Seyfi Karaca Şiirleri - Şair Seyfi Karaca

Seyfi Karaca

Nereye böyle diye her sorana ya kagni bazarina, ya kale icine, ya kazancilara, ya canak cömlekciler ugruna, ya bedesten arkasina veya hepsinden birine günde en az bir defa da olsa kavun bostan haline diyecegi kesindi buralarda bütün günboyu en cok toplanip aksam yorgunlugunu evine götüren Kayseri ahali hayati.
Her semt cagirsan duyacak kadarken. Henüz ekmegi suyu bozulup bulanmamis her mahallede hamurunu herkesin kendisinin eskileyip yogurdugu odun atesiyle pisirip kurtaran tas firinlari varken, ilani atkili omzuna atip belki üc bes sokak ötesindeki dumani üstünde tüten yanik bacalariyla teslim ettigini en gec aksama taze kokusu sokaklari tutan ve insanin icine sinen, ekmek olur dönerdi.
Firini gecip, terziciler sokagindan savusup,liseyi elektirikcileri ve defter -kitap bayisi kirtasiyecileri ve tüpcüleri dönüp dolandiktan sonra, birbiri ardina dizili sayisiz üst bas magazalarini bankalar caddesinden kolonyacilar ve pilakcilar dükkan camekanindan caddenin karsisina götürerek varilan yer idi sebze bostan hali. Boyali boraclari sade canak cölmeklerin yanisirasina gobaladan testiye avanos topragindan gönül verip eli emegi degmis kap-kacaklar, etrafi tek basina bisikletici dükkaniyla kendinden baska hicbirsey olmayan postahanenin hemen yan bazar yeriydi.
Karli kis günlerinde olsun, sagnak yagmur bahar vea kizgin kavrurn yaz veya efil üfül sokaklar süpürüp göcen güz, meydan yeri tiklim tiklim el arabalariyla dolu, en öndeki sirasi gelen olan, gerek kale ici gerek hal bazari tezgahlarinda lambalarini gecenin gec saatine kadar yanik tutup kapisinin kapandigi saati carsi bekcilerinden baska cok az insanin bildigi kendi rüyasinda serilip toplanan düs dünyasiydi.
Kale icinde saticilarin hic dinmeyen ve en ulasilabilir ses yogunlugu yüksekligiyle tiklim tiklim dolup bosalan kalabaligi cagirip kendine seslenen cok sesli bestesiz bir müzik gibi, müsterinin kimdir necidir her bir hal ve haraketini coktan okumus bellemis insan sarrafligiyla bir taraftan elleri devamli tezgah düzer, kese kagidi doldurur, su serper; diger taraftan da hesabini kitabini görmenin gözü kulagi ve kusaginda bagli kirisik burusuk para tomarinin saniyelik islem gören ayiklayicisi olurdu. Ki bu durum halde de böyleydi, at bazarinda da böyleydi, kazancilarda da böyleydi, bedestende de böyleydi, han kapilarinda, kale icinde, düven önünde ve yogun burcun yolboyu caddelerinde aynen böyleydi….
Bazan eline ücbes kurus gectiginde dünya sevgilisi anam, okulluk kumas veya tiggir alirdi. Kaplicarsi girisinden cikisina her dükkandan dükkana `buyrun burda ötekinden daha iyisi ve ucuzu var` cigliklarina yakalanmadan gecip gitmenin asla mümkünati olmadigi gibi, insani icine saran taslar duvarlar hic farkinda olmadigi derin bir seyrin icinden gecercesine hic bilmedigi zamanlarin yolcusu olurdu. Galiba kisiye rahatlik veren, hicbirsey ödemedigi halde karsiliginda cok sey alan, yapmaciksiz insan halini bütün saklisiz ve perdesiz birlikte meydan olup kalabaliklastigi seylere cisimlere ve oluk oluk akan, ayin acici hareketlilige göz ve gönül doyururdu. Bu yüzden hicbirsey kacak kaypak veya kacamakliga vurmaksizin satici ne kadar israr ederse alici o kadar dibe düsürecegini bile bile, tilsimi hic bozulmasin istenen sihirli bir döngünün esik ucuydu hayat.

