Seyfi Karaca Şiirleri - Şair Seyfi Karaca

Seyfi Karaca

Her ayriligin gerisinden
Tarifsiz yüz ifadesiyle bilinmez viranlari hüznünde toplayan
Ic yakici mor ve kapkaralarla
Boyasi solmus sivasi dökülmüs evler gibi
Dallarin ucu cöl, damlarin üstü tütün duman tarumar temrani
Bagrina basilmadik yer birakmaksizin suyun topragin

Devamını Oku
Seyfi Karaca

Tatil belgelerinin ve beldelerinin kisiye özgü ve toplumuna has KIMLIKLERi yoktur aslinda. Hersey ilgi görme veya ilgi duyma ihtiyacini gidermeye kiskirtilip kamcilanmis serbest rekabetci pazarlamaciligin hususi yapilmis TEZGAH ÜRÜNLESMESINE göre tasarimlanip piyasaya sürülmüs KARTPOSTAL odakli FOTOROMANTIKLIGi cekim merkezlerine doldurup bosaltan ticari maksatli gösterim, sunum, teshir, sergi, fuar, BORSA ve RANTiYE mekik mekanizmasidir.

Bu yüzden de ilk önceligi -götürüsü ve kaybi hangi hayati degerlerin nelerine sebep mal olursa olsun - sunulmus olan sergi fuari ve yüksek kazanc BORSACILIGININ getirisine göre kaynagi tükenmez birikim ve YATIRIM ürünü olarak yaklasilip görülen TURiZM üst baslikli TATiL beldeleri, piyasa raflarinda cesidi müsterisine göre kalabalik ve gösterisli kimliksizligi tezgahlayan SÜPER MARKET alisveris merkezleri gibi, kendini tanimlayan bütün özgün özelliklerini yitirerek beldesine Foto Romantiklik cekip koparma süresi kadar ugrayip gecenlerin heryerden gelip hicbir yere ilisip bulasmayan dag baslari, tepe sirtlari, kayak merkezleri, kule balkonlari, sarp ve sarpa asansörleri, safari turturlari, vadi yamaclari, festival ve yayla senlikleri, irmak akintilari, rafting burgaclari, körfez koyaklari, orman derinliklari, caglayan seyirlikleri, göl manzaralari, kumsal cirilciplakliklari, deniz meltem ve mehtaplasmalari, ickili müzikli sahil ve sokak lokanta barhaneleri, bohem mekanlari, don sütyen gözlük canta ve aksesuar butikleri, dans gösterisli kadin erkek tavlanma ve tavlama kiyi bucaklari, flört öptürme otel motelleri…

Kisacasi elde olan ve olmayan herseyin gercegini hic bir sekilde temsil etmeyen ve sivri yamaclarindan engin derelerine,patika yollarindan cinar kozalaklarina kadar tepeden tirnaga maddi ve manevi bütün karakteristik özelliklerini degismis dönüsmüs plastik cerrahilerin atölye ürünü INSAN bozulmalariyla devrini dengesini saglamis ve yillik YANGIN SEZONU Turizm`kiynen saniye farki olmaksizin es zamanli olarak acip kapayan TATiL beldeleri, oraya hükmeden yol bina havuz havlu sezlong bahce butik teras kapi kilit büfe hol salon raf tezgah oda masa sandalya semsiye mutfak hasir kilim dekor bardak fincan kase canak lamba mum…maddenin her halinden istiflenip istifade etmeye markalasip sentezlesmis envanterlerine mal güc iktidar yetki ve dükkan sahipligi edenlerin cevreyi mekani dogayi dünyayi ve kimligi hicbir yere ait olmayip, herkesin hickimseye ilisip kaynasip benzemedigi kurgusu yazili piyasa piyeslerinden beylik aliskanlik ve beklentilerle meraki ve cazibesi uyandirilmis REKLAM bogumlarinin biraz günes, biraz kum, biraz sahil seyran, biraz denize yaslanmis dagi gösteren ve rihtimi gözetleyen bardak doldurup bosltan acik veya kapali büfelerden sortlu bikinili gözlük arkasi serilip toplanan sofra düzenek, biraz teknede gezi vapurda kuslara yem, palmiyeler altinda degirmenler carkinda kayikta bahcede yahut köprüde gülümsüyor suratli herkesin birbirinden hic farki olmadigi ( herkesten karma bozma ve her yerde her sartta her an hic kimse olmamaya ) hal hareket tur ve terane…

