Şuanlık yaşamak makul.
Bana en çok kim yakıştı diye sorarsan ben demezdim
Çünkü sana aşkın insana titrediği yerden baktım
Ama yaşam üzerime kılınmasın
Ve kendi içimde saltanatım sürsün
Ama sana uzunca bakıp kaderimi söndürecek yine bendim
İbrahim’in ateşi tanımadığı o çağlardan beri
Musa’nın denize olan kini
Yusuf’un kuyuya olan hasreti
bu asır,yakamı bırakmayan putlarla dolu
Ne önümde eğildi o nemli, o kibirli caddeler
Gel
yaz yağmurunda beraber ıslanalım,
Bekliyorum seni hâlâ,
kupkuru rıhtımlarda.
Sevda yelleri,
Göğsümde çağların yorgun iziyle
rüzgarı bile geride bırakan kuşun
Akşamla sabah arasında sıkışmış bir anda
Konduğu dalda bir sır gibisin
Sessizliğimin içinden kopup gelen
Bozar insanlar bozar
Gün gelir her şey ölür
Yağmurun gazabından kurtulmak için
Çentik çentik tükenir bir gün yapraklar
Nafiledir çabam belki
Yazgımın bana el verdiği kadarsam.
Uğruna ecel telleri döktüğüm sevda
Başka birinin yazgısında yazılıysa.
Bu rüzgar, benden başka yelkeni yıkamaz
Beni savurur,gider boğulurum denizinde.
Gözlerimi kapattım ruhefza
Göremiyorum senden başka bir şeyi
Seni düşünürken gecenin karanlığında
Tuttuğum dilek yüreğime kaydı
Herşeyin farkındayız
Bölük bölük terkediyoruz şimdi
Üstümüzde taşıdığımız soğuk en soğuk kırmızılar
Şakaklarımızdan dökülüyor
Elimizde bizi mutlu eden yaz yazgısı
Soğuk en soğuk yazılarla yazıldı alnımıza
Üstümde bir soğukluk var vaveyla
Bir soğukluk titreyen yüreğimde
Gözlerinden çıkıp gelen soğuk
Benim yüreğimi çiseledi.
Köhnedim ben vaveyla
Ben hangi rüzgârın avuntusuna kandım da
Yarına dair bütün soruları susturdum
O,güneşe göğüs gerip yanan çocuk
Neden Bir ağacın gölgesine muhtaç bıraktı kendini
Bir ezan vakti kadar yakın bana gerçekler




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!