Bir karlı dağın bağrında durdu zaman,
Gözler sustu, yüreklere çöktü bir duman.
Gitti o yiğit, geride feryat ve figan,
Bembeyaz bir sessizliğe büründü vatan.
Zindanlar gördü ömrü, eğilmedi başı,
Milletin hüznüydü onun gözünün yaşı.
Şimdi bir mezar taşıdır Keş Dağı'nın taşı,
Donduran o soğukta yanan bir kordu sevdan.
Üşüyoruz başkanım, mevsim hep zemheri,
Dönmüyor o karlı yollardan gidenler geri.
Gönül soframızda kaldı boş bir tabak yeri,
Göklere çekilen en hüzünlü sancaktı davan.
Gül yüzünde bir hüzün, dilinde hep dua,
Ömrünü feda ettin bu kutsal rüya uğruna.
Düştün o ak sessizliğin ıssız kucağına,
Şehadet şerbetini o karlı zirvede tadan.
Muhsin Yazıcıoğlu yazdık her bir taşa,
Sığmadı adın ne saraya ne de dağa taşa.
Gittin de bir yetimlik çöktü toprağa, taşa,
Giderken arkandan ağladı koca bir cihan.
"Üşüyorum" dedin, sızladı tüm kemikler,
Yıkıldı birer birer kurulan hayaller, ümitler.
Seni beklerken yollarda soldu tüm çiçekler,
Yarım kalan bir masal gibi bitti o an.
Şimdi sonsuzluğun sahibine komşu oldun,
Aradığın o büyük huzuru orada buldun.
Bizlere bitemeyecek bir büyük hüzün kurdun,
Makamın cennet olsun, ey koca Alp-Eren Sultan.
Kayıt Tarihi : 27.04.2026 00:48:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!