Unutursun…
Bir gün, evet, unutursun…
Çünkü her akşam
gölgesini mor sularda bırakan bir hilal gibi
aşk da çekilir gecenin içlerine.
Ve gök…
o hasta ve solgun gök,
yıldızlarını birer birer düşürürken
hangi hatıra kalabilir ebedî?
Bir çocuk sesi geçer uzaktan,
bir yağmur diner tenha bahçelerde,
ıslak toprakta ince bir buğu yükselir…
Sen bir an durursun;
kalbinin içindeki o eski sızı
sessiz bir sandal gibi
karanlık kıyılardan uzaklaşır.
Eğer o gün
bir istasyonun sarı lambaları altında
“Hoşça kal…” deyip gitseydim sana,
kalabalığın içinde ellerimiz
bir sonbahar yaprağı gibi ayrılsaydı,
sen yine yaşardın.
Belki bir şarkının kırık nağmesinde
yüzüm geçerdi bir an;
belki dumanlı bir gecede
adımı hatırlatan gölgeler düşerdi masana…
Fakat sonra
rüzgâr alırdı hepsini.
Çünkü insan,
evvela kaderine boyun eğer;
sonra susmayı öğrenir.
Bir akşam olur,
ruhunda yanan kandiller söner usulca…
Ve unutmak,
eski bir akşam gibi iner gözlerine.
Ben de nihayet
bir hatıra kadar uzak,
bir hülya kadar silik kalırdım sende.
Kayıt Tarihi : 12.04.2007 12:38:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Selamlar.
İsmailoğlu Mustafa YILMAZ
Saygilarimla
Rengincik
omrunuz bereketli yureginiz ve kaleminiz uretken olsun.
saygilar
TÜM YORUMLAR (49)