Ritim diye tutturmuş, kıvranıyor hocası.
İcap ettim velhasıl yoğurdum acıları.
Lakin sönük kaldım beyitte, hiç de sevmem baharı.
İçimde kaldı, lanet gitsin; kim severmiş uyağı.
Bu davar kim ki, çalarmış dağı sabahları.
Ahulardan pişmanmış, istemezdi akşamları.
Ağlarmış onlara, yakarmış ahmak ağıtları.
Davarına figanmış, anlamamış dudakları.
Şakaklarına mıh çakmışlar, gece boyu kanardı.
Sabahında yine medeniyet diye yanardı.
Dokundun ya, zati davasından pişmandı.
Sevdayı rüzgârdan arar, savrulup kanardı.
Bir zakkum severdi; beyit beyit yazardı.
Peyâmını seher vakti mürşidine atardı.
Mürşid ne bilsin; uyak diye yanardı.
Bilmiyor ki çüzzamın yaraları sızlardı.
Sitemimi mazur gör, seni kızıl bakışlı.
Deme sonra: davar geldi takıştı.
Derler belki Emre mürşidine karıştı.
Âlemi de çok sevmem; sitemime alıştı.
Al sana ima, al sana imla, alsana dedim çarıklı!
Anlamıyorsun ki huzur başından aktı.
Sararmış yaprak misali, nafile muallaksın.
Deli derviş cemalin, mürüvvetten uzaksın.
Kayıt Tarihi : 29.03.2026 08:49:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!