Karıncadan peygambere verilen öğüt,
Beş metre kefen, üç metre göğün.
Hesabı var mı dünün, bugünün?
Verilir mahşerde gırtlaktan sözün.
İsraftan, hayadan bilinir işin,
Muhtemel bir kentin en varoş sokaklarında,
bir gece yarısı
elimde kandil,
boşluğu arar gibi yazıyorum.
Az önce
boğazımda düğüm olan özlemin
Canı burnunda kelimelerimle, canı çıksın dediğim insanların yarışındayım. Boynumdaki salıncağı ve çocukları kenara aldım. Şimdi tam iki küreğimin arasına senden yadigâr kalan bıçakları, hatırladın değil mi? Evet, tam oraya giyotini kurdum. Her gün bileylediğim ucuyla selamlıyorum seni. Boşa geçen iki yılıma kusura bakma diyecek kadar utanıyorum kendimden. Başıboş düşlerim, ergen huzurum ve sen. Üçünüzü de bir hoşçakala sığdırıyorum.
Gerçi bu kadar kolay bırakılacak biri değilsin. Fark ettin mi? Adam diyemedim. Bir zamanların şah-ı revanı, gül yüzümün, gözlerimin inci maviliği... Bu kadar ihanet sana hangi atandan kaldı? Bir türlü doyamadığın sevdaların... Söylesene hangisinde benim ismim vardı? Evet söyle, hangi fahişe gönlün seni zorluyor böyle ayakaltı sevdalara? Bıçak altı bir kemik kınında değil. Canı cehenneme aşkların. Kaç yatakta, kaç perdesiz gönüllerde peydahladın kişiliğini? Sana yakışacağını bilsem, al şu şerefi de derdim.
Beni nereden vuracağını çok iyi biliyordun. "Zannettim ki..." deyip bastırıyorum içimdeki zanları. Sabır da yoruluyor bazen. Geç kalman değil, sorun gerek kalmamandı. Sana demek geliyor içimden; çıktığın onca seferden kaç kere yenildin? Senin de gövdeni ayak altına alıp ezdiler mi? Sen sevdayı bulamayan, hep yanlış insanlara denk gelen... Hatta evet evet, sen kalbi temizsin değil mi? Kuyruğu dik tutuyorsun. Haklısın. Kimse de bilmeyecek emin ol.
Senin için gözlerine papatyalar koyanlar da bir o kadar komikler. İlk idam sehpasında ben vardım değil mi? Kolayca unutulabilecek... Ve benle benim bilmediklerim. Ah sen, benim safkan gönül atım... Bedeninde hangi papatyalarda şahlandın?Neden Bu kadar yanıldım ve yanılgılarımla sınandım bilmiyorum. Ama bir zamanlar seni Allah'tan isterken eğilen başım, bir daha hiçbir kul için secde etmeyecek diye tekrarlıyorum.
Evet, tam da o yaştayım. Her şeyi anlatıyorum. Tümcelerim benden daha hızlı yarışıyor. Sen benim kendimle aramı bozdun. Ritmi bozuk bir kalple bir ileri bir geri yaşıyorum. Gövdem, sen aklıma gelişinde her defasında yüzüstü düşüyor.
Senden sonra tövbelerimin bile sesini kaybettim. Abdesti bozuk saati şaşkın zavallı. Sana inanmış olmam yüzünden her gün içimde binlerce çocuk katlediliyor. O kadar mı acıttılar diyeceğim seni de... Senin anlaman deve ile hendek arasında kalıyor ve kayboluyor.
Uzun zamandır konuşmayan bir yaranın başına oturur gibi adını içimden geçiriyorum.
Ne sevda kalmış elimde, ne de seni geri çağıracak bir ses.
Düştüğüm zaman kanayan dizlerime kendim üflüyorum.
"Uf oldu," deyip de kapına gelmiyorum.
Arada geliyor aklıma, ama susuyorum.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!