o kadını gördüm geçen gün, köprüaltı iskelesine inen o taşlı yokuşta
adam soluklandıkça sanki onun göğsünde daralıyordu nefes
gözlerinde bir çalıkuşu tedirginliği, uçmakla kafesine dönmek arası o kanlı araf
bir adım atsa, adamın sırtındaki o "kara çocuk" ceketine sığınıp kederi bölecekti
bir sussa, koca bir şehrin enkazı ikisinin de kaburgalarını kıracaktı
yakasını kaldırmıştı o da rüzgâra, üşümekten değil, fırtınaya kapılmaktan korkarak
korkuyordu galiba, saklıyordu titreyen ellerini paltosunun en derininde
adamın dudaklarındaki o kanı çekilmiş, sessiz zemzemeyi duyuyordu çünkü
kendi kalbindeki fay hatlarını sarsıyordu adamın iskeleye vuran her adımı...
onun lügatinde sevmek; bütün kıbleleri şaşırmak, o ateşe gözü kapalı yürümekti
oysa o, göğsünü paramparça eden bu devasa aidiyete ağlayarak barikat kuruyordu
ne çok istiyordu adamın o hesapsız, o ağır yalnızlığını şefkatle omuzlamayı
bir gün vestiyerde unutulacak o ceketi, kendi elleriyle usulca çıkarmayı
ama yutkunuyordu... dudaklarına kadar tırmanan o vuslat duasını
keskin bir jilet gibi, kanata kanata geri itiyordu ciğerlerine
adam iskelede karanlık sulara bakarken, o köşebaşında kendi uçurumundan düşüyordu
o kadını gördüm geçen gün...
henüz o büyük ihtilalin cesaretiyle adamın ellerine uzanmamıştı
ama bir adamı, sırf o sevdanın tam kalbinde boğulmaktan korktuğu için
kendi sızısını ondan saklayıp, uzaktan uzağa
en az onun kadar paramparça seviyordu.
Kayıt Tarihi : 11.05.2026 01:58:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Seni, aramızdaki o mesafenin her santimini sızlayarak özledim.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!