Masa başında dizilmişler deri, rahat koltuklara
o pahalı kravatlılar
o parfüm serpenler
ve karar alıyorlar dualar eşliğinde
benim, senin, onun hakkında
savaşa gönderecekler bizi,
iki sivri tel örgüsü arasında kalmış yaşanması suç sevdalar
ve kilometrelerce duvarlar yükseltilmiş aramıza
bir hayatın ucuzluğuna takas edilmiş çocukluğumuz
bizim aramızda mayın var mayın
bu kaçıncı nüfus sayımı tanrım
Uzun bir dehlizin içinde
esmer bir aynayım.
nereye dönse
o kadar yalnızlığım,
bir o kadar çelişkidir
dört yanımı sarmalayan
Cezaevi koğuştan büyüktür
dışarısı içeriden
gökyüzü havalandırmadan
hapislikte biter elbet
havalandırma kapanana kadar
volta, sigara, şiir
Aynalar
ben miyim ?
bu mahzun
naçar bakışların sahibi
gözlerim
sen misin ?
dinleyin bütün penceresinin perdesini kapatanlar
dışarının seslerine
göz ucuyla bakmaya cesaret edemeyenler
size inancı anlatayım
dinleyin
inanç öyle bir şeydir ki
inzivalara çekilip ruhumu arındırdığım
kervan geçmez kimsesiz mağaralarda
şimdi beynime sızmış bir siyasi ajan gibi
sinsice ele geçiriyorsun en gizli hislerimi
utandığım ve kızardığım
ve unutmak istediğim şehvetimi
sana bilmediğin bir yönümü anlatayım
ben arada ağlarım
hem de öyle hüngür hüngür
bir müjgân şahittir bu hallerime
bakmayın öyle kas katı duruşuma
lifleri kopmuş bütün kaslarımın
Bir el şu ince kapıdan
içine giriyor kalbimin
hüzün ekilmiş yüreğimi suluyor
ve büyüttükçe hüzün çiçeklerimi
büyüyor ve çoğalıyor yalnızlığım
düşün düşüne hasret kalacağım bu gidişle
Sessizlik
sessizlik
hani çıt çıkarmaz
vicdansız gece
bir düşüm var
o da o esrik bakışlar




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!