Şiirlerimin Kahramanı Şiiri - Nimet Öner

Nimet Öner
593

ŞİİR


89

TAKİPÇİ

Şiirlerimin Kahramanı

Şiirlerimin kahramanı

Önce sana olan güvenimi ilmek ilmek söküp aldın ruhumun ellerinden,
O gün bu gündür güven sınır dışı edildi bilincimin cumhuriyetinden.
Biliyorsun ki, sevgi güven güneşiyle büyüyen bir çiçektir!
Güneş ısıtmasa, çiçek solup dökülür dalından.
Sonra sesimin rengini değiştirdin
O sana seslenirken,
yıldızların şarkısına eşlik eder gibi nağmelenen sesimi.
İsmini söylerken gülümseyen mavi saçlı çocuğun ses tellerine konan bütün kuşları ürkütüp kaçırdın, susturdun cıvıltılarını.
Bakışlarımın sana değen telli duvaklı harelerinde oynaşan ışıkları söndürdün bir bir.
Şimdi leyl leyl bakıyorum etrafa.
Karanlık darbe yaptı bakışlarımın değdiği yerlerde.
Sonra her bakışında, her acı sözünde yüreğimde boyun büken çocukların gözyaşlarına karıştı serçelerin gözyaşları.
Beynimden yüreğime doğru sökün eden sorular sorular ahh cevaplarını bildiğim,
bir türlü kendime bile itiraf edemediğim sorular.
Aslında her sorunun cevabı "sevdim" olmasına rağmen hep sustum, çünkü seni sevmekten gitmiştim.
Uzaklaşmıştı yüreğim ellerine gözlerine
Suskunluğuna şiirler yazdığım adamın menzilinden
Uzaklaşmıştı çoktan.

Sonra bir çift söz düştü dilime, ellerine sağlık dedim ne güzel öldürdün içimdeki seni
Zorlanmıyor değilim insan kolay kolay vaz geçemiyor yıllanmış alışkanlıklarından
En zoru da ne biliyor musun kimse anlamasın diye yüzüme astığım şapşal tebessüm maskesi altında nefessiz kalan acı mimik her yalnız kaldığımda salya sümük ağlıyor pişmanlık duygusuyla.
Akan gözyaşları gamze çukurlarımda toplanıp boynu bükük menekşeler büyütüyor,
Sonra kendi kendime diyorum ki, bir insan neden birinin pişmanlığı olur bu kadar sevilirken
Bazen rüyamda rüzgarlı havalarda odamızın penceresine değen incir ağacının tıkırtısını duyuyorum, hemen uyanıyorum sağ tarafıma bakıyorum, ölmüşlüğünü görüyorum boylu boyunca
Hemen sol tarafıma dönüyorum
Tevekkeli değil insanın sağ tarafının geçmişi sol tarafının geleceği temsil etmesi.
Yüzümü geleceğe çevirip geçmişi hiç yaşamadım sayamasam da susuyorum derin bir sessizlikle
Senden kalan herşeyi dağıttım bir kriz anında
Teslim ettiğin şarkıları rüzgâra verdim dün akşam üstü
Rüzgâr bir sokak sanatçısının ellerine bıraktı usulca.
Fotoğrafları, mektupları bir kibrit çöpünün insafına bıraktım
Küller uçuştu boşluklarda
Şiirlerin gizinden bir bir çıkardım ismini
Aynanın buğusundan sildim silüetini
Sesiz dualarımdan çıkardım seni
Yüreğimde Bir mezar yaptım sana
Üzerini örttüm yanılmışliklarımla
Sen aslında içimdeki seni öldürerek bir tek katil değil insanlık suçu da işledin aynı zamanda
İyi niyeti suistimal suçun var
Sevgiyi kötüye kullanma
Lânet ediyorum karşılaştıran zaman dilimine
O şehre o caddeye
içtiğimiz o ilk kahveye
Sonra diyordum ki ellerine sağlık ellerine, ne güzel öldürdün içimdeki seni
Sen şiirlerimin kahramanı, kahramanlar ölmez diyordun ya,
hani?
Neyse geçelim bunları
Yüreğimin batısındaki mezarlıkta bir kişilik yer vardı nasıl da yakıştın oraya
Güneş vurmaz, güller açmaz,
Çocuklar geçmez, kuşlar ötmez,
Gökyüzü yeryüzünü gözlemez, mavi uğramaz, hep karanlıktır orası, hep sessiz bilesin..
Hayal katilleri umut tacirleri
inkarcılar isyancılar,
Azılı hırsızlar sinsi akrepler
Maviden kaçan sürüngenlerle dolu. Orası cehenneme açılan kapının yolu.
Hem öyle altı ay gece altı ay gündüz de değil
iklimsiz mevsimsiz ışıksız bereketsiz saatsiz zamansız kitapsız şiirsiz susuz kıraç bir yer
Yani dedim ya çok yakıştı sana çok

