenlere mutlu iniş,
Kalanlarla yine sürüş,
Sıra sende, sende gülüş,

Devamını Oku
Veli Bilici



Bu bitkinlik ben de demirbaş gibi,
O benden gitmezse gülemem ki ben.
Kör talihim bana karşı taş gibi,
Gül demezse bir gün gülemem ki ben.

Devamını Oku
Veli Bilici

İlkbaharın başındayız, boş zamanlarını geçirmek ya da görmek istediği biriyle görüşmek için halkın uğrak yeridir kozun dibi. Bazen de hesaplaşmak istendiğinde kozların paylaşıldığı meydan yeridir, kozun dibi. Hele Cuma günleri küçük bir mahşeri andırır. Bakmayın şimdilik az sayıda insanların olduğuna, yayla zamanı geldiğinde bu kozun dibi ve mevcut meydanın tamamını tıklım tıklım dolduran her yaştan insan kalabalığını gördüğünüzde tüm düşünceleriniz değişir… Bu düşünceler arasında yoğun bir hayal ortamındayım, onca insanlar arasında “yayla zamanı” deyince, çocukluk arkadaşım Ali’nin sözlerini yankılanır hissettim kulağımda. Birbirleriyle sohbet eden onca insan arasında yalnızım, şimdi gönlüm Ali ve Ali’nin Karabiberi ile baş başa …
Ali, on yedi on sekiz yaşlarında yağız bir delikanlı, Karabiber, on altı on yedi yaşlarında bir ceylan, bir kınalı keklik. Ali’nin gönlünde Karabiber, Karabiberin gönlünde Ali, taht kurmuşlar, cevherin en güzelinden. İki taht arasında hayli zor çileler var çekilmesi gereken, hayli çetin yollar var aşılması gereken…
“Ali, bunun farkında, çekiyor çilesini,
Susuyor, bunca derde çıkarmıyor sesini.
İlahi aşk yolunda bir umut var içinde,
Kavuşmak ümidiyle saklıyor hevesini”.

Devamını Oku