Kaçasım var dünyanın en ucuna,
Uzağına, karanlığına saklanasım.
Atasım var parça parça hasretini,
Acısını, yalnızlığını bedenimin.
Dağıtasım kollarımı, gövdemi,
Unutamayan beynimi sökesim var.
kaç bahar gördü bu yürek?
hepside kışlara sırnaşık...
dayan diyorsun, sabret!
takvimde kalmadı ki yaprak,
daha ne kadar sürer bu hasret?
korkuyorum,
kaç bahar geçti, kaçtı uçtu,
gökyüzüne saklandı falan...
güneş yaktı ellerimi,
ellerim cebimde değildi...
kaç bahar göçtü göçüyle,
göçebeydi aşkın yüreğimde...
kaç gönül toprağına ektim seni
ve kaç farklı iklimde büyüttüm...
sabırla su verdim,
yorulduğumda bazen yağmurlara bıraktım,
kuruduğun da oldu, boy verdiğin de...
...
kaç kez gönderdim geri,
dilimin ucuna gelenleri...
korkuyorum sövecek
gelmişine geçmişine de,
açacak seninle aramızı diye...
Kaç zaman geçti hayallerimizden vazgeçeli,
Çocuk sesimizle ağlayamadığımız kaç zaman oldu.
Ne zamandır silinmiyor gözyaşlarımız,
Kaç zaman ağlamaya utandığımız.
Başımızın okşanmadığı, düşüp dizlerimiz kanadığında,
Korktuğumuzda, çaresiz kaldığımızda
kader oyunları içindeyiz,
bir büyük labirent...
önümüze düşen karelerden,
biraz da nefsimize uyarak,
seçtiğimizi de sanarak
ilerliyoruz ufak ufak...
kafama sıkılmıştı onbeşimde,
kurşun değmemişti beynime.
hem öksüz hem de yetimdik,
efsunluyduk o yüzden belki de,
Allah korumuş dedik geçtik...
sol göğsüme sıkıldın onbeşimde,
kalma buralarda artık git,
toparla neyin var neyin yoksa.
sana ait değil bu hatıralar,
bu şehir çoktan unuttu seni...
kalmamış ışıltısı sokakların,
ayak izlerin silindi silinecek.
bir daha geçmeyeceksin belki,
yüzünüde, teninide unutacağım,
hiç salmadığın saçlarınıda...
mesela ne renkti gözlerin?




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!