Azra Nimet Öner

Nimet Öner
Kayıt Tarihi : 27.03.2026 22:40:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.
  • Kulak Misafiri
    Kulak Misafiri

    Daha bu akşam, 2 hafta önce bana içimdeki seni öldürdün demiş olduğu bir mektubu elime geçti. Bu şiir onun sözünü hatırlattı. Belki onun da içinden düşündüğü böyle acı ayrıntıları var. Ben.. yalnız kaldım dünyada, o kadar yalnız kaldım ki.. benim bir hayatım yok. Seviyorum bile demiyor, belki şımarmayayım istiyor. Belki de üzülmeyeyim diye.. umudum olmasın yanlışlıkla diye.. hiç ilgim yoktu çoluk çocuğa.. milletin çoluğunu çocuğunu, aile olmak kavramını da kıskanmaya başladım. Benim bir hayatım bile yok ki.. herkes aile oldu. Ben tek başıma ihtiyar oluyorum. Torunlarım da gelmeyecek bayramda diye düşünmeye başladım. Onun yokluğu içindeyim, ilgiye bile ihtiyacım olduğunu bilmiyor belki de.. derse gidiyorum, yaşıtım kızın 3 tane çocuğu var. Sağından solundan yapışmışlar ikisi, ailesi, yuvası var. Çok acayip, değil mi.. onun için değerli olduğumu hissetmeye ihtiyacım vardı. Çevremde insanların bulunduğunu düşünse, belki kıskanır, sahip çıkan duyguları varsa, hissederim, sahip çıkılmaya da ihtiyacım var, yok gibi durmaya çalışsam da. Ben onu bekledim. Bana ısrar ettiler, sadece görüş dediler, kimseyle işim olmadı. Onu umutsuzca bir yerlerden çıktığını geldiğini düşünerek hayal ettim zaman zaman. Beni o kadar da kıskanmayacak kadar da boş vermediğini, bütün kalbiyle bana sahip çıkan, beni tam benimseyen duyguları taşıdığını hissetmek istemiştim. Ben yalnız olmadığımı hissetmek istemiştim. Sarılmasına ne kadar ihtiyacım var, bilmiyor. Bir sevgiliye sarılmak nasıl olur, hayalden başka bilmiyorum. Elimi tutsa nasıl olur diye hayal ediyorum. Elimin tutulmasına ne kadar ihtiyacım var, bilmiyor. Bekleyince de değeri olmuyor kadınların. Kafalarından ihanet icat edip yapıştırıyorlarmış meğer. Değer görmek değil, değersiz görülmek için beklemişim. Bana göstermek istedikleri kişilerin zorla fotoğrafını gözüme soktuklarında, merak edip de bakmadım bile. Ondan başka herkes boş tip gereksiz tip, hatta tipsiz benim için. Bir de ihanet muamelesi görmek için aç susuz beklemişim. Erkek adam hanımına sahip çıkmak onun görevi iken, beklemek ihanet olmuş. Ahım dedi ilk bulduğumda uzun sabırlarımdan sonra sabırsızlığımla koştuğumda. Benim ahım hiç yok. Erkek olup da sahip çıkmamış, dünyada beni yalnız bırakmış, ihtiyacımla sarıp sarmalanmaya olan ihtiyacımla sabretmişim, aile olduğu resimlerine bakıp dönüp yalnızlığıma umutsuzluğuma, kuruyup soluşuma, sabretmeye devam edip, geldiğini hayal edip, yokluğunda kurumuşum, solmuşum, onu bulunca sabırsızlığımla, ahım deyişi yerine, yokluğumla karşılaşırsın varlığımın kıymetini bilmedin deyişinin yerine onu görünce geçti deyip sarılmasına ihtiyacım vardı.

    Cevap Yaz

TÜM YORUMLAR (1)