Tutuşmadan canda kuşku çerağı
Tevekkül dağında yele ver gitsin
Zâyîdir dikene, sabrın ırmağı
Açılsın çemende, güle ver gitsin
Ya nicedir gönül kuşu, göster vurayım
İster tene kafesleyip ister vurayım
Yâr yolunda arsız yüzüm, dökülmüş sıva
Pişmanlığın harcı ile astar vurayım
Kaçıncı vuruşu akrebin
zamanın nabzında seni?
Kaçıncı beşler gelmediğin
bu kaçıncı altılar?
umudundan vurulmuş bir hergele,
dişliyor şahdamarını eyyamın
bir hergele çığrtkan tonda
tınısız nâmeler sürüyor dile
güz arığı taylar gibi yabani
Saçlarında sonbaharın kızılı
Savruldukça yüreğimi tel vurur
Bakışların kaç asırlık buzulu
Eritir de iklimimi sel vurur
Gül dalına nispet eder bel ince !
bir düş mesafesi değil mi
senin ayrılık dediğin
sıkma canını birader !
hem nedir ki vuslat
toplasan kaç amin eder?
Kimliği belirsiz birkaç düşünce
Yağmalar aklımı cemre düşünce
Hangi yel söndürür, küller bu hârı
Kütüğe düşerken takvim, baharı
Kimliği belirsiz birkaç düşünce
Hayaller yekpare, geceler uzun
Uykular umarsız beşe bölünür
Ruhumda dörtnala rengi sonsuzun
Bir yanım boyuna düşe bölünür
Ne düzleri aşar, ne yokuşları
ve ansızın bir bulut gelir
bütün yağmurların bozar kıyamı
erguvansız bahçeler ne bilir
vehim midir eylüller,
rüya mı?




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!