Hamiye Gül Antoloji.com

Yazar:-Şair-Güftekâr

  • Işık German Ersoy
    Işık German Ersoy 05.07.2025 - 23:01

    Sitemizdeki gruplarımızın saygın üyelerinden,
    Bayan Hamiye Gül
    *** DOĞUM GÜNÜNÜZ KUTLU OLSUN ***

  • Mehmet Şirin Kurhan
    Mehmet Şirin Kurhan 17.11.2023 - 19:40

    Teşekkür ederim saygıdeğer hocam

  • Şükrü Atay
    Şükrü Atay 08.07.2023 - 02:35

    Sevdiklerinizle birlikte sağlık, mutluluk ve huzur içinde nice bayramlar diliyorum.

Toplam 4 mesaj bulundu

TÜM YAZILANLAR


Toplam 375 mesaj bulundu

TÜM YAZILANLAR
  • serbest kürsü

    07.01.2026 - 20:32

    EDEBİYAT – SANAT – İNSAN

    Giriş

    İnsan, var olduğu andan itibaren kendini anlatma ihtiyacıyla hareket etmiştir. Bu anlatma eylemi kimi zaman bir iz, kimi zaman bir imge, kimi zaman da bir sözcük olarak ortaya çıkmış; zamanla sanat ve edebiyat adı altında biçimlenmiştir. Edebiyat, sanat ve insan bu nedenle birbirinden bağımsız alanlar değil, aynı kaynaktan beslenen bütüncül bir varoluş biçimidir. İnsan anlatır, sanat biçim verir, edebiyat ise bu anlatıyı anlamla kalıcı kılar.

    Tarih boyunca toplumlar kendilerini sanat yoluyla görünür kılmış, bireyler ise edebiyat aracılığıyla iç dünyalarını tanımıştır. Bu yönüyle edebiyat yalnızca estetik bir üretim alanı değil; insanın yaşadığı çağa, topluma ve kendine tuttuğu bir aynadır. Sanat ise bu aynanın duyusal ve görsel boyutunu oluşturur.

    21.yüzyılda anlatı biçimleri değişmiş, okuma hızlanmış ve görsellik ön plana çıkmış olsa da insanın kendini anlamlandırma ihtiyacı değişmemiştir. Bu makale, edebiyat, sanat ve insan arasındaki bu sürekliliği zamanın başından bugüne uzanan bir perspektifle ele almayı amaçlamaktadır.

    Zamanın Başı: Görsel Anlatı

    İnsanın ilk anlatısı görseldir. Mağara resimleri, semboller ve hiyeroglifler; hem sanatın hem de anlatının en erken biçimleri olarak karşımıza çıkar. Bu görseller yalnızca estetik izler değil, aynı zamanda okunabilir anlatılardır. İnsan, henüz yazıyı bulmadan önce bile yaşadığını, gördüğünü ve hissettiğini aktarmanın yollarını aramıştır.

    Bu dönemlerde sanat, anlatının kendisidir. Görsel anlatı, insanın kolektif hafızasını oluşturan ilk kayıt alanı olarak edebiyatın da temelini atmıştır.

    Zaman İçinde Evrilen Anlatı

    Zaman ilerledikçe anlatım biçimleri değişmiş; söz, ritim, mit ve destanlar ortaya çıkmıştır. Anlatı, yalnızca iz bırakma amacı taşımaktan çıkarak anlam üretmeye yönelmiştir. İnsan, bireysel deneyimini toplumsal hafızayla birleştirmiş; edebiyat bu birlikteliğin taşıyıcısı hâline gelmiştir.

    Biçimler evrilmiş, anlatım yolları çeşitlenmiş; ancak anlatma ihtiyacı sürekliliğini korumuştur. Değişen şey araçlar olmuş, kaynak ise aynı kalmıştır.

    Yazıyla Gelen Dönüşüm

    Yazının bulunmasıyla birlikte anlatı kalıcı hâle gelmiş, insan düşüncesi zamanın dışına taşınmıştır. Edebiyat bu noktada yalnızca bireysel bir ifade alanı olmaktan çıkmış; kültürün, tarihin ve toplumsal belleğin taşıyıcısı hâline gelmiştir.

    Sanat, anlatının duyusal boyutunu üstlenirken; edebiyat insan deneyimini sözcüklerle derinleştirmiştir. Böylece insan, kendini yalnızca yaşadığı an için değil, gelecek kuşaklar için de anlatabilir duruma gelmiştir.

    21. Yüzyıla Geliş

    21. Yüzyıl hızın, yoğunluğun ve görselliğin çağıdır. Metinler kısalmış, anlatılar yoğunlaşmış; okuma alışkanlıkları değişmiştir. Ancak bu değişim, edebiyatın özünü ortadan kaldırmamıştır.

    Günümüz edebiyatı geçmişin bir kopyası ya da taklidi olmak zorunda değildir. Edebiyat, geçmişten beslenir; fakat onu tekrar etmez. Taklit biçimi çoğaltır, kopya yüzeyi üretir. Oysa edebiyat, insanı merkeze alarak çağla birlikte büyür ve dönüşür.

    Sosyolojik ve Sosyo-Kültürel Boyut

    Sanat ve edebiyat, bireysel duygu ile kolektif yaşam arasında güçlü bir bağ kurar. Toplumlar kendilerini sanatla ifade ederken, bireyler edebiyatla kendilerini tanır. Bu iki alan, sosyolojik ve kültürel açıdan birbirini tamamlayan yapılardır.

    Bir elin parmakları gibi; ayrı ayrı var olsalar da birlikte anlam kazanırlar. İnsan, bu bütünlüğün merkezinde yer alır.

    Son Söz

    Gelecek yüzyıllar bugünü, geride kalan anlatılar üzerinden okuyacaktır. Resimde, sözcükte, biçimde ve seste insanın kendini nasıl anlattığını arayacaktır. Biçimler değişecek, araçlar çoğalacak; ancak insanın kendini anlatma ihtiyacı varlığını sürdürecektir.

    Kopyalanan ve taklit edilen anlatılar zamanla silinir.
    İnsanı merkeze alan anlatılar ise kalır.

    Çünkü edebiyat tekrar değildir,
    sanat süs değildir,
    insan da bir araç değildir.

    Edebiyat ve sanat, insanın kendini her çağda yeniden anlatma biçimidir.

    07.01.2026
    Hamiye GÜL

  • serbest kürsü

    21.03.2025 - 22:24

    Çok değerli Antoloji.com üyeleri,
    Dünya Şiir Günü'nüzü en içten duygularla kutluyorum.

    Hamiye GÜL

  • serbest kürsü

    25.10.2024 - 20:31

    Mesaj

    Mükemmel bir rivayet vardır
    Eski zemandan ...
    Derler ki rivayette,
    "Şimdi yahudinin karısı düşünsün."
    Kıssadan hisseyle
    Sen mesajını algılara
    İlet azizim,
    Ver nüansı bir kaç mesajla,
    Anlayan anlar elbette
    Anlamazsa ne âlâ;
    Sonrası mı tabiki
    "Şimdi yahudinin karısı düşünsün."

    Hamiye GÜL

Toplam 134 mesaj bulundu

TÜM YAZILANLAR