İnerken çiçekli bir uçuruma
Gönül yoldaşından ayrılır mısın?
Çıplak kollarına hasret boynuma
Bir çılgın neşeyle sarılır mısın? ...
Gece bahçelerde kalma her zaman,
Şen güneş yüzüne doğmadan uyan.
Kalplerinde aşk işaretiyle doğar kimileri... Yeryüzüne gönül indiremez onlar... Hayatı ve insanları anlarlar,hayata ve insanlara merhamet duyarlar,ama hayatın ve onun içindeki insanların yaşadıkları gibi yaşamazlar.
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...
Devamını Oku
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




Yer yarıldı, yardan düştüm demişsin
Yarılan yer değil göktür
Kim yar bir can
Okudun madem o zaman
Söyle bakalım kim yar bir can?
Sarıl istediğin kadar
Tutsan da tutunsan da tanıyamazsın
Her zaman yar Mevla...
Dersin gönül işte kim tutarsa
Yoğurt mudur ki çalsan maya
Nefis bazen iyi bazen kötüdür
Uyumalı bence çok da takılma
Üç suale gerek yok,
Teki yeter de artar bile.
Bir sor bakalım;
Ben kimim, gerek yok bize...
Bu hayatta kazara olan tek şey şiir değildir...
en beğendiğim şairlerden biridir
yer yarıldı yardan düştüm
kim yar bir can
okudum o zaman
kim yar bir can
sarıldım o zaman
tutundum yada
tanışıp tanışarak
sonsuz yar Mevla'ma vararak
gönül işte kim tutarsa
nefis işte iştah açarsa
her zaman uyanırım o uyandığı zaman
üç sual
bir
iki
üç
ben sen o
bizsek o bizdendir
Yer yarıldı, yardan düştüm demişsin
Yarılan yer değil göktür
Kim yar bir can
Okudun madem o zaman
Söyle bakalım kim yar bir can?
Sarıl istediğin kadar
Tutsan da tutunsan da tanıyamazsın
Her zaman yar Mevla...
Dersin gönül işte kim tutarsa
Yoğurt mudur ki çalsan maya
Nefis bazen iyi bazen kötüdür
Uyumalı bence çok da takılma
Üç suale gerek yok,
Teki yeter de artar bile.
Bir sor bakalım;
Ben kimim, gerek yok bize...
Şiir olabilir ama asla günün şiiri olamaz.
Herhalde kazara olmuştur.
Bu hayatta kazara olan tek şey şiir değildir...
bilmem belki?
Gerçek yar, Allah-c.c- ve gerçek yaren de, onun son hak kitabı olan Kur'an'dır Perihan kardeşim. Onun içindir ki,"FANİYİM FANİ OLANI İSTEMEM. ACİZİM ACİZ OLAN İSTEMEM. İSTERİM LAKİN BİR YAR-İ BAKİ İSTERİM. BİR ZERREYİM FAKAT BİR ŞEMS-İ SERMED İSTERİM. HİÇ ENDER HİÇİM AMA BU KOCA KAİNAT YETMEZ, AHİRET YURDUNDAKİ BAKİ CENNETİ DE İSTERİM." sözü ehl-i hikmet arasında şöhret bulmuştur.
Hayırlı çalışmalar.
yar yaren nedir sorusu cevap bekler
Gerçek yar, Allah-c.c- ve gerçek yaren de, onun son hak kitabı olan Kur'an'dır Perihan kardeşim. Onun içindir ki,"FANİYİM FANİ OLANI İSTEMEM. ACİZİM ACİZ OLAN İSTEMEM. İSTERİM LAKİN BİR YAR-İ BAKİ İSTERİM. BİR ZERREYİM FAKAT BİR ŞEMS-İ SERMED İSTERİM. HİÇ ENDER HİÇİM AMA BU KOCA KAİNAT YETMEZ, AHİRET YURDUNDAKİ BAKİ CENNETİ DE İSTERİM." sözü ehl-i hikmet arasında şöhret bulmuştur.
Hayırlı çalışmalar.
okumuş bulundum...
bana göre sayfa kirliliği
herkesin şiir anlayışı farklı
Eski şiirlerin tadı bir başka.
İki kıtalık şiir, iki kitap şiire bedel.
Bu şiir ile ilgili 10 tane yorum bulunmakta