Çanakkale Şehitlerine

Mehmet Akif Ersoy
156

ŞİİR


1363

TAKİPÇİ

Çanakkale Şehitlerine

Şu Boğaz Harbi nedir? Var mı ki dünyâda eşi?
En kesîf orduların yükleniyor dördü beşi,
-Tepeden yol bularak geçmek için Marmara'ya-
Kaç donanmayla sarılmış ufacık bir karaya.
Ne hayâsızca tehaşşüd ki ufuklar kapalı!
Nerde -gösterdiği vahşetle- "bu: bir Avrupalı! "
Dedirir -yırtıcı, his yoksulu, sırtlan kümesi,
Varsa gelmiş, açılıp mahbesi, yâhud kafesi!

Eski Dünyâ, Yeni Dünyâ, bütün akvâm-ı beşer,
Kaynıyor kum gibi, tûfan gibi, mahşer mahşer. (1)
Yedi iklîmi cihânın duruyor karşına da, (2)
Ostralya'yla berâber bakıyorsun: Kanada!
Çehreler başka, lisanlar, deriler rengârenk;
Sâde bir hâdise var ortada: Vahşetler denk.
Kimi Hindû, kimi yamyam, kimi bilmem ne belâ...
Hani, tâ'ûna da züldür bu rezîl istîlâ!
Ah o yirminci asır yok mu, o mahlûk-i asîl,
Ne kadar gözdesi mevcûd ise, hakkıyle sefîl,
Kustu Mehmedciğin aylarca durup karşısına;
Döktü karnındaki esrârı hayâsızcasına.
Maske yırtılmasa hâlâ bize âfetti o yüz...
Medeniyyet denilen kahbe, hakikat, yüzsüz.
Sonra mel'undaki tahrîbe müvekkel esbâb,
Öyle müdhiş ki: Eder her biri bir mülkü harâb.

Öteden sâikalar parçalıyor âfâkı;
Beriden zelzeleler kaldırıyor a'mâkı;
Bomba şimşekleri beyninden inip her siperin;
Sönüyor göğsünün üstünde o arslan neferin.
Yerin altında cehennem gibi binlerce lağam,
Atılan her lağamın yaktığı: Yüzlerce adam.
Ölüm indirmede gökler, ölü püskürmede yer;
O ne müdhiş tipidir: Savrulur enkaaz-ı beşer...
Kafa, göz, gövde, bacak, kol, çene, parmak, el, ayak,
Boşanır sırtlara, vâdîlere, sağnak sağnak.
Saçıyor zırha bürünmüş de o nâmerd eller,
Yıldırım yaylımı tûfanlar, alevden seller.
Veriyor yangını, durmuş da açık sînelere,
Sürü hâlinde gezerken sayısız tayyâre.
Top tüfekten daha sık, gülle yağan mermîler...
Kahraman orduyu seyret ki bu tehdîde güler!
Ne çelik tabyalar ister, ne siner hasmından;
Alınır kal'â mı göğsündeki kat kat îman?
Hangi kuvvet onu, hâşâ, edecek kahrına râm?
Çünkü te'sis-i İlâhî o metîn istihkâm.

Sarılır, indirilir mevki'-i müstahkemler,
Beşerin azmini tevkîf edemez sun'-i beşer;
Bu göğüslerse Hudâ'nın ebedî serhaddi;
"O benim sun'-i bedî'im, onu çiğnetme" dedi.
Âsım'ın nesli...diyordum ya...nesilmiş gerçek:
İşte çiğnetmedi nâmûsunu, çiğnetmeyecek.

Şühedâ gövdesi, bir baksana, dağlar, taşlar...
O, rükû olmasa, dünyâda eğilmez başlar,
Yaralanmış tertemiz alnından, uzanmış yatıyor, (3)
Bir hilâl uğruna, yâ Rab, ne güneşler batıyor!

