Öğrenciyim İlahiyat okuyorum
Yaprak düşer daldan, vakit tamam olunca,
Kapanır eski defter, gün sonuna varınca .
Ne mal kalır ne mülk, bir nefeslik bu diyar,
Zaman durur bir anda, ecel kapı çalınca.
Bir ömür isterim yolum düz olsun
Ne gam vursun, ne dert söz olsun
Mevsim bahar kalsın, yüzüm yaz olsun
Kış görmüş, savrulmuşu n’ideyim
Rüzgarla dans eden deli bir fidan gibi,
Neşem yayılır göğe, hafifler içim.
Güneşe gülümserim her sabah yeni baştan,
Bütün kederleri bir kenara itmek için ..
Her geçen gün bir şey alıp götürür benden,
Akıp gidersin de ey zaman, her canı bir mülteci mi sandın?
Yaprak döken şu ömür bağına bakıp, hep kışı baki mi sandın?
Ben senin o dar koridorlarını aşıp, kendi ufkuma yaslandım;
Geçtiğin yollar yok olmuş artık, ben o eski yollardan çoktan uzaklaştım.
Tik tak eden her ses, aslında fani ömrün sinsi ayak izidir,
Sevdam yürek yakar, can efendi,
Vuslatımın gözleri kan ağlıyor.
İki çift göze vurgun bu yüreğime
,
Ayrılık vakti yaklaşıyor.
Dalından kopmuş bir çiçek gibiyim,
Bahtım soldu geçti baharlar
Bitmesin dedim hiç geçmesin yazlar
Kışın en sert gününde yağan karlar
Bir hikayenin sonunu hatırlatırlar
İçimde sönüp bitmeyen umutlar
Gece siyah örtüsünü örttü yine dağlara,
Yıldızlar tane tane düştü akan sulara.
Bir fısıltı yayıldı yapraktan topraklara,
Rüzgâr usulca dokundu uyuyan dallara.
Derken bir yağmur başladı ince ve serin,
Gözlerimi açtım demir parmaklıkların ardında,
Yıllarca gökyüzünü bir kareye sığdırmışım.
Gölge düşerken o daracık odama,
Meğer ben kendi içimde bir zindan yaratmışım.
Ama bugün, o paslı kafesi ayırdım kilitlerinden,
Sen gaybı bilmezsin
,
Gönülden geçeni görmezsin
,
Sevdim der geçersin
,
Canan’a erdim sanarsın.
Oysa aşk bir perdedir.
Ey bana yâr nazarıyla bakmayan sevgili,
Ruhumu ellerinde harabeye çeviriyorsun.
Şu aciz gönlümün Aşk-ı nârından,
Arş-ı âlânın haberi yok mu zannediyorsun?




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!