Sevmeyeceksin…
Öyle her önüne geleni…
Var olmalı içinde bildiğin bir cevheri…
Özü temiz, sözü güvenilir olmalı sevdalarının…
Ters geldi mi yapılanlar…
Vurmalı masaya yumruğunu....
Elinde bir adres kağıdı hararetle bir yer arıyordu.
Gözleri gözlerime dokunduğunda
Henüz tanyeri yeni ağarıyordu.
Oğlum Musa Dermancı fırgır sokak no altı dediğinde
İşe gitme acelemi bir kenara koydum ona baktım.
Kimseler ne arar oldu, ne de sorar beni,
Tam on dört yıl olmuş annemi defin edeli.
Akşam anne yarısı teyzem aradı beni.
Gözüm doldu ağladım duyduğumda sesini.
Ne anılar var ne de resim kaldı pederden,
benim için hediyem
inan geldiğin gündü
o gün eğlendim güldüm
o gün gönül sümbüldü
şimdi gitmek istersin
Sonunda anladım yürek loş iken
Okyanusun ortasında küreksiz bir sandalmış insan.
Pusulasız,
Rotasız dolaşırmış hayli zaman.
Bir iz bir fener ışığı belki anlatır geçmişini an an
Sonra o geçmişin istilasına uğrar da liman, liman,
bu hayat böyle dostum
herkes bir gün gidecek
divan durup huzurda
elbet hesap verecek
iyilikle kötülük
Evimizin sağından bir nehir akar
İçinde enva çeşit balıklar var.
Issız gecelerde coşarken sesi
Şakıyan bir bülbül olur nefesi
Emirdağ’ın başı ağrır dumanlı
Zor olurmuş meğer dosttan aralı
Gözlerimde hep yaş doğdum doğalı
Söyle atalarım nerde Emirdağ
Dedim gideyim sılayı rahime
Yer yuvarlağı hiç durur mu? Döner…
Kuşkusuz her yaşanan sonuna erer
Kendini boşuna harap etme gülüm.
Hayat bu, her keder zamanla biter…
Zamanı bilinmeyen tek şeydir ölüm.
Gözlerimiz yürekte buluştuğu an,
Duyguların dorukta olduğu andır.
Kim olduğunuzu hiç umursamadan,
Sevip sevildiğimiz nadir anlardır.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!