Tek Mabet Şiiri - Kasım Kobakçı

Kasım Kobakçı
3058

ŞİİR


7

TAKİPÇİ

Tek Mabet

Sırtımızda, merak yüklü heybelerimiz,
İçimizde, keşfetmenin tutkusu,
Aştık sarp geçitleri, deldik sisleri,
Geride bıraktık, serin yaylaları ve tanıdık yüzleri,
Yönümüzü çevirdik, baharat kokulu rüzgarlara,
Güneşin kavurduğu, o kadim topraklara.
*
Varmalıydık, renklerin ve kaosun kalbine,
Zamanın durduğu, o kalabalık dehlize,
Görmeliydik, inançla sefaletin dansını,
Solumalıydık, o ağır tütsülerin,
Genzi yakan, yoğun havasını.
*
Süzüldük, doğunun mistik semalarından,
Bir yanda, uçsuz bucaksız okyanus,
Diğer yanda, efsanelere konu olan,
Masalsı diyarların izleri,
Büyük bir şaşkınlıkla, seyrettik aşağıda akan hayatı,
Tarihin, tozlu sayfalarından kopup gelmiş,
Sanki, devasa bir mozaik gibi,
Önümüze serilmişti, o gizemli coğrafya.
*
İndik, kutsal sayılan o bulanık nehrin kıyısına,
Yan yana dizilmiş, sandalların arasına,
Ayaklar çıplak, bakışlar donuk, tenler yanık,
Karıştık, sınıflara bölünmüş o insan seline.
*
Dumanlar yükseliyordu, suyun kenarından,
Ölülerin külleri karışıyordu dualara,
Veda ediyordu ruhlar, fani bedenlere,
Yaşamla ölüm, iç içeydi bu garip atmosferde.
*
Soylu rahipler, oturmuştu piramidin en tepesine,
Altlarında, savaşçılar ve zenginler,
Onların altında, iş yapan esnaflar,
En altta ise, gölgesi bile haram sayılanlar,
Dokunulması yasak, kaderine terk edilmiş yığınlar.
*
Sokaklar, kemikleri sayılan çocuklarla dolu,
Kutsal hayvanlar, el üstünde tutulurken,
İnsanlık, batıl inançların gölgesinde üşümekte,
Gerçeği örten, o kalın sis perdesi,
Zihinleri uyuşturup, çaresizliği beslemekte.
*
Yüzyıllar evvel, sarayını terk eden o münzevi,
İncir ağacının altında, gerçeği arayan bilge,
Başkaldırmıştı, bu acımasız çarka,
Söylemişti, huzurun kaynağını sessizce.
*
Şöyle seslenmişti takipçilerine:
Arzularınızdır size, acı veren zincirler,
Kurtulmak isterseniz, bu sonsuz döngüden,
Söndürün, ihtiras ateşini içinizde.
*
Bugün, safran rengi örtülere bürünmüş rahipler,
Hala mırıldanır, o eski öğretileri,
Altın heykellerin, soğuk bakışları altında,
Yine de, daha merhametlidir bu yol,
Savaş çığlıkları atan, diğerlerine kıyasla.
*
Sonunda tırmandık, dünyanın çatısına, o buzlu zirveye,
Baktık, aşağıda karınca yuvasını andıran o karmaşaya,
Ne efsun kaldı geriye, ne de büyü,
Rehberimiz, sadece akıl ve mantık oldu,
Anladık ki tek mabet, şu ihtişamlı tabiatın kendisi.

Kasım Kobakçı
Kayıt Tarihi : 4.1.2026 21:02:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!