Issız bir gece yarısı
Karanlık karanlığın koynunda
Sahibi meçhul gölgelerin ayak sesleri kayıp
Bazı pencerelerde sarımsı ışıklar perdelere yapışmış
Bacalardan sonbahara tek tük dumanlar uzanır
Bu bizim sahnemiz değil güzelim
Burada tiratlar uzak kıyılardan gelir, uzak kıyılara gider
Bazen notaların kanatlarında, bazen bir piyanonun tuşunda biter bekleyişler
Sökülür dikilen ne varsa kanlı yaşlara bulanmış ipliklerle
Boyunlar cellât kılıçlarına değer
Hüzün kan rengine bürünür başköşede
Kurşunlar uçuşur, hepsi kahpedir
Uçlarına gizlenmiş ölümler birer birer
Gece gündüz demez, dağ taş bilmez
Ayaklar kalleş mayınların üzerinde, korkusuz
Vatan bekler, aldırmaz bazı aç, bazı susuz.
Bütün şafakları öldürdü yokluğun
Karanlıkların en koyusuna mahkûmum
Gölgelerin saklandı bilinmez sebeplerle gözlerimden
Ellerim boş, çarpıntıları kalbimin sensiz
Eskiden sinemalara giderdik
Türk filmlerini seyreder
Ya genç kıza acırdık
Ya erkeğe.
Kızardık
Unutma ne ellerim gibi bir el sıcak
Ne yüreğim gibi bir yürek bulursun
Başköşede oturacak
Her yeni yılın yeni günü ilki yaşarım
Aynı tohumu ekerim gönlüme
GÜLÜMSE SEVGİLİ
Ellerimi tut ey sevgili
Gülümseyişini gönderelim gelecek yıllara
Hani bir yıl daha maziye gömüldü ya, aldırma
Bir yıl daha yaklaştık ya sona, düşünme bile
Ölümü istedim bir an önce
Bıktım yaşamaktan
Sıcak terletip soğuk üşütüyor
Benim için konulacak kazanın
Dumanı burnumda tütüyor.
Ötse ne olur bu gece baykuşlar, umurumda mı
Leylim (Gazel)
Her leyl sabahın izindedir, o gündü çaldığım kocaman
Bir kez daha çalınır mı kim bilir tadıyla aynı zaman?
Günaydını başka, sofra daha başka, çay ki inanılmaz
Fırtına
İçimde fırtınalar kopar
Hortumlar ciğerlerimde döner bazen
Dışımda bahar
Bazen kendimden korkarım




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!