SESSİZLİK ŞİİRLERİ

SESSİZLİK ŞİİRLERİ

Mesut Pala

Biraz Sessizlik Lütfen...
Rüzgar kulağıma bir şeyler fısıldıyor...
Biraz Sessizlik Lütfen...
Ruhum karşıma geçmiş bedenime nutuk çekiyor
Duyamıyorum!
(...)

..

Devamını Oku
Faruk As

şimdi bir gece vakti
derin bir sessizlik
serin bir rüzgar
ve perdeler kımıldar
penceremde ağırdan

derin bir sessizlik
..

Devamını Oku
Mustafa Gözetlik

ben desem mi demesem mi...
duyan olurda...
sesesizliğe sessizlik katılır değil mi..
ölümü yok saydılar....
adım ormanların mazlum u
ceylan gezme dağlarda vururlar
bize mi gam kederin
..

Devamını Oku
Tarık Erkutlu

Karanlıktan korkarak ve pusarak yaşamak senden,
Yaşamak mı?
Yine tedirgin, nahoş İstanbul sokakları,
Terk ediyorum seni.
Gece itimdir, sessizlik çığlığım.

Bir tinerci narası mı? içimde sızlayan,
..

Devamını Oku
Canan Ereren

Sessizlik içinde,
Sensizlik tünelindeyim,
Işıksız pusulasız,
Adımlarım ürkek,
Oysa ışıksız kalamam ben,
Adımlarım hızlanmalı,
Tünelden çıkmalı,
..

Devamını Oku
Gözde Hatiboğlu

Yine kar. Yine soğuk ve ıslak bir şehir. Gri bir gökyüzü ağlayarak uyandı yokluğuna bu sabah. Sersem eden karayel, duramadığın fırtınayla beyninde sanki. Zordu gece. Kağıtsız kalemsiz yazılar yazdı rüyalar saatin günü delen sesine kadar. Bir o yana bir bu yana, dön dur. Sessizlik hakim, sanki terk edilmiş bir şehir var dışarıda. Martılar gördüm sadece penceremden baktığımda, çığlık çığlık ve ayaza tutmuş martılar. Denizi göremedim ama. Ağladım sonra, bir martının kanadında saklandı sana ait serzenişlerim. Özledim. Tuhaf bir yokluk bu gidişin. Özledim. Aynı gökyüzünden bana seslenişini dinledim. Kendime sözler verdim ama içimde fısıltıydılar. Biliyor musun bunca zaman hiç hissetmediğim bir şeyi fark ettim, sen gittin ben eksildim. Gün eksildi sanki, geceler inadına uzun, eklentili. Yaptıklarım eksildi, sen kısmı olmadan hayat eksildi. Elim telefona pek gitmedi bu sefer, belki uzaklık iletişimi kısıtladı bunu bildiğimden aramadım. Gelince, dönünce şehre arar dedim, görüşürüz dedi ya giderken.

Aklımda bir çengelli iğne, ucunda biraz acıtan cümleler var. Dönüp duruyor beynim, oyun sanıyor kelimelerin labirentlerini. Oyun mu? Söylenenler gerçekliğe ne kadar dahil. Mağduriyet kime ait canım. Aç artık kapattığın gözlerini, kalbinin isini temizlemen gerek. Yoksa can tükeniyor. Bir yer kanıyor sanki günlerdir, bulamıyorum. İçten bir kanama sanki, gizli. Bir şey var dilimin ucuna geldi gelecek diyorum, gelmiyor. Durgunum ama. Sanki, yıkık dökük bir kent kalıntısı bulmuşum, arkaik dönemlere ait, parıldayan duyguları toplamaya çalışıyorum. Sen yoksun ya, bu eski kentteki her şey sen şimdi. Her parça bir yerini tamamlıyor, anlıyorum. Kendimle konuşmalarım var, cevabını senin sesin veriyor.

Mağduriyet. Galiba ben en çok buna takıldım. Kim kimden mağdur, yada neye karşı bu mağduriyet. Sevdiğine mağdur olur mu insan, yada mağdur etmemek midir sözlerin arkasındaki inceliği kaçırmak. Nasıl bir cümle kurdun da hesabını yapmadın, farkında mısın? Beni mağdur etmezsen sevinirim desem sana, nerene dokunur içinde. Düşün, kim bilir nelere dokundu bende. Sustum, sözcüklerin yerine sessizlik koydum. Dilim tutuldu, içim burkuldu, battı çengelli iğne. Nereye battı bilmem de en çok sen vardın kanayan yerlerimde. Sonra gün yolculama vaktine döndü. Bir soru bir cevaptı sen gökyüzüne çıktığında benim zihnimde kalan.

