Vehbiye Yersel Şiirleri - Şair Vehbiye Y ...

Vehbiye Yersel

Beklerken saniyeler gün gibi gelir,
Zaman geçmek bilmiyor,canım sıkılır.
Boş oturmak,zormuş,zaman geçmiyor,
Zihni meşgul eder,sorunlar rahat vermiyor,
Beklemek,hep beklemek,yorar insanı,
Ümitsiz bekleyişler,çok üzer insanı,

Devamını Oku
Vehbiye Yersel

Para hırsı,bakar körlük ve ihmal,
Yıktı evimizi,eyledi viran
Bu hırs yüzünden,gülmedi yüzüm
Huzurlu olmadım hiçbir zaman

Aile bağları koptu,kopacak,

Devamını Oku
Vehbiye Yersel

Bendeki sabır neymiş ulu Allahım,
Dayandım,delirmedim kahrımdan,ben.
Dağlar dayanmazdı.nasıl dayandım.
Yıkılmadım,ayaktayım,çektiklerimden.

Öyle bir çıkmazdayım,tarifi çok,zor.

Devamını Oku
Vehbiye Yersel

Sen güzel yürekli,sımsıcacık bir kadınsın,
Günün güneşi,gecelerin ay’ı ve yıldızısın
Seninle aydınlanır,seninle ısınır kâinat,
Sana ömrünce hep gülümsesin,yaşadığın hayat..S.G

Beni hayalinde aya,güneşe benzettin.

Devamını Oku
Vehbiye Yersel

Sen beni,benden aldın,yıktın güzel dünyamı,
Seninle yaşananlar,gerçek değil rüya mı .
Hayret,nasıl değiştin,sevgimizi öldürdün.
Sebep yokken,aşkımızı,nefrete döndürdün.
04 Mart 2005

Devamını Oku
Vehbiye Yersel

Başını kaldır da bak ATAM
Ülkeyi ne hale getirdiler,
Şehitlerin kanıyla kardığın
Toprakları acımadan sattılar.

Başını kaldır da bak ATAM,

Devamını Oku
Vehbiye Yersel

Ateş çemberinin içinde çaresiz kaldım,
Bir türlü yol bulup, içinden, çıkamıyorum.
Ortada hiç, sebep yok iken, sizden ayrıldım,
Her gün yavaş, yavaş ölüme yaklaşıyorum.

Anlamıyorum, neden ayrıldık sebep yokken

Devamını Oku
Vehbiye Yersel

Ateşe düşmeyen yanmayı bilmez,
Bilirim, garipliğin, zorluğunu,

Sana taş atana, hesap sorulmaz.
Susuyorsam, bilirim, sebebini.
Taş yerinde ağırdır, der atalar,

Devamını Oku
Vehbiye Yersel

Pembe bir gülsün sen, hiç solma ömrünce,
Adın yankılansın, duyulsun her yerde
Her sabah değişik renkte aç, farklı kok her gece
Dünya durdukça, dilden dile dolaşıp dur böylece
*
Güle benzemek istemem, ne de kelebeğe,

Devamını Oku
Vehbiye Yersel

Askerler Seni Dilenci Sandı
 
 .Devamlı sokak kapısının eşiğine oturur,gidene gelen bakardım.küçüktüm Daha okula başlamamıştım.paraları da tanımıyordum.hepsinin adı 5 kuruştu benim için. 
 Parayı elime aldığım gibi,ana caddede Cemil amca vardı,leblebisi meşhurdu.ben devamlı kırık leblebi alırdım,çok geliyor diye,nohut taneleri ikiye ayrıldığı için çok görünüyordu.Amca bana 5 kuruşa leblebi verir misin derdim,adam beni tanıyordu,hemen hemen her gün ziyaret ederdim.ver bakayım parayı Şah amcanın kızı,elimdeki parayı verirdim,o zamanlar kese kağıdı filan yoktu.mendile veya ceplerimize korduk.aç bakayım ceplerini derdi.10 para ile kocaman 2 cebim dolardı,artanı da eteğime boşaltırdı.işte yine böyle bir gündü.leblebimi aldım eve geldim.büyük ablamın canı çekti,benden biraz istedi,vermek istemedim.ağlayarak,gerisin geri sokak kapısına gittim oturdum.mevsim sonbahar olacak ki kapımızın önünden geçen iki askerin elinde üzüm vardı yiyorlardı.benim ağladığımı görünce ellerindeki üzümün bir salkımını bana verdiler. 
 O kadar sevinmiştim ki,koşarak eve çıktım.annem üzümü görünce bu nereden geldi? ...kim verdi? diye sorguladı 
 Kapının 0nunden geçen askerin verdiğini söyleyince,haline bakıp da, seni dilenci sandılar.dedi 
 o günü halen hatırlıyorum.Her şeye rağmen çocukluk yıllarımı özlüyorum,o günler çok güzeldi,evimiz hiç boş kalmazdı,anneannelerim,babaannem,dikiş için gelenler,dünürler,akrabalar,yakın komşular.stres nedir bilmiyorduk. yalnızlık nedir bilmedik,şimdi hayret ediyorum,örf ve adetlerimizi unuttuk....Herkes yalnız yaşamayı seviyoruz.televizyonlar,bilgisayarlar,sanal arkadaşlıklar,akraba ve yakın dostların yerini aldı. 08.07.2008
 
 Vehbiye Yersel

Devamını Oku