Mahmurlaşan gözlerde her bir hüzün güncesi,
Ümit yeis arası aşığın güvencesi,
Hüznü uzakta değil içimizde ararız.
Aşkı hüzün tadıyla karıştırıp kararız.
Elemi eğlenceyi hüzünlerle sararız.
Kafdağı ötesini içimizde ararız.
Gel ey kalemim sana dertlerimi anlatayım,
Ben bunaldım birazını da sana satayım,
Başkasının derdi benimkinin yanında az,
Beni şimdi iyi dinle de birer birer yaz,
Araya yıl girse de,
Ben seni seviyorum.
Düşman bize gülse de,
Kıymetin biliyorum.
Gündüzüm sen, gecem sen,
Gözlerinde güneşler gülüşün çiçek çiçek,
Sevginin doğduğu yer yüreğin kadar gerçek,
Bir salkım kır çiçeği, bu sevdadan geçecek,
Dikenler arasından sana güller gelecek,
Gözlerinde güneşler beklenen gün gülecek
Evimizin önünden geçen yol
Hiçbir zaman ayırt etmez sağ-sol
Üzerinden geçer her çeşit kul
Kimi evli, kimi bekâr, kimi dul
Bihaber üzerinden geçenlerde
“Bu şiir Ukbe bin Nafi Hz.lerine ithafen, yeni yetişecek Ukbe bin Nafilere, adanmıştır.”
Sür süvari atını, göğe uçup kanatlan.
Sür süvari atını, var maveraya atlan,
Simurgları geç, ulaş Kafdağı’nın ardına,
Uzaklardan uzağa, essin saba rüzgârı,
Nar bakışlı ufuklar, meşalesi yak bana,
Bir nazenin rüyada bulursun şehriyarı,
Hayal iklimlerinden o kadar uzak bana.
O sevdanın yolunda biçare mi biçare?
Dünyanın en nadide çiçeğidir öğretmen
İnsanlık meşalesi çerağında en etmen,
Gönüllerin mimarı özden olan eğitmen
Sevgi öğretmen demek
Bilgi öğretmen demek
Sarı saçlı kız, sanki mücevherdi.
Seven kalbiyle eşsiz cevherdi.
Onu görünce neşem geri geldi.
Çünkü ruhuma meltemce eserdi.
Sarı saçlı ela gözlü kız geldi.
Mezopotamya kan gölü olmuşken,
Batı Türkistan’da çiçek solmuşken,
Keşmirde zulüm dizboyu dolmuşken,
Eğer Müslümansan uyuyamazsın.
Töre diye bir bayan ah! Ederken,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!