Bâzı vasıfları oldukça azdı
Parayı görünce azdıkça azdı
Kendi mezarını eliyle kazdı
Bir vurdu bir vuruldu niyâzi.
Bilmem ne yoluna gitti niyâzi.
Azımdım çoğumdun bir bana özgü
Dilimde türküydün sazımda ezgi
Sanma ki mutluyum yangınım gizli
Gizli yanan ateşin közü olmaz.
Diken olsan vazgeçmezem gülümden
Geldik olduk doğduk hani ansızın
Esiriyiz nefis denen kansızın
Hayâlleri suya düştü cansızın
Bir "KIL"köprüden geçip gideceğiz.
Büyük küçük hatâlarla bezenmiş
Âhır bu zamanda cümle nâs pul'cu
Derdine devâmı sağcı ve solcu
Dünyâ bir güzergâh insanlar yolcu
Geldikleri gibi göçüp gittiler
Nice kan akıttık yer meydanına
Haktan gelen her bir şeye
Boyun eğer kalben sözüm
Beni sende yüce Mevlam
Var eylesin iki gözüm.
Malûm olan her nesneye
En sâdık tâkipçim ezelden beri
Gün vurdukça çıkar er meydânına
Neyimiz kalacak ecelden geri
Mevlâ kabul etmez her meydânına
Derd-i tabîbimden yazılı belgem
Tevâzu terek altında
Her mevzû yürek altında
Marazî dilek altında
Umuda yetişemedim.
Kalkmıyor masalardan
Hayâline daldığım o gül yüzlüm geldi yâ,
Zümrüt bakışlı gözler yüreğimi deldi yâ.
Ne benim ürkekliğim, gölgemden korkuyorum
Çekilir gibi değil kendime soruyorum
Azgın bir suyun tâzikliğinde
Hayâl teknesinin gövdesindeyim
Fazla yakınlığın uzaklığında
Umut ağacının gölgesindeyim
Ne dert uzak bana ne derman yakın
Geldik derim zevk sefânın kastına
Nefsimiz bürünmüş haram postuna
Aşk'ı muhabbetle sarıl dostuna
Sabah gördüğünü akşam gömmek var.
Dünyâ çıkamıyor harp krizinden,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!