Şiirlerimin kahramanı
Önce sana olan güvenimi ilmek ilmek söküp aldın ruhumun ellerinden,
O gün bu gündür güven sınır dışı edildi bilincimin cumhuriyetinden.
Biliyorsun ki, sevgi güven güneşiyle büyüyen bir çiçektir!
Güneş ısıtmasa, çiçek solup dökülür dalından.
Sonra sesimin rengini değiştirdin
O sana seslenirken,
yıldızların şarkısına eşlik eder gibi nağmelenen sesimi.
İsmini söylerken gülümseyen mavi saçlı çocuğun ses tellerine konan bütün kuşları ürkütüp kaçırdın, susturdun cıvıltılarını.
Bakışlarımın sana değen telli duvaklı harelerinde oynaşan ışıkları söndürdün bir bir.
Şimdi leyl leyl bakıyorum etrafa.
Karanlık darbe yaptı bakışlarımın değdiği yerlerde.
Sonra her bakışında, her acı sözünde yüreğimde boyun büken çocukların gözyaşlarına karıştı serçelerin gözyaşları.
Beynimden yüreğime doğru sökün eden sorular sorular ahh cevaplarını bildiğim,
bir türlü kendime bile itiraf edemediğim sorular.
Aslında her sorunun cevabı "sevdim" olmasına rağmen hep sustum, çünkü seni sevmekten gitmiştim.
Uzaklaşmıştı yüreğim ellerine gözlerine
Suskunluğuna şiirler yazdığım adamın menzilinden
Uzaklaşmıştı çoktan.
Sonra bir çift söz düştü dilime, ellerine sağlık dedim ne güzel öldürdün içimdeki seni
Zorlanmıyor değilim insan kolay kolay vaz geçemiyor yıllanmış alışkanlıklarından
En zoru da ne biliyor musun kimse anlamasın diye yüzüme astığım şapşal tebessüm maskesi altında nefessiz kalan acı mimik her yalnız kaldığımda salya sümük ağlıyor pişmanlık duygusuyla.
Akan gözyaşları gamze çukurlarımda toplanıp boynu bükük menekşeler büyütüyor,
Sonra kendi kendime diyorum ki, bir insan neden birinin pişmanlığı olur bu kadar sevilirken
Bazen rüyamda rüzgarlı havalarda odamızın penceresine değen incir ağacının tıkırtısını duyuyorum, hemen uyanıyorum sağ tarafıma bakıyorum, ölmüşlüğünü görüyorum boylu boyunca
Hemen sol tarafıma dönüyorum
Tevekkeli değil insanın sağ tarafının geçmişi sol tarafının geleceği temsil etmesi.
Yüzümü geleceğe çevirip geçmişi hiç yaşamadım sayamasam da susuyorum derin bir sessizlikle
Senden kalan herşeyi dağıttım bir kriz anında
Teslim ettiğin şarkıları rüzgâra verdim dün akşam üstü
Rüzgâr bir sokak sanatçısının ellerine bıraktı usulca.
Fotoğrafları, mektupları bir kibrit çöpünün insafına bıraktım
Küller uçuştu boşluklarda
Şiirlerin gizinden bir bir çıkardım ismini
Aynanın buğusundan sildim silüetini
Sesiz dualarımdan çıkardım seni
Yüreğimde Bir mezar yaptım sana
Üzerini örttüm yanılmışliklarımla
Sen aslında içimdeki seni öldürerek bir tek katil değil insanlık suçu da işledin aynı zamanda
İyi niyeti suistimal suçun var
Sevgiyi kötüye kullanma
Lânet ediyorum karşılaştıran zaman dilimine
O şehre o caddeye
içtiğimiz o ilk kahveye
Sonra diyordum ki ellerine sağlık ellerine, ne güzel öldürdün içimdeki seni
Sen şiirlerimin kahramanı, kahramanlar ölmez diyordun ya,
hani?
Neyse geçelim bunları
Yüreğimin batısındaki mezarlıkta bir kişilik yer vardı nasıl da yakıştın oraya
Güneş vurmaz, güller açmaz,
Çocuklar geçmez, kuşlar ötmez,
Gökyüzü yeryüzünü gözlemez, mavi uğramaz, hep karanlıktır orası, hep sessiz bilesin..
Hayal katilleri umut tacirleri
inkarcılar isyancılar,
Azılı hırsızlar sinsi akrepler
Maviden kaçan sürüngenlerle dolu. Orası cehenneme açılan kapının yolu.
Hem öyle altı ay gece altı ay gündüz de değil
iklimsiz mevsimsiz ışıksız bereketsiz saatsiz zamansız kitapsız şiirsiz susuz kıraç bir yer
Yani dedim ya çok yakıştı sana çok
Azra Nimet Öner
Nimet Öner
Kayıt Tarihi : 27.03.2026 22:40:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




TÜM YORUMLAR (1)