Upuzun yoldan geldim, çok yorgunum hancı,
Değil bir hikâye, roman yazarım şimdi.
Ne olur sorma bana neden, niçin, nasılını;
Gönlümün limanından ummanıma geçerim.
Konuşmaktan çekildim sükuttur lisan aksan
Her aşığa giydirilir tevhidden hırka ihsan
Hayat öğretmiyor yaşanmadan öğrenmeyi,
Gel gör ki nardan soba yakarken insan tenini.
Ey kader... Ey kalem! Saymadım ki ellerini
Kaç badire köprüsüydü üzerinde durduğum!
Hangi dağın arka yüzü görünmüştü sana...
İftirayla süslü yalanların limanımda,
Ne bedenler batırdın mazlumun sen sol yanın da
Ummanımda yapayalnız öksüz yetim kaldım şimdi.
Korumak uğruna harcadın belki beni,
Tevhidin Ney Sokağı, itirazım hep sana.
Hâlim selim bir yaklaşım bulsaydın keşke bana;
Naif bir gönlüm vardı, dağ şakisi değildim.
Gülşen'in bahçesinde bir güldüm belki sana,
Kırıldım, taşlandım, deli divane bu yol da
Uyandırdın sen beni şafaksız ve vakitsizce.
Ne diken olmaya geldim,
Ne de gönül yıkmaya.
Bu yük bana ağır geldi,
Ağır geldi bu yük bana.
Yerdeki karınca toprak üstünde beden
Onu çiğnerler neden?
Korumak uğruna harcadın işte beni,
Tevhidin Ney Sokağı, itirazım hep sana.
Hâlim selim bir yaklaşım bulsaydın keşke bana;
Naif bir gönlüm vardı, dağ şakisi değildim.
Konuşmaktan çekildim sükuttur lisan aksan
Her aşığa giydirilir tevhidden hırka ihsan.
Kayıt Tarihi : 18.06.2026 10:53:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!