Hor görmeyin beni.
Ayrılık nedir bilmem ben,
aşkın da acemisiyim zaten.
Nasıl gidilir bilmem…
Başkası nasıl sever insan?
En sevdiğine bir kalp
Yemyeşil bir bahçede,
İhtiyar güvercinin hikayesini anlatıyor güller.
Karanlık bir alemde..
açılmayan kapılara çilingir oluveriyor ellerin.
İstanbul koca şehir,
Bostancı caddesi'nde bir bahçe,
Daha kavuşmadan ayırdı Kader,
Mecnun olsam çöller yeterdi,
viran etti kör olası gözlerimi.
Kalp yangınımdan geriye kalan küllerim bunlar savura dursun rüzgar.
Hülyalı bir şehre vedadır bu,
depremdir kainatım deprem!
Kahretsin.Ağlayası şarkılarda kahkahalar atıyorum, azıcık dibi gelse,ağarmış saçlarımın..siyaha boyuyorum.Bir sürü hikaye aldım, hergun birini yaşıyorum.Büyük çukurlar açtım kapı eşiğine, dehliz sanıp üstünden geçiyorum.Kapı duvar görmüyor gözüm, herşeye kafa tutuyorum.Doktorda ne çare; sigaramdan medet umuyorum.Ah! kafamdaki sesler, her yerde seni görüyorum.Dön gel! yanık sineme revami bu? aklıma mukayyet olamıyorum. Doktorda ne çare; ben seni unutamıyorum.
Karanfil kokuyor akşamlar, hüzünlü şarkıların bestekârıyım... Sarılmak dediğin sıcaklık var ya; haykırışıdır özgürlüğümün. Bir damla unutmaktır acıyı, içimde ağlayan bir çocuk... Yetimdim, şimdi öksüz esareti kaplamış göz kapaklarımı. Öylesine yorgunum bu akşam...
Yine bir sarhoşluk var üstümde, unuttum melodisini aşkın. Bu mızraplar başka bir tele dokunur mu? Ah şu gurbet! Bırakır ruhumda ılgıt ılgıt esen yelin yerine közlerini. Karanfil kokuyor akşamlar yâre... Bir selam götürse rüzgâr, başka türküler dolansa dillere... Bu derdi anlatmaya vakit kalmadı; gelse belki ömür yeterdi... Bilirsin şu gurbeti... Ah şu gurbet!
Ne güzel kokardı elleri, tutarken karanfilleri... Karanfil kokuyor akşamlar. Karanfil kokan akşamdan, içimde çocuklaşan sevdalık direnişine...
Kauçuklu ayakkabılarım, sokakların ıslak taşlarında seni arıyor.
Her adımımda senin gölgen düşüyor önüme ve kalbim, adımlarını bekleyen sessizlikle doluyor.
Yağmur damlalarıyla ıslanmış kaldırım taşları, bizim konuşamadığımız kelimeler kadar ağır.
Kauçuklu ayakkabılarım beni taşıyor sanırdım; her adım seni biraz daha uzaklaştırıyor.
Çocuktum bir zamanlar.
Birlikte yürüdüğümüz sokaklarda izleri hâlâ çamurda birbirine karışmış.
Nerede o eski nisan yağmurları?
Artık hoş gelmiyor mayıslar.
Aylar birbirini kovalarken siliniveriyor hatıralar,
Eskidendi… eskiden, çok eskiden.
Ne çok yıldız vardı gökte,
Şimdi zor bela meltem görünüyor.
Öyle lay lay lom bir hayatım yok..
derdin tam merkezinde doğurmuş annem,
kendi kendine büyümenin, kendi kendine sırtına yükler yüklemenin, herkese dayanak olup kendine yetememenin ne olduğunu çok iyi bilirim.
Gülüşümü kendime dert edenin tâ kendisiyim ben!
kapı gıcırtısına oynayan, fakat karanlık çöktüğünde gözyaşında boğulan biriyim dedim ya;beni derdin tam merkezinde doğurmuş annem
Kürt kızıyım.. güneşin doğduğu tek yerdir coğrafyam benim dilimde şarkılar ağıt,yakarış, Hasret kokarlar.
Öylesine sessizliğe teslim olmazdım ben, konuşmak en sevdiğim şeydi.. uzun uzun cümlelere sığdırırdım hislerimi,kısa ve öz konuşmak hiç benlik değildi.. dalgalı bir deniz değildim mesela, kıyıya vuran bir balık ,halbuki canı pahasına çırpınarak yine sana gelirdim, alnıma yazılmışsa bu kader gayretim neyedir?şimdilerde eski ben değilim.. noktayı şöyle koyalım cümleye,eskitilmiş bir benden merhabalar diyelim.
Ne şiirler yazdık be azizim,
kimseler özlemden ölmesin diye.
Yürekler kâğıt oldu, aşklar kalem.
Şu imkânsızlık girdabında yandık, tutuştuk.
Taş olsa çatlar; koca kayalar oldu gönlümüz.
Ne canlar verdik azizim,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!