Devamını Oku
Seyfi Karaca

Öyle ki bu karsi saldiri, taaaa Cumhuriyetin kurulusundan beri kokusmus cürümüs torpilci ganimetci aygmaci imtiyazci hileci DEVLET YETKiSiNE cökmüs cöreklenmis BÜROKRASI hurdasiyla eskiyi devam etmekle baslayip, tüm zor güc zahmetli onurlu duyarli cabalarin KÖY ENSTÜTÜLERI`ni yerle bir ederek yerine PEKAKA- FETHULMETAL gündemleriyle tüm hayati cikar cevrelerinin ayak oyunlarina ve tezgah kurup dagitmalarina göre kiskirtip güncelleyip kundaklayarak, bogulup harcanmaya tüm kaynaklarini eritip tüketen; bölgesel savaslarin yerel catismalarini sürekli dert kaygi endise yokluk yolsuzluk korku kabus siddet neftet kutuplasma caresizligi ve sorun artirmaya dönük MEDYA MAGAZIN batakligindan MÜLTECi isgalciligi ekraninda sürüklenip giden ölü hayatin sürdürülemez yikimlarini ve katlanilmaz tenesirini kendi yokluguna bakip seyredip susan AVEME kuponundak etiketine yamali ve yapisik; BOP ESKIYA HÜKÜMDARLIGININ sicilsiz yükünü tasiyip kayitdisi nufusuna hayati pahasina kosulsuz sartsiz kefil olmakta , halden vakitten tiklim tiklim durum devran.

Ne Necip Fazil, ne Nazim Hikmet, Ne Sabahattin Ali ne Sezai Karakoc gibiler vesaireler, MONNA ROZA fotografina duygusal platonik serpintiler bosaltip sergilemekle Kürk Mantolu MA-DONNA resmedilmis duvar posterli MARIA PUTTER karikatürüne romantik agitlar ve acilar yosup yerlestirmek,ardardina ve bitmez tükenmez savaslarin ören veranlarindan eli is tutan bir avuc saglikli nufusu tifus kolera verem cicek sitma gibi gibi gibi saymakla bitmeyen yoksulluk hastalik imkansizlik yilginlik yorulmusluk kitlik ve sefaletin kasip kavurdugu at arabalarina kosulmus kagnilarin cekip cevirdigi tirpan yaba orak borac kuru hasir yavan kazan cirasiz külsüz ocak hacetiyle gücten kuvvetten düsmüs tarla tapan irgatliginin acik kasali kamyonlardan gar kapisina, adresi pusulasiz el yazisindaki otobüsten handan Osmanlinin bütün yikilis ve cöküs süreclerine sebep LIYAKATSiZ-SORUMSUZ kadrolarin tepeden tirnaga tazelenip arinip yenilenmesi icin ve BÜROKRASI suistirmarciliginin soysuz ruhsuz cikar ve ganimet keyfiyetini ortadan kaldirip yeni kurulmus olan TÜRKiYE CUMHURiYETiNi imar ve insa etmek icin bütün yokluk ve kitlik yoksulluguna ragmen devlet imkan destek ve eliyle trenlere binip gittikleri YURT DISI bilgi beceri teknik ilim irfan ögrenimlerini alip getirecekleri yere, ZIL ZURNA fitil gibiligin aksam karanligi yeralti alemciligi Pari `ten Berlin`den yahut MOSKOVA`dan etkilenip HAYALPERESTLiGIN dibine dalarak veya zevk sefa sarhoslugunun kadehinde canaginda yorulup tükenip sizip kalarak, cogu egitimlerini yarida kesip ödeneklerinin son kurusundan sonra egitimlerini yarida kesen; yahut kapildigi siyasi profilin diyeti karsiliginda kadin kizlarla düsüp kalkarak ömrünü orda burda sonlandirip yitiren..kazanilmis Türkiye Cumhuriyeti`ni kendilerine hafif, az, yetersiz, kiymetsiz görüp; calisanlarinin yüzde doksan dokuzu savaslar enkazindan arta kalan ihtiyar topal kadin hasta sayri gazi col cocuk kirsal kesmin ilkel tarimla ve neredeyse fabrika sayisi bir elin iki parmagi bile yapmayan en fazla orta ölcekli körüklerle atölyecilikten öte gecmeyen tikaniklikta; isci sinifinin devrim hayalini MAYKOVSKILERKEN Nazim Hikmet; Fazil Necip`se degisen asirlarin baskalasmis harita eksen ve cografyalarinin yeryüzü gercekligi ve güncel GÜC olusumlarinin ilgilisi alakalisi ve farkinda bile olmadan, BÜYÜK DOGU hayal perestliginin kendinden sonraki nesillere TARIKAT afyonculugunu asilayip aktaran kendi icindeki topyekün ve tüm yazip yayinladiklari külliyatinda hukuktan üretimden paylasimdan adaletten köyden kasabadan ekimden isciden emekten ücretten tek kelime bahsetmedigi dogu bati bocalamasina halki olmayan hece vezniyle, `agzimdan kafa tasimi kusuyorum, ayaga kalk sakarya ` türü kaldirim ve otel odalarini boyadi süsledi. Sabahattin Ali ve Sezai Karakoc`gillerse ustasina tabi üstadina mürit, ordan burdan derleme toplama ödünc ve emanet akil fikirciligin meshur oldukca kendilerine ILAHi söhretliligin makam merci kitle kütle dergi mecmua ve magazinciliginin sponsorlari BANKALAR en basta gelen, ve ne yazik ki Osmanlidan kalan BÜROKRASI artikligiya yoluna devam etmeye sahipsiz - yalniz birakilan Türkiye Cumhuriyeti`nin yikim parcalarindan kendilerini imar ve iskan ettirdiler. Japonlar ve Ruslar`sa egitim icin gittikleri Bati ilim bilim teknik sanat mimar mühendisligiyle, ülkelerini yarinin bugünlerine kalkindiran kadrolarda sorumluluk alip toplumunun ve insanliklarinin kutsal yükünü yüklenmislerdi. Durum hala hic degismeksizin, ( Bop Esbaskanligi hükmünde savrulup sürüklenerek Yeni Osmanlicilik yagma yikimlari Türkiye güncelindeki kistas ve kiyas ölceginde ) kim hangi mirasi almisssa ordan devri devranini büyütüp sürdürmektedir.

