Şelale gibi akmak, ağlamak istiyorum;
Çünkü geride kaldı sevgili ve de dostlar,
Dere olup hırçın hırçın taşmak istiyorum,
Allahaısmarladık sevgiler mutluluklar...
Yırtılıyormuş gibi ağlamak istiyorum,
Göğsüme baharları doldur anne,
Gökyüzünde kuşların uçuştuğu,
Sonra minik bir kızın sevincini,
Doldur, içinde güllerin koktuğu.
Her gün akşam hüzün çökerken bedenlere,
Aşk bir yağmur gibi dökülür beldelere.
Bir kalbe ok misali sessizce girince,
Çarnaçar kalır kalp hüzün kapı dışarı...
Nasıl düşeceksin sen gönlümden,
Bir Asma Yeşim kadar güzelken?
Sana az kalıyor gül-i endam,
Yanında yıldızlar dökülürken!
Nasıl çıkacaksın sen kalbimden,
Şuramda bir dağın ağırlığını taşıyorum,
Masum çocuklara uzatılmış günahkâr eller,
Yıldırımın taşa çarptığı gibi çarpıyorum,
Neyi görüyor belirsiz, belli belirsiz gözler.
Ciğerimde bir aşkın acısını tadıyorum,
Âh ne kadar efsunkârsın,
Ben sana o kadar yanan,
Sen güzellikte fevkalbeşersin,
Bense güzelliğine feveran..!
Sensiz hiç tadım yok, canım çok, çok sıkılıyor;
Güllerim soluyor, ay pencereme vurmuyor;
Gel, kurtar beni bu sefaletten bu cefadan;
Gel, karahindibalar uçuşsun arşa arzdan.
Sen olmayınca yüzüm hiç, ama hiç, gülmüyor;
Gitme kal bu diyarda, göğe çıkalım senle;
Aşkımızı ıslatan bulutları tutalım.
Güneşi soğutalım, bir öpücüğümüzle;
Kar olup yeryüzüne sevgimizle yağalım.
Gitme kal bu diyarda, koşalım sahillere;
Vurgun olamıyorsun,
Terleyip yorulmadan.
Düze çıkmıyor gönül,
İnsanlara vurmadan.
Yeni bir güne daha uyandım,
Güneş de doğmuş elhamdülillah,
Ama hep bir şey eksik kalıyor,
Yepyeni günde ve güneşte de,
Sensizim, ortalıkta kalmışım...




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!