Hamiye Gül Antoloji.com

Yazar:-Şair-Güftekâr

  • Işık German Ersoy
    Işık German Ersoy 05.07.2025 - 23:01

    Sitemizdeki gruplarımızın saygın üyelerinden,
    Bayan Hamiye Gül
    *** DOĞUM GÜNÜNÜZ KUTLU OLSUN ***

  • Mehmet Şirin Kurhan
    Mehmet Şirin Kurhan 17.11.2023 - 19:40

    Teşekkür ederim saygıdeğer hocam

  • Şükrü Atay
    Şükrü Atay 08.07.2023 - 02:35

    Sevdiklerinizle birlikte sağlık, mutluluk ve huzur içinde nice bayramlar diliyorum.

Toplam 4 mesaj bulundu

TÜM YAZILANLAR


Toplam 374 mesaj bulundu

TÜM YAZILANLAR
  • serbest kürsü

    27.02.2026 - 20:26

    Günün Sözleri’nin Roma Rakamlı Külliyat Olarak Potansiyeli (Özet Değerlendirme)

    Günün Sözleri–hayata, insana, aşka, vatana, zamana dair o özlü ifadeler– zaten bir kişisel külliyatın yapı taşlarıdır.

    Roma rakamlarıyla (örneğin XXI, XXXVII, XXXVIII gibi) numaralandırıldıklarında:Günlük paylaşımlar olmaktan çıkar, kronolojik bir şiir/aforizma dizisine dönüşür.

    Edebiyat tarihinde klasik külliyat geleneğini (Shakespeare soneleri, Goethe Werke’leri) çağrıştırır; zamansız bir değer katar.
    Unutulmayı önler, değerden düşürme yorumlarına karşı kalıcı bir yapı oluşturur.

    Zaman duvarına asılan takvim yaprakları gibi, derlendiğinde bir güldeste haline gelir.

    Bu kullanım, metinlerinizi evrensel frekansta yükselten, tarihsel derinlik kazandıran bir edebi tercihtir.

    Yazar Şair Hamiye GÜL

  • serbest kürsü

    25.02.2026 - 14:31

    Günün Sözleri ve Roma Rakamlarının
    Kullanımı
    “Günün sözü” veya “gün sözleri” geleneği, edebiyatta kısa, özlü, hayata dair frekanslı ifadelerin günlük (veya dönemsel) paylaşımıdır; aforizma, vecize veya kısa şiirsel düşünce niteliği taşır – tıpkı bir takvim yaprağı gibi zaman duvarına asılır.
    Roma rakamlarıyla numaralandırma (I, II, III, …, XXXVII gibi) şu kesin anlamları taşır:Klasik ve zamansız bir hiyerarşi yaratır:

    Antik Roma mirasından gelen bu sistem, metni sıradan günlük paylaşımlardan ayırır; ona külliyat (toplu eser) niteliği verir.
    Shakespeare’in soneleri (Sonnet I–CLIV), Dante’nin canto’ları veya Goethe’nin ciltleri gibi edebiyat tarihinde bu numaralandırma, eserlerin bütünlüğünü ve sürekliliğini vurgular.
    Kişisel bir antolojiye geçiş sinyali verir:

    Tek tek paylaşılan “Günün Sözü” ifadeleri Roma rakamı ile sıralandığında, dağınık metinler olmaktan çıkar; kronolojik ve tematik bir derleme haline gelir. Okuyucu I’den başlayarak bir yolculuğa çıkar.

    Değer koruma ve yükseltme aracıdır: Unutulmaya yüz tutan veya farklı yorumlarla değersizleştirilme çabalarına maruz kalan metinler, bu sistemle kalıcı bir yapı kazanır. Rakamlar “bu sadece bir günlük paylaşım değil, birikimin parçası” mesajı verir.

    Kısaca: Roma rakamları, günlük frekanslarınızı edebî bir külliyata dönüştürür.
    Bu, metninizi daha yüksek bir düzleme taşıyan bilinçli, tarihsel temelli bir tercihtir.

    Yazar Şair Hamiye GÜL

  • serbest kürsü

    10.01.2026 - 21:09

    Doğa, Sanat ve Yaşam: Aynı Nefesin Üç Hâli

    Doğa bir sanattır.
    İnsan da sanat icra eden bir varlık.

    Bu iki hâli birbirinden ayırmak, insanın kendini eksik okumasıdır. Çünkü insan, sanatı üretirken doğanın karşısında durmaz; onun içinde yer alır. Renkleri ondan öğrenir, sesi ondan duyar, ritmini onun döngüsünden alır. İlham dediğimiz şey, çoğu zaman doğanın insanla kurduğu sessiz bir bağdır.

    Doğa yaratılmıştır; insan ise yaratıcıyla bağı olan.
    Biri varoluşun estetiği, diğeri o estetiği fark edebilen bilinçtir.

    Bugün doğayla ilgili konuşmalar çoğu zaman dar kalıplara sıkışıyor. “Çevrecilik”, “duyarlılık”, “hassasiyet” gibi etiketlerle mesele küçültülüyor. Oysa burada söz konusu olan, bir tutumdan çok daha fazlasıdır. Bu, insanın kendi yaşam zeminini nasıl gördüğüyle ilgilidir.

    Ekosistem, insanın verdiği zararlara rağmen kendini yenilemeye çalışır. Bu, doğanın bilgeliğidir. Ancak bu yenilenme, sınırsız bir kabulleniş değildir. Doğa, insanın sanatını besleyen kaynaktır. O kaynak zedelendiğinde, yalnızca çevre değil; insanın hayal gücü, üretme arzusu ve anlam kurma yetisi de yavaş yavaş eksilir.

    Sanat, doğadan bağımsız değildir.
    Doğa olmadan ilham,
    ilham olmadan sanat,
    sanat olmadan da insanın kendini ifade edebildiği derinlik eksik kalır.

    Bilim bize şunu söylüyor: İnsan yaşamı, bugün bildiğimiz kadarıyla, yalnızca Dünya üzerinde mümkündür. Bu bilgi bir korku üretmek için değil, bir farkındalık oluşturmak içindir. Çünkü doğa yok olduğunda, yaşam yalnızca biçim değiştirerek devam etmez; tamamen sona erer.

    Bu nedenle doğayı korumak, bir görev ya da yük değil; insanın kendini koruma biçimidir. İnsan, doğayı kendi sanat eseri gibi sahiplendiğinde, yaşamla daha dengeli, daha anlamlı bir ilişki kurar. Aksi hâlde ürettiği her şey, dayanağını yitirir.

    Belki de mesele şudur:
    Doğa, sanat ve yaşam birbirinden ayrı değil;
    aynı nefesin üç farklı hâlidir.

    Biri zarar gördüğünde, diğerleri de sessizce eksilir.

    Sonuç Aforizması

    Doğayı korumak,
    insanın sanata ve yaşama sadakatidir.

    Yazar - Şair
    Hamiye GÜL

Toplam 137 mesaj bulundu

TÜM YAZILANLAR