Kimsenin… ama sarti kosulu talebi beklentisi umuncasi yakinligi yahut yabancisi kim veya neci olursa olsun hic kimsenin, tarifine tertibine ricasina emrine iradesine ödüncüne tedarigine tesisine kalibina minnetine muhtacina övme kamcilarina havalandirma rampalarina yellendirme tünellerine kiskirtma türbünlerine; degilse elestirel takviyeli tezgah ve fuar destekli tenkit tesvik pirimlerine ihtiyac- gerek duymadan ; ve bütün hayatini esir alan en siradan ilgi tutum tavir duygu düsünce egilim yönelimlerini dahi esir edip tutsak alan mahkumiyetten kendini kurtaramayarak `elalem ne der ` kapsülünde büyük adam pozuna racon ve ahkam kesme cöplügünün kokusup cürüyen kulluk kölelik köhnesini erinip yüksünüp gocunup kayitsiz liyakatsiz lakayitlilige insanligini ezip bozup terketmeden ; zorun gücün yar basinda ucurum kiyilarinda dahi olsa yamacta zirvede sogukta sicakta yoklukta darlikta düzde derinde sirt basinda kuyu dibinde bütün engel cengel yalnizlik olumsuzluk imkansizliklarina ragmen her yerin her sartin tüm zaman mekan tanimlamasini kendi varligiyla özdes deneyimlerle kazandigi bilgi beceri akil fikir sorumluluk özveri paylasim vicdan duygu düsünce bilinc bellek irade azim caba emek cesaret yol yöntemleriyle, danisarak kararlilik gösterdigi ve karakterini kisiligini yasattigi, tüketim piyasasi raf ürünü olmamaya; ve magazin profilli yapay cark cevrimi bozuklugundan üretilip pazarlanan soytari modelligine kozmetik kimyasalli yapmacik gösterisliligin gübrelemis mayalanmis plastik cerrahi foto- montajciligina karsi gösterecegi tepkisel duyarliligin bagisikligi haysiyeti onuru yetkisi dayanikligi ve direnciyle, özgür iradesi yerli yerinde hayatin mutluluk kaynagini doyum noktasini ilim dünyasini ve istikrar zenginligini bulur saglar edinir ve yasar insan .

