Sana yazdıklarımı bir okusan,
Kudurursun, köpürürsün.
"Yalan!" dersin, avazın çıktığı kadar...
Ama o "Acaba doğru mu?" diyen fısıltıyı
İçinde öldürmeye çalışırken,
Kendi karanlık bunalımına gömülürsün.
Zaman, derler ya, her şeyin ilacıdır;
Okudukça alışır,
Alıştıkça şaşırır,
Şaşırdıkça araştırırsın,
Aynadaki aksine, orana burana işte,
Daha bir dikkatli bakarsın,
Soyunukken...
"Nereden biliyor?"
"Ne zaman gördü?" diye diye,
Kendini kör bir labirentte bulursun.
Çıkmak aklına bile gelmez artık,
Gelse de yönünü bulamaz, çıkamazsın zaten.
...Ve bir gece, o saten geceliğinle,
Kocaman, buz gibi bir yatağın tam ortasında.
Yarı çıplak bağdaş kurup,
Avuçlarının mengenesiyle başını iki yandan kavrarsın.
Yuvalarından firar etmiş gözlerinle,
Yanında yüzüstü yatan o adamın
İğrenç sırtına;
Şizofrenik bir katil edasıyla,
Uzun... uzun bakarsın.
Çok geçmez; kan kokar, barut kokar odan.
Kuşlar, ürkerek havalanır ansızın
Bir ağacın yapraksız, kuru dalından.
Sonra sabah olur elbet,
Acı bir siren sesiyle irkilir mahalleli.
Zilin çalmasını bile beklemezsin;
Kayıtsız, sessizce uzatırsın ellerini
Kapında beliren o solgun yüzlü adama.
Suç sabit, neden belli...
Haliyle kısa sürer sorgulama:
Sen katil, bense azmettirici...
Beraberce gireriz o soğuk dama.
İstersen gerisini yanına geldikten sonra anlatayım,
Şu an koğuşumdan koğuşuna, gizlice tünel kazmaktayım...
Kayıt Tarihi : 22.07.2005 21:31:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




TÜM YORUMLAR (3)