Gökyüzünde süzülür kuş misâli;
Dev kanatlı o devâsâ uçaklar.
Bir gün onlar ile uçmak hayâli;
Gayri gönlümü de yaz, kış kucaklar.
Mâvi gökyüzü, bulutlar ne hoştur.
Giderken mezara her gün dört nala
Doymaz o aç gözün yığınla mala
Sırtını dönersin dine, kutsala
Topraklar doyursun doymaz gözünü
Hırsın ateşiyle kor gibi yanarsın
Yandı mı lambalardan kırmızı
Pek de zorlar tükenen sabrımızı
Ha yandı ha yanacak derken sarı
Arkadan basarlar hemen kornaları
Yanıverir hasretle beklenen yeşil ışık
Haydi ne duruyorsun bas gaza
Gün gelir tükenmez denen
kalemler bile bir gün
tükeniverir ansızın
İnsan hayâtı da bir
tükenmez kalem misâli
Gün olur bitiverir
Hey gözünü sevdiğim İstanbul
Ucu bucağı olmayan koca şehir
Önce; taşın, toprağın altın dedik geldik sana
Sonra; taşını, toprağını çevirdik hep betona
(29 Aralık 2006/ İstanbul)
Çalınır tatlı bir ezgi
ruhumun ıssız sokaklarında
En sihirli sözcükler dalgalanır
kor gibi yanan dudaklarında
Bir bûse yer etsin
al al olmuş yanaklarında
Tâze bir bahar yeli gibi esip girdin gönlümüze
Nice güzellikler kattın dünümüze bugünümüze
Hep neşe ve mutluluk getirdin sazımıza sözümüze
Yeni bir gelin misâli süzülüp girdin yüreğimize
Sana hep gıpta ile bakar sevgi dolu gözler
Ne bir rengi ne bir kokusu var
Neye koyarsan koy ona sığar
Güneşte tükenir azar azar
Ondan faydalanır tüm canlılar
Gözlerine başka bir göz değmesin
Ellerine başka bir el değmesin
Kimse seni benim kadar sevmesin
Yüreğine başka sevdâ girmesin
Dünyâda hiç yoktur senin gibisi
Dertlerimin tam içindeyim
Gecenin saat ikisindeyim
Uykusuz kalmışım
Gözlerim perîşan mı perîşan
Beynim yorgun ve düşüncelerim
Solgun mu solgun




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!