Devamını Oku
Seyfi Karaca

Baris özgürlük esitlik saygi ve sevgi
Gezip tozarak kendini gösterise sunmanin mecburi muhtaclik halinden
Sayisiz zorunluluklara gebe
Sinirsiz vadesiz bagimliliklara kul köle
Ve hic kimsenin hic kimseyi görüp duyup bilip
Insan degeri ve sifatinda kabullenmeye kesinlikle ilgisi umuru alakasi sifir

Devamını Oku
Seyfi Karaca

Zevki bencil hissi morg
Bütün ipsiz sapsiz sülüklükler onlarin elinin altindan cikiyor zaten
Hesabi verilmeyecek milyoner tirilyoner cok lafi yalan cok mali talan olanin
Dünya yuvarlagini itmedik katillik iteklemedik zorbalik itis kakis etmedik eskiyalik
ve huzursuz güvensiz ucurum birakmayarak
Yikandiginda eli yüzü kir kösnül rezalet mahluk ve kan kusan

Devamını Oku
Seyfi Karaca

Tanımam bilmem etmem
okeyi cokeyi cakayı köçeği külçeyi
Bilirim ki kuşlara bakarak imrenir konuşur öpüşür sevişir insan
Suda köpürüp çağlayan dalgaya bakar yorulan yerini toplar
Gönül hayal hasret ve kalp kırıklıklarını onarır tazelenir
Dağa bakar hiç gelmeyecek olansa bile aşrı diyara koyup giden sefil göç

Devamını Oku
Seyfi Karaca

Güneşin kumaşından giyinmiş
Yağmurla eğleşip rüzgarla koklaşan hayatın yollar üstü muhabbetiyle
Yel eser yol gider insan eskir han yıkılır
Değiştikçe iklim mevsim
Bir eli kestane toplayan bir hali eski baharlarla evinde oturup bekleyen demden devrandan
Çaya bugusu sinmiş efkarlara saki sunarak

Devamını Oku
Seyfi Karaca

Tatil bülteni transit trapez tayyarelem güzergah
Dibi kovugu birbirine benzerligin aynisi
Yerinden sökülüp kökten kazinan dünyayi törpleyip traslayarak
Tarifesi listesiyle yitirilmis özelliklerin sonsuz deger kaybinin
Hazir oldugunda hersey herkes ve heryer,
Turustik borazani cehennem parlakligiyla kendini reklam eden

Devamını Oku
Seyfi Karaca

Olmadiysa sürünerek
Olmadiysa yaralanarak
Olmadiysa yuvarlanip depinerek
Olmadiysa daha cok dert, daha cok azap, daha cok elem keder ve aciya
Hic biri olmadiysa akla sigmayacak hesaba gelmeyecek herseyi
Kendi kendimi iyyce bir kötü edeyim de size kim oldugumu göstereyim

Devamını Oku
Seyfi Karaca

Uzun ve hic dinmeyen bahar sagnaklari döküldü yagdi dünyaya o sene. Mayistan hemen sonra cagla cicege bürünüp boyandi heryer. Ormanda buldugum leylak renkli bisikleti götürüp karakola vermistim, sahibi arandi fakat bulunamadi bisiklet senindir yazisiyla bana devredilen cok vitesliyle dag senin düz benim..
Yüzüne agustos vuran tugla duvarinda dursun istedigim ve eteklerine kadar inen ipek yumusakligi saclariyla bana baktikca sevincin delisini ucurup kanatlanan fotografini cekmistim, elleri hasret koynu, kolu kucagi bahce orkidesi ve su lalesi gibiydi. Onun bisikleti vitessizdi fakat pesinden gidip yetismekte zorlanansa hep ben..
Iskeleler gezdik, sahiller yüzdük, uzak gemiler baktik…topladigi kir ciceklerini ben ona degil o bana, yine bunaltici bir sicak günün bitimine yakin orman sacagindan filiz kopardigina `beraberligimizin hatirasina bahceye dikecegim ` dediydi. Sinirsiz ve kendinden geckin ucaklasmak neyse ordan, serenserpe uzandigimiz kugu gölüne bakan bayirdan kalkip dogruldugumuzda üatümüz basimiz sapsari cicek bulasigiydi. Ev kimsesiz, gece yalniz, biz bize…piyanosunun üstüne sokak lambasindan sizan isiktan baska kimsecikler ne gördü ne duydu..
Ailesiyle kuzeye gittiler yaz bitmeden. `Hamburg`ta büyük gemilere bakiyor ve hep seni düsünüyorum diyordu `
Tebriklerden bu yana zaman, simdi bir tren camindan sonbahara bakiyorken aklima geldi kaldirimda devrilmis bir bisiklet ve her halde kugulardir, `ne cbuk da geldi gecti devirdevran` der gibi dalip gitmisim..

Devamını Oku