Umut Furkan Çakır, 1998 yılında Yozgat’ın Sarıkaya ilçesinde doğdu. İlk ve ortaöğrenimini burada tamamladı. Ankara Elmadağ Anadolu Sağlık Meslek Lisesinden mezun olduktan sonra Erciyes Üniversitesi Halil Bayraktar Meslek Yüksek Okulunda ön lisans eğitimini bitirdi. Şiir tutkusu, onu küçük yaşlardan itibaren yazmaya yönlendirdi ve eserleri çeşitli dergilerde yayımlandı. İlk şiir kitabı “Kırık Kulplu Bardak”ın, ardından ikinci kitabı “Kırık Düşler ve Umut” ile okurlarıyla yeniden buluştu. 2025 yılında, Mavi Kuş Edebiyat Ödülleri’nde “Yılın En İyi ...
Sakın kendini hakir görme, gösterme!
Sanma ki üzülen, acıyan olur.
Aç, açıkta da olsan kimseye bildirme.
Sanma ki seni düşünen bulunur.
İyiysen eğer en büyük suçun budur.
Çevrem geniş, şükürler olsun Allah’a.
Size eyvallahım olmadı, inşallah olmaz da.
Düşman olsanız daha iyi, en azından tanırım,
Sizi akraba diye göstermeye utanırım.
Ankara’nın bütün sokaklarını bilirim.
Bilirim hangi sokaklarında hızla yürür insan,
Hangi sokakta ise zamanı durdurmak istercesine yavaşlar...
Nerede sendeler insan, nerede yıkılır?
Kaybetmiş bir insan otogarın neresinde sigara içer? Kazanmış olan ise şehrin neresinde kutlar?
Ne zaman başlar ayazı,
Anlarsın hayatın tadının tuzunun olmadığını,
Alelacele vaktin, zamanın dolduğunu...
Büyüdükçe anlıyor insan yalnız kaldığını,
Dost dediğin kişilerin olması gereken zamanda yokluğunu...
Güneşin ısıtmadığını sarılacak kimsen kalmayıp üşüdüğünde anlarsın,
İnanmam artık hiçbir söze,
Narlarda yandığını görsem iterim köze!
Dengeni kaybedip düşsen denize,
Uzatmam elimi, istersen boğul!
Dostum olmazsın artık, istersen düşmanım sayıl.
Seni bu kadar sevdiğim için kendime kızmıyorum.
Sen kendini suçla diye bunları yazmıyorum.
Böyle olması gerekti, elde olmayan sebepler...
Az da olsa mutluyduk, o günler özlenenler…
Bizim payımıza da bu düştü.
Gece olunca yaşlar süzülür,
Her lokma boğazıma dizilir,
Mevsim hep kış bende, bağ bozulur,
Baharı da batsın, yazı da batsın!
Sol yanıma acı çöker oturur,
Patika yollarıma dikenler serilmiş,
Bekleme beni,
Düz yolum yok, hep yokuş,
Sen bekleme beni!
Gökyüzü mavi değil buralarda, hep sis, Bekletmeyeyim seni.
Yorgunluğunu dahi unutup,
Çalıp önünde sabırla beklediğin kapı
Hiç açılmayacak belki...
Üzüntünü ardında bıraktırıp sana umut veren, Tebessüm edince çocukluğuna götüren o güzel çehre,
Bir daha hiç gülmeyecek belki...
Böyle değildim yıllar önce,
Kederle, hüzünle tanıştım büyüdükçe.
Düşündüm de inceden ince,
Ben bu işin içinden çıkamıyorum.
Hep kendimden veriyorum ödün,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!