“Sıladan ayrılışın Otuz beşinci yılına”
Karabasan gecede, hasret haddi aşınca,
Yılların tortusuyla, gözden yaşlar taşınca,
Özlemin acı hazzı mahkûm olur gurura,
Zaman bir erozyondur, ömür alır yaşınca,
Dağlar seda vermeli, vermeli yar vermeli.
Neşemi de görmeli, görmeli yar görmeli.
Vadilere inmeli, inmeli yar inmeli.
Ormanlar da sinmeli, sinmeli yar sinmeli.
Sular derin akmalı, akmalı yar akmalı.
Akşamın kızıl ufku, çökerken bacalara,
Ruhların yalnızlığı, akseder goncalara,
Melalin ateş hattı, kervan karıncalara,
Giden geri dönmez mi?
Asi rüzgâr dinmez mi?
Bahar olmuş, güz olmuş kime ne?
Yokuş olmuş, düz olmuş kime ne?
Ben binlerce dertleri çekerken,
Elli olmuş, yüz olmuş kime ne?
Kara olmuş, ak olmuş kime ne?
Kimi yağmur gibi her yere yağar.
Kimi de anadan şanslı doğar.
Kimi ne yapsa kıymeti bilinmez.
Kimi de bir hiçtir kalpten silinmez.
Kızlar kızlar
Canım kızlar
Sızlar sızlar
İçim sızlar
Dağlar dağlar
“Hz. Âdem’den kıyamete kadar gelmiş, geçmiş ve gelecek tüm şehitlerin ruhlarına ithafen”
Yüce emirle dağı dümdüz eden şehitler,
Karanlık geceleri gündüz eden şehitler,
Siz onları ölü sanmayın onlar diridir.
Pamir platosu’nda bir Türk’le bir Çin’li pazarlık yapar.
Her ikisinin de zarar edeceğim diye ödü kopar.
Pazarlıktaki takasın konusu, yoğurt ile ipektir.
Asya’nın bu iki kahraman, cömert iki ferdinin gözü pektir.
Günler değirmen taşı gibi dönüp zamanımı çaldılar.
Saçlarım dağların zirvesindeki karın rengini aldılar.
10.11.2007
CEVHERDEN GERDANLIKLAR
Gönlüme kayan yıldızlardır gözlerin
Yoluma diktiğin taze fidanların
Her gün ve her gece sulayan
Kalbimin en ıssız köşesine ulaşan
Yeşilin en nadide tonu gözlerin




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!