Kağıtlarla helalleşir ellerim
Kalemlerle fikir suçu işlerim
Dökülür Türkülere gülüşlerim
Fren tutmaz şiirlerim dillerim.
Nasıl gönlüme gam yerleştiririm
Köftelerde et yok, dondurmada süt,
Anam! kalçam gibi şişirilmiş but
Nasihat almayan dinler mi öğüt
Haram giren evde huzur olur mu?
Çiçekte aroma boşa arama
Mevsim bahar ama hava ayazdır
Allâhım bu duâ bu bir niyazdır
Tarihi yeniden Türklere yazdır
Gâlîp et Allâhım nolur gâlîp et !
Yüce Mevlam senden şudur dileğim
Benim derdim seni bağlamadıkça
Kalbinizi îman dağlamadıkça
Huzur-u mahşerde gülmez yüzünüz
Gözlerinizden gâm damlamadıkça..
Neme lâzım! cılık arşa değerse,
Zamâne dünyası dönerse çarkı
Kan ile göz yaşı doludur arkı
Bu da bir zalıma yakılan türkü
Söyletir sana bana gam değirmeni
Ne baharlar gördüm nede yazları
Âlem seher vakti telâş içinde
Meşgalesi ayrı ayrı biçimde
Yürüyorken ince bir tel sicimde
Gâm üstüne gâm yüklenmiş gidiyor..
Altın olsan değerin yok sarrafta
Köyümüzden kaçıp göçüp geldik de
Dağını taşını özledim gardaş
Dostlarla arayı açıp geldikte
Hasretle yüreği közledim gardaş.
Baba ocağını viran eyledik
Selam verdi gelip sordu
Gardaş yolculuk nereye
Koca şehir beni yordu
Yolculuk dağ taş dereye
Bu şehirden uzaklarda
Ey bana bakmaya cüret eden sen!
Bakma! Et kemikten hâsılı suyum
Çünkü ben bu gözlerle görünmeyen
Gaybi âlemlerin bir yolcusuyum
Gönüllerde semâ dönen rânâyım
Oğuzlardan kayı olsun boyumuz,
Emmi gardaş dayı dolsun toyumuz.
Çınlatsın dünyayı duysun soyumuz,
Altaylardan varıp size geleniz
Zûl ehline verilmesin sayımız,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!