Yetmiş yaşında bir sokağın,
Öksüz çocuğuyum bu gece,
Islak sokakların şiirini yazdım hece hece,
Bir şâir'in gölgesi öptü saçlarımı,
Köşede bir kedi, belli ki firarda,
Korkudan büzüşmüş kaldırımda.
Ey Şehr-i İstanbul
Şimdi letâfetini tasvirleyen bir şiir yazayım desem,
kelâmlarımın eli ayağına dolanır lâl olur güher-nisâr kalem,
Daha ilk mısranın kollarında can verir cemâli solgun her hecem.
Ayakları çıplak,
Bir kadın dolaşıyor,
Dolunayın en işlek Sokağında.
Savrulan saçları,
Okşuyor, nemli gözlerini,
Mutlu ol, çiçek ol, can ol,
Masumiyetin yüzüne gamze ol,
Kuş ol, gökkuşağı ol, gün ışığı ol,
Lakin,
Hiç kimsenin kalbine kambur olma!
Kamburu çıkmış bir akşamın,
Dalgın gözlerinde kaldı aklım.
Öylesine güzel,
Öylesine buğulu ki!
Saçlarında,
en sevdiği çiçekli tokası,
Sen,
Kanadı yaralı kuş,
Umudun çırpınmak mı,
Uçmak mı?
Vatanın,
Kan revan yollar, kıyamet mi koptu!
Canlar gidiyor, insanlık sana ne oldu!
Kalpler atmıyor, benizler soldu
Sussun artık cellatların kılıcı
Dayanamıyorum, dinsin bu amansız sancı!
Yürekler oldu yangın yeri,
SEN BİR GÂİB BÜLBÜL İDİN YÂR!
BENSE ATEŞ-İ SEYYÂLENİN OTAĞINDA AÇAN O NÂR-I GÜL!
MUHÂBBETİN BÂDESİNİ NÛŞ EYLEDİKÇE ELLERİNDEN DUDAĞIMDA MİSK-Î AMBERLER AÇAR!
SEN GÖKYÜZÜMDE ÇIRPINAN MÜRG-Î BÂL ŞİKESTE İDİN YÂR!
Sahra çölünün mistik şehri,
Kırmızı masalım...
Ey Marakeş!
Kızıl saçlarını savur, kumlarda,
Efsunlu güzelim!
Kirpikleri ıslak kadın,
Koşuyor,
Karanlığın kuytusunda,
Kaybolmuşluğunun ardından...
Nereye, kimin ardından
Bilmeden ve sormadan...




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!