Neyse boş ver,
Soğuksun işte!
Boğulduğun zamanlarda beni çağırıyorsun...
Ben boğulunca, sen kayboluyorsun...
Buz gibisin işte.
Önce kendini boğarsın kara kör bir mürekkep rengiyle,
Göl olur sonra...
Kör bir çöl olur beyazdan…
Gölden çıkar adımların,
Beyaz çölün üzerine düşer ayak izlerin...
-Nasılsın be dostum?
Bazen olur ya, doğru yerde dursan bile
Akıntının tersine giden senmişsin gibi
Her şey üstüne gelir,
Öyleyim biraz…
Bazen uzak kalmalı insan sahip olduklarından;
Kitabından, kaleminden
Ranzasından ve yastığından
Bir de benliğinden ara sıra…
Sahip olduğunu hissettiği
Yazıyorsam,
Kahrediyorsam,
Kendime
Aşka ve kavgaya dair ne varsa;
Şu lanet olası düzenin, düzeneğin yüzünden...
Ben de severim ayık insanı
Ama mesele, birlikte sarhoş olmakta
Gözler de mayışacak bakarken
Sıcak olacak içten…
Diller de dolanacak biraz,
Ama!
Yittiyse artık
Aşk'a el sürme,
Ya geçmişte kaldı
Ya ulaşılmadı hiç...
Bu çağda;
Ağır Bir Saygı İle
Bu gece, ben de cesurca öldürdüm sevdiğim birini hem de kara bir bıçak ile,
Ben bu akşam Tuncel ağabeyimi öldürdüm,
Ama en çok sesini öldürdüm ağabeyimin...
Beni güne bırak dost!
Cehennemin dibinde kancık pusulara düşmeyeyim
Tut beni geceden ve güne bırak...
Tut, düşürme kahpe pusulara
Sokaklarda bombalar patlıyor,
Ben seni yazıyorum,
Nasıl da çaresiz;
Her bombayla ben de ölüyorum...
Bir bebek açıyor gözlerini dünyaya,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!