Dönüp düşünmeye çalıştım tekrardan sana verdiğim anlamları, olmadı. Değerine dokunamadım. Kıyamadım sen beni mağdur ederken konuşmaya, konuşsaydım ne bu şehir, ne gittiklerin huzur vermezdi sana. Sevgimden emin olduğumdan galiba, kendimi acıtırsam seni de acıtacağımdan huzurumuzu ellemedim. Güle güle git güle güle gel, bıraktığın yerdeyim. Şehir kar kaplı sadece. Özledim ya ondan biraz eksik gülümsemem. Sen gel, tamamlanır elbet eksikliğim.
..

Devamını Oku
Nimetullah Yıldız

Kelimeler harflerden oluşurdu.

Sessizlik ise hiç bir şeyden

Bazı şeyleri anlatabilirdik kelimeler ile belki ama

"Her şeyi" hiç bir şey ile anlatmanın tek yolu sessizlikti.
..

Devamını Oku
Filiz Turan

Bazen
Satırlar dolusu kelimelerin,
Cümlelerin anlamını yüklenir,
Söylenemeyenleri dile getirir
Bazen de derinlerde bir yerlerde yakar,
Can acıtır
Sessizlik…
..

Devamını Oku
Tayfun Bulut

Yokluğunda derin bir sessizlik kaplar yüreğini, dipsiz bir kuyuya düşer gibi, işte öylece de çaresizsin, sonbahar rüzgarlarına kapılmış gazel yaprakları gibi etrafa savrulursun. Bir ses bir ışık ararsın içine düştüğün girdaptan kurtulabilmek için, beklemekten başka çaren kalmaz, umutsuzca.
Alışınca birine sevmekten beter olursun, aldığın her nefeste ciğerlerinde ona da yer bulursun.
..

Devamını Oku
Attila Şanbay

Sessizlik, tüm sesleri bastırabilen en güçlü sestir.

Attila Şanbay
..

Devamını Oku
Mustafa İç

Şu aralar 'aşkım' başımda değil...
Ondandır yüzümden düşen bin bir sessizlik..!
..

Devamını Oku
Kazım Karagöz

Kabristan hepimizin müşterek bahçesidir,
Orada hır gür olmaz, sessizlik lehçesidir.
..

Devamını Oku
Emrullah Köseoğlu

İçimde öyle bi sessizlik var ki
Sensizliği hatırlatıyor bana...
..

Devamını Oku
Ajlan Poyraz

bir haykırşın ön mısraları bunlar sanki fırtına öncesi sessizlik misalihatta bir geminin karaya vuruş anı gibikelimelerin kıyıya serpildiği an duman kaplı odamın bir penceresinin acıldıgı dumanın kelimelerle iç içe geçtiği an hepsi o andan ibaret işteo an kalbime mıhlanmış bir cevaptan ibaret işteo anın başrol oyuncusu sen burda her zaman ki gibi habersiznede olsa hayat devame diyor değilmi ama bilmiyor ve anlamak istemiyorsunuzkaraya oturan bir gemi kolay kolay denize geri dönemezbir penceresi acılan oda tamamen boşalamazboşalsada için de bir iz kalır o iz cıkmamaya yemin etmişcesine işlemiştir her santimine işte o an varya o an hiç unutulmaz.
..

Devamını Oku
Sema Figen Akdoğan

Şiir yazmak istiyorum. Şimdiye kadar hiç kullanılmamış sözcüklerle. Perdeler kıpırdıyor rüzgârın meltemiyle. Sessizlik çöküyor odaya birden. Biz neredeyiz sevgili Umutsuz yarınlar peşimde.
İçimdeki sevgiler çürüdü. Beklentilerim karamsarlıklarla küflendi. Güneşimi geri ver! Taze çiçek koksun odam. Ben neredeyim sevgili. Gizli gizli ağlarken sen neredesin.
..

