Unutamazsın,
Çünkü her gecenin koynunda kök salar o eski yara.
Sokak lambaları birer birer sönerken kentin üstünde,
Pencerene vuran rüzgâr, benim dilimden konuşur sana.
Hangi kapıyı örtsen, ardında bırakamazsın gölgemi;
Kendi içinin gürültüsünden kaçacak yer bulamazsın.
Unutamazsın,
Bir bardağın kenarında, bir türkünün en kırık yerinde takılır kalırsın.
Zamanı teker teker yırtıp atsan da takvimlerden,
Mevsimler dönüp dolaşıp yine benim soğuğuma çıkar.
Ellerini cebine sokarsın üşüdükçe,
Oysa içini yakan, dışarıda esen poyraz değil, o hiç dinmeyen sızıdır.
Unutamazsın,
Gözlerini kapattığın an dökülür zihnindeki o eski alfabe.
Silmeye çalıştıkça daha derin kazınır adım hafızana.
Kaçtığın her yol, döndüğün her köşe başı
Yine benim yokluğuma çıkar,
Sen ne kadar 'bitti' desen de, içindeki o yangın küllenmez asla...
Unutamazsın,
Çünkü unutmak, baştan yazmaktır kaderini;
Oysa senin her cümlende hâlâ benim mürekkebim var.
Bir fırtına kopar göğsünün sol yanında,
Adımı fısıldar odandaki o kimsesiz duvarlar.
Başka bir el tutmaya kalksa ellerin, buz keser,
Kendi yalnızlığına sığınır, yine bana yenilirsin.
Unutamazsın,
Kaç bahar geçse de üstünden, o kış bitmez içinde.
Ne kadar uzağa koşmak istesen de,
Bastığın toprağın altında benim ayak izlerim var.
Sen beni unuttuğunu sandığın o en gamsız anlarında bile,
Bende bıraktığın eksiklikle yaşarsın...
Unutamazsın;
Çünkü ben sende geçip giden bir iz değil,
Ömür boyu taşıyacağın o en derin sızıyım.
Kayıt Tarihi : 14.08.2026 17:49:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!