Dilimde sade bir söz, kalbimde derin sevgi,
Bilmezler ki şu sevdama kelimeler değil dengi.
Dışarıda dünyanın o bitmek bilmeyen gürültüsü, Ruhumu yoruyor her insanın sessiz gürültüsü .
Sana çevirdim yüzümü, bu kalabalık handa,
Sadece hasretin büyüyor her anımda.
Dışarıdan bakıp hüküm giydiren,
Kalbin kuytusunu görmeden bilen...
Gözün gördüğü kadar sanma hayatı;
Sayfa okumadan kitap bitiren.
Uzaktan taş atmak kolaydır elbet,
Göğsüm mahkûm kalmış kuş misali bir kafeste,
Öyle bir zindan ki bu, acısı sızım sızım derinde;
Zindandan beter bir dünya var şimdi içerimde.
O zindanın acısı ki derinden de derinde..
Çırpınan ruhumun sesi kesilirken bu kafeste ,
Bir seher vakti ilişti ruhum zamana,
Sanki Kâlu Belâ’dan kalmış bir sızıdır içimde taşıdığım bir sen
Ne bir isim biliyorum sana dair,
Ne de yüzünün hangi mevsime benzediğini.
Lakin yüreğim
Asırlardır seni tanıyormuş gibi ürperiyor.
Hicranla yıkandı göğsüm, aşk küle döndü.
Sessizlik konuştu sonra, kelâm da yandı.
Her harfi duaların kurşun gibi saplandı,
Sabırla örttüğüm eski yaram da yandı.
Geceyi giyindim ben, yıldızlar sustu.
Zaman, sabrın ölçüsüdür, dostu değildir her an,
Bir gülüşte kaybolur, bir gözyaşında doğar.
Ve nasip, ne hesapla ne de planla gelir,
Sadece doğru an, doğru yer ve de zaman..
Sen gaybı bilmezsin
Gönülden geçeni görmezsin
Sevdim der geçersin
Canan’a erdim sanarsın
Oysa aşk bir perdedir
Kalbim ürkek bir serçe gibi
Konuyor kağıda her bir dizede
Ellerim titrek, sözlerim kırık
Bir hatıranın gölgesinde
Kuşlar unutmaz eski şarkıları
Bu cana reva mıdır bunca keder ,
Teessürü gitmez bu yüreğin neden ?
Şayet ki vuslatına vurgunsa eğer ,
O gün gelene kadar sabırla bekler .
.
Vuslatın ne olduğunu bilmeyen bu yürekler ,
Aşk var, evet, bir yangın gibi düşer cana,
En güzel rüyayı gördürür insana.
Bir bakışla başlar, sığmaz zamana,
Kandırır kalbi, alır götürür uzaklara...




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!