Dışarıdan garip sesler geliyordu.Kapıyı açtı, ilerledi.Kafası olmayan insanlar görünce ne yapacağını şaşırdı.Öyle korkmuştu ki, bacakları zangır zangır titriyordu.''Aman Tanrı'm! bunlar da ne?'' deyip arkasına bakmadan eve kaçtı.Demir kapının sürgüsünü çekip hemen kilitledi.Ne kadar açık ışık varsa söndürdü.Ölümü yaklaşmış gibi ecel terleri döküyordu.Sesler iyice yakınlaşmaya başlamıştı.Cama koştu.Dışarıdakiler ciyaklayan bir sesle ''Işığı aç, Işığı aç!'' diye bağırıyorlardı. Oğuz, ''Ne istiyorsunuz benden pis kafasızlar!'' diye bağırdı.
Bir an sesler kesilir gibi oldu fakat ciyaklayarak ağlayan bir kadın sesi gelmeye başlamıştı.Garipti.Bu ses kendini saldıkça, Oğuz'un yüreği burkuluyordu.İçindeki o korkunç korkunun yerini hüzün kaplamaya başlamıştı sanki.Bu seste tanıdık bir şeyler vardı da bir türlü adlandıramıyordu. Oğuz kendi kendine konuşmaya başlamıştı:
''Diğerleri niye sustular bir anda?Kadın niye ağlıyor?Tanrı'm bu bir kabus olmalı başka bir şey değil.''
Kadının ağlaması, bağrışmalar eşliğinde sesi kısılıp kesilinceye kadar devam etti.Bir zaman sonra, dışarıdakiler yorgun düşmüş olmalı ki, bağrışmaların yerini homurdanmalar almaya başlamıştı.Bu homurdanmalar biraz daha devam ettikten sonra sesler tamamen kesildi.Oğuz gözünü kırpmamış uykusuzluktan ölüyordu.
Gözlerim ismine buğulanıyor
Özüm adın adın sana sızıyor
Yüzüm mevsimini değiştiriyor
Aynada gördüğüm uçup gidişin
Kanatlarım cana çarpıp duruyor
Ben, aşkın güzergahında
Ağır yaralı bırakılmış
Kanadı kırık bir canım
Çırpındıkça yara alan
Rotası belirsiz sandalım
Ömrüm meçhule giden kara tren
Vagonlarında turluyorum zannediyorlar.
Kahkahalarıma mutluluğundandır diyorlar
İçimdeki acılar koltuğunda oturuyor bilmiyorlar.
Karanlıkta, kapılar ardında yaşananlar
Aşk değil hayvani bir aldatmaca!..
Serseri kurşunla vurulsam da aşka
Yaramı karanlıkla sarmam
Yara üstüne yara açmaya!..
İstanbul'da yağmurlar sokaklara indi
Gökyüzü kül
Sokak lambaları ağlıyor
Ağaç rüzgarla dans ediyor
Ellerim çiçeklerimle
Balkondaki çamaşırların hey heyleri üstünde
İyiydim ben;
Rüzgarlarla bir olup, yağmurlar hasta etti beni.
Oysa ki biz çok iyi anlaşmıştık.
Gün boyu birlikte yürüyüp, toprağın kokusunu içtik.
Rüzgarın sazı eşliğinde,
Yağmurun türküsü dökülürken yüzüme,
Ömrümün ilham perisi
Ben seni vurur muyum hiç
Buyur işgal et ömrümü
Sana canımı adadım
Bir yağmursun yangınıma
Yoruldum kendimle ıslanmaktan;
Göz kapaklarım taşıyamıyor ağırlığımı.
Kirpiklerim kilitleniyor birbirine.
Yorgun göz bebeklerim,
İçime akıtıyor pınarlarını;
Yaprak misaliyim içinde.
Neyim mi var?
Neyim yok ki.
Neyim var ki.
Ait olmadığım yerin yamasıyım;
İkide bir dikişlerim atmakta.
Ne gidebildim, ne kalabildim




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!