Son gördüğüm kutsal olan ;Gözleriniz..Sizin ırınız benim gülayım, gönül ergensi onmazları tilciklere giydirmektir; Boran kış kasrlarından uzak dalgın iki koy arasında çapa bırakıp yönsel bir kargaşa içine girmezden, poyraz öncesi gemilerin seyirlerin de...
Bulutsu akşamüstüler koyun grisini ve mavisini martı döşlü ğöğün alıp giderken hayretim olan,bir ara sevi düşen davranışlarımıza engin hoşgörüyle yaklaşıp duru tadını birbirimize yansıtmamızdır.İşte o an ne seneler öncesinden siz bana tanışsınızdır nede ben ılgımıma ozanımdır....Ve hatta bana sizin teninizcesine kokan duygularımda yitirmiştir kendisini.Öyle ki alav alav asfaltların yalıncak ayaklarımı yalayıp geçtiği denli acılarımın birinci dereceden unsurlarısınızdır....Neden mi ? Son gördüğüm kutsal olan;Gözleriniz..Ve ben onlara bakarken ölür gibiyimdir.
Sonra dişlerimiz de kemirirken mağrurlaştırdığımız elmaların dallarından koparılışlarıyla yada yokluğun boşluğunu bilirsen eğer., ansıyabileceklerinin en derin kısmına çivileyip, günlük olayların tuvalin de ki yanyana duruşlarımızın kadir kısmetsiz zıtlığıyla ayrılırız ikimiz. Bilmem sizin sarı saçlarınızın dip aralarını irkiltip,damarlarınızı yığın dem dolduran ve ayırdına varıldığında bitevi göz yaşı dökülen ömür parçasıyla özdeşiyor mu bu duygu ? Ama ben bu tür ayrılışlarda terinizin bir damlasını andıran taraflarınızı götürüyorumdur hep, odunuz baskın verirken içip rahatlamak için....Şimdi de susuzluğumun, kurumasının damarlarımın, kofulaşmasının dallarımın, sararmasının yapraklarımın birinci dereceden unsuru olmuşsunuzdur artık. Neden mi ? Son gördüğüm kutsal olan; Gözleriniz... Ve ben onlara bakarken ölür gibiyimdir.....
Saç soba ve kozalakla ısınan
sarhoş adam
onun daha sarhoş kedisi,
dışarıda
karanlık bayramı,
Ayanda al,alnında yeşil,
dudağında mavi.,
gün oldu kanatıldım
gün oldu parçalandım,
ağır hüzzamını çalıp
kaçıp gittim bir başıma
Yoruyor artık
çok yoruyor beni,
çalıyor gözlerimden
gece uykularımı.,
şu zehir zıkkım
bel ağrısı;
Muktedirsindir hudutlarıma
Fazlalık mıyım hudutlarında
Bahar meşkeder belki
İntizarında akşamların...
Su-i niyet arama
Arkadaşım:
Zaman ilaç falan değil
zaman bucaksız yol
meçhule varılır diye..
Bir yerden sonra ayırt edilemiyor
Dün gördüğüm de
sizi,
yorgun duruşunuz
gündelik olayların
sonu gibi.,
fesleğenler
Sonsuzluk yoktur
her gün her ay ve her yıl
sona atılan adımlarındır..
Sevda ?
Sevda bu yolculuğun
virane ömrüm deli rüzgarlara takılır
akşam ezanında anne kokusu dağılır etrafa
çocuk kirlerim elim ayağım
bil ki mesudum şimdi o masum mektuplarda...
sen bana yaz ben okuyayım




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!