Zihin bir labirenttir, çıkışı olmayan yol,
Bir gölge oyunuyuz, sahnede ne sağ ne sol.
Rahminde suskunluğun, yeni sorular doğar,
Cevapsız her bir çığlık, zamanı içten boğar.
Aynada çatlayan yüz, yabancı bir bendendir,
Her şafak özü ile derin bir hüzündendir.
Kimin feryadıdır bu, içimde yankılanan?
Her nefes bir adımdır, ölüme yaklaştıran.
Zaman bir kurt gibidir, derinden ve sessizce,
Mülteci bekler onu, en kuytu bir gecede.
Geçmişi yutup durur, bir serap gibi erir,
Bu yorgun dertli ruhlar, dehlizleri kemir.
Zaman bir nehir gibi, akıp dibe çökerken,
Kendi mabedimizi, biz kendimiz yıkarken.
Kelimenin anlamı, örsünde dövüyoruz,
Bilinmezlik ufkunda, sessizce eriyoruz.
Anlamı arıyorken, kayboldu yolumuz, bak;
Bu devasa boşlukta, gölgeyiz yaprak yaprak.
Sartre’ın bahsettiği, bulantıdır bu sızı,
Evren kör bir duvardır, duymaz hiçbirimizi.
Kader, karanlıklarda, yürüyen kör kılavuz,
Biz o kutsal zirvenin, yolunda birer kuluz.
Kırık ayna ve suret, darmadağın, derbeder,
Dağların eteğinde, meçhul bir sefer bekler.
Sırtta dilsiz bir kaya, varoluş ağır bir yük,
Düşeriz bir kuyuya, o uçurum çok büyük.
Nietzsche’nin gülüşü, gizlidir bu çilede,
Sonsuz bir boşluktayız, her can bir minvalde.
Camus’nün sessizliği, yankılanır bu dağda,
Bir saçmanın peşinde, mahkûmuz bu yuvada.
Kayayı her gün baştan, tepeye fırlatırız,
Yenilgi sarmalında, her yaşamı kutsarız.
Zirveden aşağıya, iner ağır adımlar,
Gözlerinde parlayan, o sonsuz isyan titrer.
Bilincin ışığında, mağlup olur tanrılar,
Yürüdükçe anlar ki, bu kader ona güler.
Adadık ömrümüzü, bu bitmeyen sanata,
Biz inatla başkaldırdık, bu dilsiz kâinata.
Kaya bizim kayamız, dağlar artık bizimdir,
Mutlu bir Sisifos'uz, sığmayız bu hayata.
Kierkegaard korkusu, içimizde bir sızı,
Özgürlüğün dehşeti, titretir ruhumuzu.
Seçimler bir uçurum, altımızda derin yar,
Bu kaygı denizinde, boğulur hep canlılar.
Akıl susar bu yerde, mantık vermez bir cevap,
Sonsuzluğun önünde, her seçim ağır sevap.
Karanlığa atlarız, inanç sıçrayışıyla,
Ruh teslim olur artık, göze alınan aşkla.
Toprak dilsiz bir şahit, gökyüzü ise sağır,
Ruhun bu ağır yükü, etimizden de ağır.
Bilinmezlik ufkunda, yüzen birer adayız,
Bu garip asrın hem bir kulu hem yabancısıyız.
ENGİN TOPKAN (28.06.2026)
Engin TopkanKayıt Tarihi : 28.06.2026 02:22:00
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.



