Umudu Kafdağı’nın ardına atmışlar;
Ne yolunu bilen var artık, ne de izini.
Ara ki bulasın bu karanlıkta,
Parçalasan da uğruna şu zavallı bedenini.
"Umut fakirin ekmeği" demişler, tamam...
Anladık, yaşayamaz insanoğlu ekmeksiz.
Peki, nerede bu umut, kime sormalı?
Hangi sofraya konmuş bizden habersiz?
Birileri belli ki doğruyu söylemiyor,
Ya da bile bile ladesi yediriyor bize.
"Haydi" diyorlar, "umuda binelim;"
Umut Kafdağı’na gidiyor, biz ise yerimizde...
Şimdi bütün yollar çıkmaz sokak,
Bütün kapılar kapalı bu kör dövüşünde.
Umut dediğin, bir avuç külmüş meğer;
Savrulup giden, bir garibin son gülüşünde.
Şiirden geriye kalan satırlar:
•Umut dedikleri şey, fakirin cebine konmuş en pahalı yalandır.
•Umut, insanın sırtına vurulan en kibar kamçıdır.
•Sofrada ekmek yoksa umut da kuru bir kelimedir.
•Ekmek aslanın ağzındaydı eskiden, şimdi umut devlerin elinde bir oyuncak; biz ise o sofradan düşen kırıntılarla bayram ediyoruz.
•Birileri yalan söylüyor evet; dünya dönmüyor aslında, sadece umutsuzların ahı etrafında koca bir yalan deviniyor.
28 Ağustos 2018 / Salı / Ankara
Halil KumcuKayıt Tarihi : 11.02.2025 13:51:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
"Umut, kaybolmuş bir yolu yeniden keşfetmektir."




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!