Eskiden mektuplar gelirdi sararmış zarflarla,
Bir hasret kokusu sinerdi satırlara.
Postacının sesi bayram gibi düşerdi sokağa,
Şimdi bildirim sesleri vuruyor kapımıza.
Mürekkep lekesi taşıyan o titrek cümleler,
RAPSODİ
Saten çarşaflarda başlar serenad,
Ritm tutar tenimiz, aşkın balad.
Neşter gibi işler dudakta tutku,
Sensin bu operadaki baş rol, mutku.
Yıllanmış şarap gibisin sevgili.
Yaşlandıkça güzelleşiyorsun.
Resimlerindekinden çok daha güzelsin.
Sensiz olan her resim boş benim için
Sensiz geçen bunca zamana yazık.
Kuytu bir köşede iki dost bekler,
Biri dilsiz kağıt, diğeri camda saklı renk.
Biri zihne ince sızılar ekler,
Diğeriyle bulunur ruhtaki o ahenk.
Eskimiş yapraklar açıldıkça derinden,
Sen çölde bir ömür saklanan gizli bir pınarsın,
Gecelerin koynunda doğan nadide baharsın,
Gökyüzü bin yıldız serse erişemez ışığına,
Yeryüzünde tek olan, eşsiz bir diyarsın.
Gözlerin bir çeşm-i giryân, bakışın cana şifâ,
Sende buldum her nefeste bin huzur, binbir safâ.
Gönlümün tahtında sensin, eyleme asla cefâ,
Ben seni ey hüsn-ü aşkım, pek gönülden seviyorum.
Ruhuma ilham verirsin, sanki bir nûr-u ayn,
Varlığın devlettir bana, yok cihanda sana payn.
Sen likör gibi tatlı,
tekila gibi çarpıcı,
viski gibi asil,
konyak gibi sıcacık,
huzur arıyorum gönlümün kuytu ücralarında
'maalesef ' diye bir kelime yok benim litaratürümde
aklımı fikrimi çelen kadın
taşıyor yüreğimde zapdedemediğim bir duygu
Ben bilirim sensiz geçen gecelerin ızdırabını
Sabahı zor ettiğim gecelere küfrederim.
Gecelerde tanıdı seni.
Omuzlarımızdaki melekler sevişmemizi günah yazmadı
Gittiğin günden beri kalbimde durur sızın,
Kışa döndü aniden hem baharın hem yazın.
Silinmiyor ki zihnimden o en son fısıltın,
Kaderin çizgisine boyun eğdi bu aşkın.
Yollara baka baka gözümde yaşlar kurur,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!