Her yolculuğum yalnız bitiyor
fakat her cephede senin kurşun seslerin
yer yarılsa burdayım diyor yalnızlık
anladım kaybediyorum bulmaya kalmadan seni
gözlerimi götürmüşsün nasıl göreyim?
ne kadar çocukmuşum Musa
bu manzaraya yazık
gülüşüme konan kuşları kovalarken
her çeşmede akıp giden ellerim miymiş
ya sen nasıl görmedin
yanımdaydın hep zira
ey, kaçırdığı trenler durdurulmuş
yine de küsüp arkasını dönüp giden gönlüm benim
umutsuzluk şeytan dan değil midir?
ey, hesabını kitabını kusurlu yapıp
bir yanlışlık olmalıydı ellerimde kaybolan ellerinde
sessizce mevzuyu uzun yolculuklarda kaybeden gidişinden
merdivenleri ağlatan ayakların mı oldu senin
sokakta asılı çamaşırların
gelip geçen insanların anlamsız bakışlarında
anlaşılamamanın verdiği çaresizliğe kaldın mı
gülüşünü yarım bırakıp küstüğünde
kış kapıda
sanki bütün yollar kapanmış
üzüntüsü verdiğini
o bilmeyecek
ve dudak söze küstü bu gün
kalem denizinde
kelam bulamayan kısacık ömrüme
Ey ruhumun da içine giren
Ey beni benimle harbettirip
Güneşin doğduğunu görmeyen göz
Gecenin uzunluğunu nasıl bilir
El yaptım sanır, ayak yürüdüm
tahminen
unuturum gülüşünü
yine de öp
donmadan , ayaz
bitirmeden işimi
doluysa bütün kuytuları gecenin
yol diyorum yol
bir hiciv taşı gibi
güreşirken dağlar denizlere güzelleme
sevmişken böylesi teveccüh
ve ısrarla istenen o eksik dua
derdimin özü sen
bir gün
çıkıp gelsen
böyle nar bahçeleri arasından
ey zeytin ey incir




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!