Seyfi Karaca Şiirleri - Şair Seyfi Karaca

Seyfi Karaca

Burdan sakini kim diyen hersey ve heryer
Solugu ve sordugunu dooogruca allar yesiller arasindan salinip süzülerek
Kendi keyfinin bahtina dolanip gezen sarkacsiz bir saatte bulacaktir
Üstü basi ari kovani pervaneden kelebek
Cildirasiya yaz günlügünün hayati yasatan takvim yapraklariyla
Öyle bembeyaz yalinciplak

Devamını Oku
Seyfi Karaca

Arife günlerinde kapının önünden geçecek olan bayramlara
Boyundan büyük işlerdi doğrusu insan olmak
İnsan kalmak
İnsan yaşamak ve yaşatmak
Yokluğunu vermesin diye hasretler özlemler dilekler düşler hayaller itibarı nazardan
Kederde sevinçte harmanını sürüp savuran hayatın eleyip süzen deminden

Devamını Oku
Seyfi Karaca

Akasya yolunda
Çırıl çıplak ağaçların esintilerden salınıp sızan ışık demeti buğu mudur , duman mı
Esamesi okunup bilinmeyen
Şehrine benzeyip günden diyardan ıraklaşan insana
Zurna ordan
Korna burdan

Devamını Oku
Seyfi Karaca

Kendisiyle bile mantığı dengesi samimiyeti saygısı fikri aklı güveni yakınlığı takati tahammülü beraber olmayan sürekli kopup boşanmaların yükünü kahrını kuşkusunu derdini karamsarlığını korkusunu çilesini tasasını ecir sabır ezikliğiyle tor top olanlara karşın , dünyanın ve insanlığın ruhuna acı zulüm gözyaşı işleyip bedenine mezarlık gibi sızarak tepesine kıyamet celladı yaklaşımlı talanla vurgunla soygunla sınırsız sorgusuz zebanilesip çullananlar, dirliği ahlakı düzeni vicdanı hakkı hukuku geçimi inancı güvenci dayanışması özgürlüğü saygınlığı yerinde olmayan kökten ve külliyen yitirilmişliğin kayıp sicil celsesiydi.

Bu bağlamda tüm dünyanın her yerinde olduğu gibi kazanılmış olan hak hukuk ve tüm diğer sosyal siyasal kültürel maddi ve manevi insanlık zenginliğini toplum düzeyinde ortakça paylaşmak yerine bir avuç varolan düzen sahibi güç hırs gösteriş yarış ihtişam görkem iktidar zulüm ölüm baskı ve doyumsuzluk düşkünleri hesabına herşeyi cirolayıp garanti altına alan ele geçirilmiş Devlet Aygıtı, hukuksuzluk adaletsizlik temelinde soyan sömüren seçkinlere hizmeti kendine vazife edindiği ve kusurlu sorunlu taraflı ve kasıtlı yönetimiyle dert kaygı endişe karamsarlık kuşku keder çelişki dirliksizlik mutsuzluk yükü taşıyıcı toplum kalabalıklarının gözle görünür elle tutulur bariz bilinen ayan beyan somut sırıtan sıkıntılarını olabildiğinden çok saklayıp sihirbazlamaya dair görevini kötüye kullananların merkez karargahı haline geldiği, yalan dümen yanlışlar tezgahından ötelenmiş baskılanmış ertelenmiş zorlukların tam kalıcılığına yerine getirmediği ve en geniş yaygın inançla ezip üzüp bozduğu toplum kalabalıklarının umudunu tamamen devletten keserek devlet aygıtınınsa asli ve özgün işlevini köhne kırıntısı haline kurumsallaştırıp, yığınlarca biriken sorunlara kulp kapak duvar oyun hile paravan perdesinde örtbas ettiği, her çarpık dengeden her yapılanı yapanın çıkar mülküne kazanılmış ganimet serveti olarak kaydedip yerleşik daim alışkanlığın keyfine gelenekselleştirmeyi yasal saydıran son model ince ayar fabrika usül fiyaka ahkam icat işidir Korona.

