Sen ey vefakâr cefakâr kudretli dostum
Göğün tatlı kralları gibi açıktı kanatların
Dostlarına güven düşmanına korku salan sen
Bir hoş seda esintisi bırakmakmış meğer
Bende kalan izlemlerinden gerçeğin.
Sevdiklerini an be an anan
Üzerlerine titreyen sen
Eli kalem tutan ozanın körpe coşkusuna
Karanfiller tohumunu döken sen.
Çakmak çakmaktı bakışların tuncu eriten
Ezildikçe ezilen örste dövülen
Kara yazgısıymış kaderin acı cilvesi
Gül tanesi ellerin dikenli yara umuda bulanmış
Sarsılmaz yüreğini ortaya seren sen.
Umursamaz tavrın rüzgârları aşındırır
Derin nehirleri kürürken
Yansıtmazdı aynalar dahi ah... O mahzun hüznü.
’’An be an değişen kasvetli halim
Ruhuna bandığım anne yüreğindenmiş meğer.’’
Sen ki asil yüreğinde...
Oğul dağları barındıran sen.
Yolların kayganlık geçit vermeyen sisli dağlarmış
Kara bulutlardan köpürmüş bulanık sel
Kurumuş bastığın çamurların kayıp izleği
Viran bir şehri andırıyor sokaklar
Gülkurusu sarı sayfalarına yazılmış hasretin...
Cehennem ateşini içinde eriten sen.
Tek damlası dahi kanlı yasını andırırcasına
Kükreyip aktı ıssız nehirlerle
Çöl kumsalına yazılan bu yazgı
Yazan sen.
Hatırlıyorum karşılayışını eceli
Vakur, endamı duruşunu yansıtmıştı şimşeğin
Alın çizgisine düşen alevi
Azrail’ine gülümsedin o an
Doğmuştu yüzüne dolunay
Tanrı şahidim ki ecel şerbetini
La ilahe illallah diyerek,,,
Tek nefeste içendin sen.
Müslüm BayramKayıt Tarihi : 26.4.2021 12:27:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!