Devamını Oku
Seyfi Karaca

Birkaç gün evvel İzmir' de kimi ev ve binaların duvar yüzeyine sim siyah çarpı işareti koyarak ' Alevi defol ' söylemli tahrik rencide tehdit kışkırtma ayrıştırma ve tecrit yazıları sıvanıp boyandı.
Kendi boğulduğu dipsiz dengesiz karanlıklardan bakarak ; baktığı ve bulaştığı her yeri kendi icabının gereği zifir zindan kargaşa karanlıklarına batırıp bozduğu her şeyi doğruluğun , dürüstlüğün, ışığın, huzurun, sevginin, saygının ve karşılıklı güvenin tarifsiz - rakipsiz tanımı olarak sunup afişe eden maskeler altında gizli gömülü sahtekar bir çarpıklığın her fırsatta başvurduğu sadist ve bozguncu eylemlerden biriydi İzmir duvarlarında sınanıp denenen kurgu ve Kahpeliğin Daniskası.
Arkadında derin pislikleri ve sayısız kiralık ihanet işbirliklerini çalkalayıp sürükleyen Gladyo hainlik yapılanmalı yerel -küresel ajanlar, çeteler, piyonlar, iblisler, yağmacılar, vurguncular, bölücüler, yıkıcılar, soyguncular, sömürücüler, gammazlar, bağnazlar, yobazlar, fitneler fesatlar.... içinde ne ararsan aramadığın kadar hazır ve mevcut ülke zenginliklerine ve toplumsal siyasal kültürel birlikteliğe her fırsatta mümkün olabilecek en büyük zararı vermenin başında ETNİK- MEZHEPSEL hassasiyetleri ayrıştırıp çatıştırmanın pusuna yattıkları yerden püskürdü ve hortlatılmaya çalışıldı İzmir duvar yazıları.
Yakın tarihimize kadar tıpkı bugünkü gibi saymakla bitmez bilhassa toplumsal iradeye kefil siyasi ahlak onur temsil ve inanırlığının dibe vurduğu karanlık kargaşa karamsar çalkantılı ve bunalım bataklığı dönemlerinde Etnik ayrıştırmaların yanısırasına ve siyasetin çözümsüzlükle kedini sonlandırıp karartma yaptığı sıralarda hep Mezhepsel farklılıklar köpürtülüp kışkırtıldı.
Çorum Maraş ve Sivas yakın zamanımızın en kanlı, hain, ezici, üzücü, katil , karalıkları tarafından Alevi- Sünni ayrıştırma laboratuarında tüm yerel ve küresel soygun sömürü işgal bölme parçalama yağma yıkım ortak çıkar soysuzlarının işini kolay görmeye dönük denenip sınanarak ardında derin izler kabuslar ve yaralar bırakarak insanlık utancı sayfasında kayda geçti.
Kardeşliği insanlık kadar eski köklü ve derin ; Alevi - Sünni birlikteliğidir ki Türkiye Cumhuriyeti' nin hiç kimseden tarifini ve tanımını sormaya ihtiyaç duymayan özgün iradesi ve özgür yaşama hakkıyla hem asal öznesi hem esas dokusu hem bütüncül yapısı hem de asli yüklem unsurudur. .

Devamını Oku
Seyfi Karaca

Arakımı içtin sen bennnsiz
Farfara döndün dümensnnsiz vaay vaay vaaay vay..
Tambur taksiminden hemen sonra
Yıkıldı perde eyledi ortalığı kostüm kumaş ahbap bürüncekli viraaan
Köroğlu ayvaz
Karagözlüydüyse de hacccivat

Devamını Oku
Seyfi Karaca

Yıllar evvelinden bütün ince detayları yerli işbirlikçi ışaklık ekipmanları dahiliyle her hamlesi milimetrik hata kudur yahut sapma payı vermeyecek şekilde tüm BOP projeleri kapsamıyla İRAN’ a ( ezberden bildik tanıdık dünyanın diğer kenarda kalanlarına zulümün simamasını alıştırıp yerinden nakken canlı ölüm ve yıkımları seyrettirircesine cehennem cellatlığı zorbalığıyla çöküldü ve çullanıldı. Proğramlı projeli Beklenenin göstere göstere sahneye konulmasına şaşırdık mı, kesinlikle hayır…! Çünkü dünya tarih boyunca eşitlik saygınlık hak hukuk adalet liyakat özgürlük ilim bilim dil kültür sanat demokrasi refah sorumluluk güven sosyalleşme huzur adına tüm kazanım birikim ve dınanınlılığını kendini enayi yerine koyan algı yönetimleriyle yitirip kaybederek, ezen hırlayan soyan sömüren üstün ve seçkinler sınıfının dayattığı yalanı yanlışı haksızlığı sapkınlığı şiddeti vahşeti sefaleti burgunu yapmayı talanı rantı rezilliği kibiri aşağılanmayı ölümü zulümü ve keyfiyet zorbalığını yaşayarak alıştı ve kanıksadı .
Rus çarı PUTİN DEVLETİ’ nin özel mikrofonu Medredev, Amerika ikiyüz elli yıllık fabrika tarihi olan geçmişe sahip , İran’ sa binlerce ekleri kökleri olan Pers bakiyesinden kalma birikim deneyim hüner yol bilgi ve becerilerin mülk mal ve coğrafi işaretlerinin sahibidir” demiş.

