aynaya baktığımda bitkin bir surat
bana yaramadın ki sen hiç elli yaş
içimde bir korku var iniş son sürat
düşerken gözlerimden geçen elli yaş.
Su kadar aziz,
Su kadar güzel di.
Daha on dördünde evlendirildi.
On beşinde kucağına aldı ilk bebeği.
Kocası kendisinden 17 yaş büyüktü.
Ama Seher’i severdi.
yürüyorum
aklımda kadim bir aşk
v
e
yüreğimde ayrılık artçıları
…..Bu yürek hala canlı
Akreple yelkovanın buluşma anı
Uçuşa hazır kanatlar çırpınır ya hani...
İşte o an iliklerinde duymalısın
Ve dinlemelisin iç sesini...
Her insanın konuşur sol böğrü.
Bak etrafına, sevgiyle yeşerir her şey.
Engeller sevgiyle kalkar aradan.
Ne güzel yaratmış seni beni yaradan,
İçindeki sevgidir insanı insanca yaşatan,
Ne fırtınalar ektin sen Ayzıt
Ne fırtınalar biçtirdin.
Yine de uslanmadın, delirttin.
Önceleri parıltınla büyüledin evrenimi,
Toprak gibi berk,
Toprak gibi yumuşak,
Toprak gibi verimli olmalı insan,
Çiğnendikçe sertleşen
Eşelendikçe yumuşayan
Duygularının varlığıyla zevk veren
iki farklı fener...
birisi el feneri elden ele gezer
birisi duvarda çivilenmiş, insanları süzer.
duvardaki kurulmuştur süslü bir rafa
yan gelir yatar insana baka baka
Tane tane uçarken göklerden yere.
Tüy kadar hafiftiler tüy kadar ince.
Bak çevirdi çehreni beyaz bir güle
Tane tane uçarken göklerden yere
Kalan günleri bırak, nen kaldı ki bir düşün?
Nasıl oldu evrenin nasıl idi dün düş ün?
Ruhuna şöyle bir sor, zamanda nasıl doldun?
Deme sakın! Ne zaman yarım asırlık oldun.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!