Siyasetin konumu sayısı görevlendirilmişliği sabşt sözde toplum iradesine temsilen güveni saygıyı yetkiyi yaşama hakkını ve itiraz bildirimini işlevsiz kılıp mıdern köle hizasına getirme fiilinde talan tarumar etmekle yapılandırılmış ve görevli Cdu- Csu, New Espede alte Efdepe ' gillerle , Bündnis 90 Yeşiller ortak hissedarı Afede kendilerini seçilmiş kutsallar katında vazgeçilmeze temsil ettiği toplu iradesini de anlamaz bilmez duymaz farketmez aptal yerine varsaydıkları güce ihtişama paraya doymak bilmeyen soyan sömürenler adına en mümkün uyuşum ortamı kanunlayıp maddelemenin ölümü gösteren korku panik atağıyla varolan zor yaşam koşullarını daha kul daha köle daha bağımlı daha itirazsız daha yatkın daha edilgen daha sert daha kıyıcı daha ezici daha otoriter daha daha başına buyruk daha hükümran daha vurguncu daha sömürücü daha acımasız emir / buyruk kipiyle yüklenmiş ve ALMAN EKOLÜNDEN GLOBAL YEREL DÜNYAYA süre, vade, dosya,fuar, tedavül, kıyak, sunum, düzenek, bağlam, proğram,sergi, dolaşım, bülten, tedarik teminatı sağlamanın hep beraber iskarpin boyama ve çanta taşıyıcılığını yapmaktadırlar.

Devamını Oku
Seyfi Karaca

Eğer hiç bir farkı olmamaya alışmış değişmiş dönüşmüşse , varlık vasfı her ne olursa olsun kendine yabancılaşmanın kümesine ve çukuruna düşüp gömülerek hiç bir değeri olmayan etkisiz elemanına çarkıt olmuştur.
Bu yüzden tıpkı birbirine aynı benzer beton binalar insanın heyecanını yaşama sevincini estetik duygusunu enerji birikimini sanatsal duygusunu kendini tazeleme ihtiyacını bilgi kaynağını sağlık dengesini bozup öldürdüğü gibi, özgeçmişinde ve kimlik kökeninde saygıya adalete vicdana doğruluğa onura özgürlüğe bilgiye beceriye toplumsal bilince paylaşma duygusuna liyakate duyarlılığa emeğe sanata ilime çağdaşlığa ve aidiyete eğitimi ilgisi alakası yoksa, beton binaların boğucu öldürücü tek tipliliği gibi boşluğun içinde dolaşan bütün birbirinden çoğaltılmış sahtekarlıkların, kirlenmelerin, çirkeflikkerin, acımasızlıkların, zorbalıkların, özentilerin, dolandırıcılıkların, kaprislerin, despotlukların, istismarlıkların ve İKİ YÜZLÜLÜKLERİN her fırsatta çıkar önceliğine göre ilişki ve ortaklık belirleyen hırsız yolsuz yağmacı talancı ve yıkım düşkünlüğünün Bop mirasyedisidir.
Ne diye hareketsiz dikilip duruyorsun orda diye sorulmuş olsa gerek ki..
Büyük dalgayı bekliyorum diyor sanki deniz kıyısı, koy, hayatın kenarı,toprağın düzü, yokun yokuşu, çocukça sevinç ve kumsal sarılıp kucaklaşmak için insan denen büyük dalgaya duyduğu özlemle …

Çünkü çocuklukla başlayan emeklerle beslenir büyür ve hayatı boyunca gelişimini beslenip büyüdüğü aslı ve kökü sağlam kişiliğin karakterine tanıklık ve kılavuzluk eder kökenden asıldan kayıttan sicile varan ÖZGEÇMİŞ..