Ey, bu topraklar için toprağa düşmüş asker!
Gökten ecdâd inerek öpse o pâk alnı değer.
Ne büyüksün ki kanın kurtarıyor Tevhîd'i...
Bedr'in arslanları ancak, bu kadar şanlı idi.
Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın?
"Gömelim gel seni târîhe" desem, sığmazsın.
Herc ü merc ettiğin edvâra da yetmez o kitâb...
Seni ancak ebediyyetler eder istîâb.
"Bu, taşındır" diyerek Kâ'be'yi diksem başına;
Rûhumun vahyini duysam da geçirsem taşına;
Sonra gök kubbeyi alsam da, ridâ namıyle,
Kanayan lâhdine çeksem bütün ecrâmıyle;
Mor bulutlarla açık türbene çatsam da tavan, (4)
Yedi kandilli Süreyyâ'yı uzatsam oradan;
Sen bu âvîzenin altında, bürünmüş kanına,
Uzanırken, gece mehtâbı getirsem yanına,
Türbedârın gibi tâ fecre kadar bekletsem;
Gündüzün fecr ile âvîzeni lebriz etsem;
Tüllenen mağribi, akşamları sarsam yarana...
Yine bir şey yapabildim diyemem hâtırana.

Sen ki, son ehl-i salîbin kırarak savletini,
Şarkın en sevgili sultânı Salâhaddîn'i,
Kılıç Arslan gibi iclâline ettin hayran...
Sen ki, İslâm'ı kuşatmış, boğuyorken hüsran,
O demir çenberi göğsünde kırıp parçaladın;
Sen ki, rûhunla beraber gezer ecrâmı adın;
Sen ki, a'sâra gömülsen taşacaksın...Heyhât,
Sana gelmez bu ufuklar, seni almaz bu cihât...

Ey şehîd oğlu şehîd, isteme benden makber,
Sana âgûşunu açmış duruyor Peygamber.

(1) İlk baskılarda:...kum gibi, mahşer mi, hakîkat mahşer.
(2) İlk baskılarda:...duruyor karşında,
(3) İlk baskıda: Vurulup tertemiz alnından, uzanmış yatıyor,
(4) İlk baskılarda: Ebr-i nîsânı açık...

Mehmet Akif Ersoy
Kayıt Tarihi : 16.08.2000 16:48:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.
  • Mehmet Gezer
    Mehmet Gezer

    Ebu Hasan'a, Kabe'nin oğlu İmam Ali'ye;


