Her söz erbabını sanma sühendan,
Sükut sandığındır alâ sühendan.
Sürmelidir yarim sürmelidir,
Çağırıram, çıkmaz içerden,
Demir kapıları siyah sürmelidir.
Sürmelidir yarim sürmelidir,
Giderem, bakmaz ardımdan,
Susan ne çok şeyler anlatır,
Yorgun, umutsuz ve dahi yılgındır,
En çok da kendine asi ve kırgındır,
Bir kere, karşılıksız seven kalbine dargındır.
Susan aslında neler neler anlatır,
Sus, birşey söyleme.
Susuşunda ne çığlıklar sırlanmış,
Ne kadar kendine desen de: "Sakın belli etme",
Görüyorum, his ediyorum, biliyorum.
Çünkü susuşumda da aynı çığlıklar sıralanmış,
Şimdi çok daha iyi anlıyorum,
Nerede süvarin kızıl kısrak?
Hangi vatan yamacında şaha kalkarken düşürdün sırtından?
Hangi ihanet çukuruna takıldı ayağın da tökezledin?
Söyle süvarisiz kısrak,
Nerede kılıcı, martinisi serdengeçti süvarinin?
Aslında hiç bir şey için acele etmeye gerek yoktu,
Talih, kader bildiğini okuyordu zaten,
Türlü sıkıntı, hastalık yanımıza kâr kaldı,
Bir de saçlarımızı beyazla değiştirdik,
Boşa telaştı, ölüp gidecektik zaten,
Kazandığımız bizden sonrakilere kâr kaldı,
Gözlerim rast geldi sana,
Bir çift alev topu attın bana,
Yakıp küle çevirdin beni,
Merhamet bile etmedin cana.
Söyle ey sevgili bana
Hasret çekmeyen gözde kanlı yaş,
Acı çekmeyen gönülde hicran olmaz.
1
Ben aşığı gözünden tanırım
Ben yananı özünden tanırım
Sahte seveni sözünden tanırım,
Yüzü aya benzer,
Gözü maya benzer,
Sözü çaya benzer,
Yalnız ben göreyim,
Bakan nazar eder.
"Taş kalplisin" diyeceğim sana
Ama taş bile sıcak yuva yapıyor,
"Kalpsiz" diyeyim en iyisi sana,
Çünkü belli ki sol yanında bir şey atmıyor .




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!