Devamını Oku
Seyfi Karaca

Aka Yunanlılarının Truva' yı barbar anadolu diye hem kıtaları hem de ulusları sınırlayarak üstüne çullandıkları üç bin yıl öncesi savaşıdır. Komutan kralın adı Agemennon' dur. Çanakkale savaşları sırasında en donanımlı geminin adı da Agemennon ' dur. Mondoros işgal öncesi Osmanlı bitiş anlaşmasının da yapıldığı geminin adı Agemennon' dur.
Kavramlar.. yüklendiği akıl fikir içerik anlam ve çağrışımlar üzeri kişiyi hayatın ilgi ve iletişim dünyasına bağlayıp bütünselleştirşr.
Elma, pınar, kiremit, kavurga, çağlayan' değirmen,asvalt,kayısı,muhtar, çakmak, hemşire, cerrah, iskele, dalgakıran, fırtına, yulaf, erik, kasaba veya şehir...konusulup söylenilip yahut duyulduğu zaman hepsi birbirinden farklı ve ayrı tanım tarif içerik yüklem ve değerlerini bildirirler. Örneğin Şehir: çarşıları, daireleri, meydanları, caddeleri, köprüleri, saat kulesi, yüksek binaları, çoklu fabrikaları, geniş parkları ve yoğun insan kalabalıkları olan bir kavramı ve şehir dendiğinde kesinlikle elma anlaşılmayacak içerikliliği kişiye çağrıştırır. Yorgun ıssız yaşam ortaklığı etmeyen sıra sıra yığınlar yıkıntısıyla ne saz ne söz ne dil ne lehçeye hüküm bildirimi olmayanlarla
eğer; yüklenip taşıdığı içerik ve kavradığı anlamlardan tamamen değersizleştirilip bütünüyle kullanışsız kavram kargaşasına dönüşmüşse hayat; insanının kendini varlığının hem kurbanı hem de cinayet faili olduğu karmakarışıklığın tutsaklığına esir eden yılgınlığı, yozlaşmayı, çöküşü, çürümeyi ve yıkımı kendi başına bela ederek hem hayatını anlamsızlaştırır, hem de anlayıp kavrayamadığı hayatından soguyan sönen uzaklaşan bütün olumsuzluklarıyla beraber yabancılaşmayı kutsayıp onursayarak; her türlü şiddet acı haram yalan yanlış dayatma güdüm dürtü kuyrukçuluk dolduruş eğilim ve bağımlılıklar tüketicisi huzursuz mutsuzluğun kulu kölesi haline gelir.
Başkasına bağımlı ve kendine tutsak' iç içe gömüldüğü koşullamalardan asla dışarı çıkamamanın özenle yapılmış ve kışkırtılmış irade ve ifade yetersizliğiyle, sadece buyrulanın esiri tüketim köleliği dolaşımında kıvranıp sancıyan gerilim bunalım çaresizlikleri depreşmekten bir türlü kendi kisisel varlığına duyarlılığına davranışına özgün kişiliğine ve özgür karakterine sıyrılıp kurtulamaz.
Tabiri caizin..nesnesi zarfı zamanı öznesi cümlesi yüklemi ve insanıyla kendi sonunu kendi getiren olmaksızın; net anlaşılır akıl fikir zihin bilinç bellek birikim deneyim madde mana kapanmışlığından öte ve uzak; kendi anlam ve değerini kavrayıp bulamayan insan, başkasının kulplayıp güdümlediği iradesizliğiyle içe kapandığı karanlık ve kargaşalardan çıkamayıp kesinlikle başkasının değer ve farklılığını, hele hele hiç anlayıp kavrayamaz.Ataların yaşayarak ,Başkasının verdiği öğün olmaz O'da muhtaç vaktinde bulunmaz' veya ' Fazla laf yalansız fazla mal haramsız olmaz' hayattan deneyimleyip süzümlediği özdeyişle işaret ettiği anlam kavram gerçekliğinin yol ve yakınlık gösteren kavram kılavuzluğu, bu akıl fikir sorumluluk anlam öz esas ve onura dair özetin kendisiydi. Bu yüzden kulpuna kuyruğuna takılıp, aklına fikrine buyruğuna alıştırdığına ve bağımlılığına sormadan kendince irade koyup varlık gösteremeyen her insan; her durumun her kışkırttığına sorgusuz sualsiz anında şekil alıp vaziyet kıvranan körlüğün, kalıba çakılıp çerçevesi kelepçelenmiş müsait müsveddesi ve kullanım vasıtasıdır.

Devamını Oku
Seyfi Karaca

Ne kumbarada ne terazide
Özgürlükse meger,
Aklindan eseni gönlünden geceni yapip yasatmadikca insan
Tabutu ihaleye cikmis kelepir kalintisi gibidir
Terziler dikemez, demir kömürcüler yakip yogurammaz
Fabrikanin dörtbucuk vardiyesi

Devamını Oku
Seyfi Karaca

Onu diyecektim unutur munutmadan belkiceyi…
Tuna kiyisinda gezdik
Kayik kürekledik
Hisarlar gördük papatya ve palamut saydik
Nehrin her iki yakasi ayri vilayet apa ayri eyaletin carsi pazarinin
Bana alfa söyleyiver yalayan dili kalin dudaklarina

Devamını Oku
Seyfi Karaca

Gecenin ici de disi da bir..
Kükreyip gelen cigligin insan cizgisindeki hucum sahasi
Gayri bana bulasma da,
Seni kendime doktor hemsire yazayim yalvar yakarislari haykiriyor
Topragin canina okuyan kirli yagislarla
Kap kara bulutlardan cirilciplak asagiya

Devamını Oku
Seyfi Karaca

Mercek altında
Pansiyoncu gırnata
Karanlığın doğduğu yerden hayatı demlenerek bitiren
Yenildim
Yanıldım
Üzüldüm

Devamını Oku