    İnsanlık alemini dört bir taraftan kaplamıştı Zifiri karanlık
    Mekke'nin aşılmaz sokaklarında yankılanıyordu aydınlık
    Fatma binti Esed'in kolları arasında büyüyordu Esedullah
    Zalimlere eman vermeyecek, düşmanları yapacaktı İllallah
    Her sokak başında postunu sermiş azgın bir zalim
    Her firavun'a karşı bir Musa her Nemrut'a karşı bir İbrahim
    Putlar devrilir, saraylar yıkılır sönmüştü bin yıllık ateş
    Sinesinde pınar fışkırır alemi aydınlatan kutlu güneş
    Zorbaların eliyle dört bir taraftan kuşatılmıştı insanlık alemi
    İnsanlar birbirine düşmüştü kırılmıştı mazlumların kalemi
    Doğumunla Mekke'nin hüzün dolu coğrafyasına verdin şeref
    Yüreğinde okyanuslar kaynar insanoğluna hakiki eşref
    Kabe'yi mekan bilir her devrin mazlumlarına yoldaş
    Gece gündüz çalışır mazlumları gözetir Nebi'ye sırdaş
    Kıyamete kadar mümin olanların kalbinde yüce rehber
    Okyanuslar kadar ilmi ile alemler içinde cehver
    Ey tarihin derinliklerinden gelen büyük şahsiyet
    Her zaman söylerdin yüce ahlaktır en güzel meziyet
    Emrinle her imanlı genç bir fidan gibi dikilir toprağa
    Şehadet alınlarda parlar isimleri yazıldı ilahi yaprağa
    Ey tarihe damga vuran yüce peygamberin yiğit varisi
    Çeşmelerde dökülür ilmi, şahların şahı İslam'ın aziz velisi
    Bedir'de sancaktar, uhut'ta cengaver hendekte Ali'yi kerar
    Müşriklerin planları bozulmuş küfrün önünde kalmamıştı karar
    Musa için Harun neyse Hazreti Peygamber için Ali'dir kardeş
    Tarihte dengi bulunmaz kadınların İffetlisi Fatma Zehra'ya eş
    Okyanuslar kadar derin İlmi ile yiğitlerin aşılmaz son kalesi
    Eğer insanlık ona uysaydı ebediyen bitecekti Adem'in çilesi
    İslam alemini saran kederler hüzün dolu yüreğini kaplamış
    Dört bir taraftan gelen acılar hançer gibi kalbine saplamış
    Alçak Emevilerin kirli elleri ile işleniyordu binlerce cinayet
    İslam’ın başına bela olmuş Emevilerden bitmiyordu ihanet
    Peygamberin vefatından yirmi dört yıl sonra almıştı emaneti
    Şamlıların isyanı ile cahil kuffelilerin bitmiyordu ihaneti
    Kufe'nin minberinde halka söylerdin en güzel sözleri
    Yüreği daralıyordu peygamberi arıyordu o nemli gözleri
    İslamdan nasibini almayan cahil ve azgın nehrevan halkı
    Her sözünde zerafet akıyor tarih onu gösteriyordu haklı
    Ey Müslüman kalk ve irkil öğrenmek istersen Yüce İslam'ı
    Hikmetle dolu İmam Ali'nin hayatında bulursun ilahi ahkamı
    Kıyamete kadar mahrumların ile mazlumların ebedi dostu
    Düşmanlarının oyunları bitmiyordu zalimler sermişti postu
    Kıyamete kadar insanlık aleminin Serdarı ve yüce rehberi
    Alemler içinde aradılar bulamadılar onun gibi cehveri
    Hicrettin kırkıncı yılında Kufe'nin sokaklarında o hain olay
    Şehadetiyle şeytanlar kudurmuş küfrün işi olmuştu kolay
    Selam ehlibeyte tabi olan tüm çağların mazlumlarına
    Cennete layıksınız müjdeler olsun her devrin imamlarına
    Allah, mutlaka dinine yardım edenlere yardım eder
    Ümit var olunuz bunca dökülen kanlar olmaz heder
    Hatemül Enbiya'nın kardeşi kıyamete kadar velilerin şahı
    İzzetli ömründe hiç puta tapmadı yerde kalmadı ahı

    Cevap Yaz
  • Ahmet Muhtar Tepiroğlu
    Ahmet Muhtar Tepiroğlu

    Ne mutlu Türküm diyene!

    Cevap Yaz
  • Murat YILDIZ
    Murat YILDIZ

    İlk defa bu denli bir şiirden etkilendim.
    Bu şiir sadece bir şair olmakla yazılamayacağı aşikar.
    Ruhum adeta darmadağın oldu.
    Geçmişi yad edip bütün vatan hatırılarını saygı ve sevgiyle selamlıyorum.
    Bitlis'ten sevgililer...

    Cevap Yaz
  • Jvjjchocfzışpdoxpdtıfuxpufzlzfığışfzşısgsfğışufs m
    Jvjjchocfzışpdoxpdtıfuxpufzlzfığışfzşısgsfğışufs m

    Çooooooooooooooooooooooooooooooooooook
    Güzeeeeeeeeeeeeeeeeeeeel

    Cevap Yaz
  • Jvjjchocfzışpdoxpdtıfuxpufzlzfığışfzşısgsfğışufs m
    Jvjjchocfzışpdoxpdtıfuxpufzlzfığışfzşısgsfğışufs m

    Çooooooooooooooooooooooooooooooooooook
    Güzeeeeeeeeeeeeeeeeeeeel

    Cevap Yaz

TÜM YORUMLAR (310)

Mehmet Akif Ersoy