Takvimlerin Yaz Devrimi Şiiri - Alper Tu ...

Alper Tunga 3
80

ŞİİR


3

TAKİPÇİ

Takvimlerin Yaz Devrimi

yıl olmuş fi tarihi yazmış yine biri
tek yok devrim... ha! bir de ortaya çıksa..
gülmeyeceğim, gülmeyeceğim de aslında
biz devrildik be oğlum! vay anasına!

Mithat! gidin silin şunu
biz emekçi adamız bırakın sağı solu

gözüme de ilişiyor aslında
yazı aynı... aynı yazı
yani; aynı kişinin el yazısı sanki

günler, yazılar, sloganlar...
yaz ortası ve gizemli bir el yazısı
Allah affetsin!

günler sonra; gariplikler başladı
bir adam getirdiler toz revan üstü başı
fabrikada bulmuşlar...
yeşil parka... uzun fauller, bıyıklar...
benim gözümden de kaçmaz ama
boya tenekeleri, fırçalar....öyle diyorlar.

Nihat! adama yeni elbiseler verin
karnını doyurun! sorun! öğrenin!
Ayık Sami burada oğlum!
yüzüne bakmadan gönderdi demeyin.

bütün kahvehane başımızda
herkes soruyor. sormakla da kalmıyor.
herkes bana bakıp bakıp
kim bu adam? diyor..

Köksal hanım geldi bekleyin!
bu kadının karşısında.
mevsim yaz olsa da
ceketsiz, paspal, avare...kalamam
yani; ona saygımdan.
saygımızdan be oğlum!
bakma öyle ceketimi getirin!

Köksal hanımda dondu kaldı
al buyur buradan yak şimdi

Feridun?
Feridun!

Feridun diyor! bu adama... ulan!

Feridun diyor eline sarılıyor
Köksal hanım! Köksal hanım?

bırakın beni!!
bana dokunmayın!

konuş benimle neredeydin!. anlat bana
sana mektuplar yazdım neden dönmedin.
öldü dediler... Feridun! ne yaptılar sana
Feridun diyor! bu paspaye adama

ulan Sami hatırlasana!
Feridun bu be! hay senin aklına

Köksal Hanım!
Köksal Hanım!

Feridun kafayı çizmiş hatırlamıyor.
Köksal Hanım bir koşu elbiseler getirdi
o elbiseleri bile hala saklıyor. demek ki
silin ulan şu gözlüğü!

yeminle gözümde canlandı şimdi mazi
ulan Feridun!
bu Feridun benden de az karpuz çalmadı
o kamyoneti kollamaktan uykularım kaçardı
ulan karpuzuna da! kamyonuna da!

Feridun oğlum! neredeydin?
ulan! yıllar oldu be!
sen nerelerdeydin?
zeytin! zeytin diyor.
oğlum zeytin getirin.

zeytin zeytin değil ki... hay aklıma!
o zeytin; o zeytin değil.
eski arkadaşı... arka mahalleden
lakabı; zeytin.

Köksal hanım ben ve Feridun gittik o eve
fotoğraflara bakıyor yok!
Köksal hanım mektupları okudu yine yok

konuş be oğlum!
Feridun anlat işte!

Köksal hanımın sevincine mi ortak olayım
üzüntüsüne bir teselli sunayım
ortadan ikiye çatladım.

tesadüf Köksal hanım dolma sarmış.
Feridun da yedi içti dolmaya baktı...
Feridun'un devreler fena yanmış
yanmış... yanmış da

bakışlarında uzun uzun boşluklar
saçlarında aklar çoğalmış.
bir tek o uzun faulü kesmemiş.

Feridun çok severdin hatırladın mı?
Fırının arka tarafına saklardım
arkadaşlarınla gelirdin... hatırlamadın mı?

Feridun? sen beni unuttun mu?
Feridun! beni hatırlamadın mı?

Köksal diyor be!
Köksal!

Köksal hanım ona sarıldı
ulan! duvarda ki fotoğraf bile sallandı

ekmek istiyor...
sen verirsen çalmış sayılmam!

Köksal hanımı hala fırıncının kızı
ve o hala yetmiş sekiz... sanıyor zamanı

tamam! Feridun diyor.
gözyaşını siliyor.

Köksal hanım;
bu oyuna sevdası içim devam etti
Feridun her yere yazdı çizdi
yaz ulan benim için de yaz!

Mithat! akşam silin o yazıları

Köksal yine ona yemek getirdi
yine ona ekmek verdi
Feridun o yıkık fabrika da sabahladı
ellerini parkasının cebine geçirdi

sanki aylardan şubat
yıllardan da yemiş yedi de
vay anasına! ulan! vay anasına be!

evet!
Feridun o eve gelmedi, gelemedi
o evi aklından silmiş, silmişlerdi

neredeydi bir sır,
ne oldu o da bir sır
ama eğer devrim diye bir şey varsa

o devrimi de yine...
Köksal hanım yapmıştır.

eğer; tek yol devim ise
Köksal hanım o yolun ta kendisidir

Alper Tunga 3
Kayıt Tarihi : 16.07.2026 21:26:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!