Ve çok müthiş derecede bile bile aldanmış yanılmış elbette Medredev, çünkü Amerika, en az dünya tarihi kadar eski kıta Avrupa yoğunluklu dünya nüfusunun sentezleşmiş toplamasıdır. Bu bakımdan sonradan var olanı yeni keşfedenler, bütün eskiye dayalı bilgi huy hüner alışkanlık ve birikimlerini olduğu gibi ( toplumları kültürleri ve canlıları yayılmacı - sömürgeci ihtirasları uğruna yok etmekte mahir ) kendilerinin beraberinde götürdüler dayattılar döşediler ve yapılanıp kurmakta hiç de öyle bin yılların evrimsel geçiş dönemi ihtiyacına gerek duymaksızın hiç zorlanmadan coğrafyaya adapte oldular. Ayrıca Pers’ ler paralı kümeleşmelerden yapı binasını kurduğu güvenlik ve ordulaşma yolu kendi aralarında doğru dürüst Devlet Birliği dahi olmayan; fakat kimlik ve kültür birliği yüksek Yunan’ lılara her seferinde yenilerek binlerce yıl öncesindeki antik çağda yıkılıp kendine son vermekten kurtulamamıştı.
Ayrıca şimdiki İran’ ın eski Persler’ le zerrece değişip bozulmamış halde ilişki kök ve bağı yoktur.

Devamını Oku
Seyfi Karaca

Piri….
Italyan piri….
Yunan Cipriastan yarim kuyruk ttumu hemen sonra
Raporcuymus, herkes var da niye ben yogum cins birlikcisi Avrupanin
Tipki herkes var da niye ben yogum diyen sanatci aydinciklar gibi
Sifatinda her yol ihanet ve isbirligi yerli görünümlü karmakarisimin

Devamını Oku
Seyfi Karaca

Bakin hele hele heleee
Taaa oralardan kopup gelen cigligi yükte irgatta sürükleyip buralara
Güzün gazel yapragini tipisini karini boranini kisin
Sekizde sekiz kusursuz ve güzelliklere
Baglarina ugrayip cicegin böcegin kizin kadinin
Yaz hanlarinda üzüm kesip,

Devamını Oku
Seyfi Karaca

Ben sen sen ve yine sen
Kalpten dirilip kopup gelenle
Ikram ettiginden beri ask buyursun kendini zuhur eylesin
Nasil görünüyorsa öyle görsün bilsin bizi
Ben buradayim sen nerdesin cigliklari arasinda ne kaybolsun ne sussun
Düslere girsin kumru dönsün hayalden hayale yorulsun

Devamını Oku
Seyfi Karaca

Sadece Istanbuldan ibaretmis gibi sanki
Tartan yöneten yol gösteren agirliga yola iradeye iktisada ve iktidar olmaya
Bütün toplumsal iletisim endütrisi arasindaki
Alinir satilabilirligiyle en revacta yüksege sicrama kundagi olan siyaset
Hic kimsenin tersine göc etmedigi
Fakat herkesin cöplük höyüklerine

Devamını Oku
Seyfi Karaca

Bir sehir..
Üc bes milyon bulan nufusa parkedip zincirlendikten sonra
Dogal tarihi kültürel ekonomik sosyal siyasal devir döngü dolasimiyla
Toplum vicdani hak hukuk muasebesi bilgi beceri liyakatliligi ve sorumlulugunun
Kontrolünden ve hükmü dairesinden coktan cikmis
Bünyesinde her türlü mafya hükümdarligini barindiran

Devamını Oku
Seyfi Karaca

Yok neymis de kanali tüneli olan..
Elalemler her gecenden dünyanin harcini haracini toplayip torbalayarak
Külceleri banka borsalara sigmayan zenginlik ve kalkinmanin
Rekabetine yetisilmez tarafi civari cografyasi ve ülkesi olyormusmus
Her firsatta liste sirasina en birinci ve ilk örnek olarak
Yapimi esir ücretli yüzyillar süren ve milyonlarca insan ölümüne sebep

Devamını Oku