Devamını Oku
Ayşegül Atmaca

susuyorum artık hiçbirşey söylemeyeceğim sana yiyip bitirecek seni bu sessizlik bu vicdan azabı bakmayacağım gözlerine başımı öne eğip gitmeni bekleyeceğim göstermeyeceğim gözyaşlarımı bu defa en gururlu en güçlü tavrımı takınacağım giderken sen düşünmeyeceğim öyle ölümü falan da sımsıkı sarılacağım hayata bir bir yakacağım hatıraları seni yakacağım en başta çıkarıp kalbimden atacağım hakettiğin çirkefe gömeceğim hayalini hiç hiç acımayacağım sana içimde ki ölümünü seyredeceğim yaşlı gözlerle bakarken sen burkamayacak kalbimi o timsah gözyaşların döndüremeyecek artık hiçbir söz beni sana öylece bırakıp çekip gideceğim kendi yoluma
..

Devamını Oku
Yılmaz Turpcu

ZAMAN AKIP GİDİYOR
Önce müzik durdu.Çav bel ‘ la’ diyemedi Gurup Yorumun solisti.Elektrikler kesildi sanırım diye düşündü,duvardaki saate baktı,aa o da durmuş oysa daha dün değiştirmiştim pillerini.Sessizlik vardı,sessizlikte,sesleri dinledi.Günün ikindi saatleri,bahçeden çocuk seslerinin en çok yükseldiği saatlerdi,Cumartesinin hareketli gecen ev yaşamından kendilerini arka bahçeye attıkları saatler.Çocuklar başka yere gitmişlerdir diye geçiştirdi sessizliğin sebepsizliğini,kuş ve kedi,köpek sesleri,komşu kadınlarının balkondan balkona birbirlerine laf atmaları,halı,kilim,bez silkmeleri….Yo yo bişeyler oluyor,bu sessizlik hayra alamet değil.120 metrekarelik evinin arka bahçesi tarafındaydı yatak odası,kitabını elinden bıraktı,ön tarafa,işlek caddenin olduğu taraftaki salona yöneldi.Kulakları, caddedeki sessizliği sezmiş olmalılarki,kendi adımlarının seslerini duyamıyorlardı.Uzakları, çok daha uzakları dinlemekle meşguldular.Balkon kapısını açmaya korkuyordu,dışarıdaki bu sessizliğin sebebiyle aniden duran müzik,saat,çocukların haykırışlarının bitmesi,kuşların,kedi ve köpeklerin adeta ortadan yok olmaları.Araçlar,araçlara ne olmuştu,başka zaman vızır,vızır işleyen,olur olmaz korna çalan o arabalar nereye gitti.Balkon kapısını açtı,ilkin, havada kanatları açık şekilde donmuş duran güvercine ilişti gözleri.yukarılardaki değişik kuşlarda aynısıydı,yerçekimi,yerçekimi….aşağı baktı,iki taksi yan yana yolun ortasında durmuşlar, sanki trafiği kapatıp biri aşağı giderken, diğeride çıkarken karşılaşıp,birbirleriyle sohbete dalan fütursuz magandalar gibi.Karşı apartmanların camlarında,balkonlarında dışarı bakarken durakalan,caddenin sağında,solunda öylece kalakalmış bir sürü insan,çocuk,kedi,tavuk…….Ağaçlardaki kıpırtısızlığı fark etti.Ve hemen ardından kendi hareketliliğini…İyi de dedi kendi kendine..Ben niye hareket edebiliyorum? ..Belki de daha mantıklı bir soru olmalıydı duruma ilişkin.’Her şey neden duruyor? ’gibi mesela…Sessizliğin sesini dinledi bir süre daha.Suskundu her şey, durgun...En iyisi dışarı çıkmalıydı, yakından şahit olmalıydı gördüklerine.Gözü kapıya ilişince aynı korku sardı içini, tekrar yavaş adımlarla ilerledi.Elini kapının koluna götürürken tüm bu olup bitenleri düşünüyordu….Kapıyı açar açmaz irkildi.Kapının önünde duran ve öylece ona bakan bir adamdı karşısındaki.Tanımıyordu ki adamı.Kimdi ki bu heybetli, gözleri çakmak çakmak, hayatın tüm yükünü omuzlarında hisseden insanların ifadesini taşıyan esmer adam…Eli kapının zilinde.Zile basmış mıydı acaba? ! ! Zil sesi duymadığını, duymadığını düşündü sonra.Elinin tersiyle alnındaki teri sildi.Çok garipti her şey, çok garip…Sanki bir masalın içindeydi. ‘Alice Harikalar Diyarında’…ya da onun gibi bir şey..caddenin karşısına geçti adama boş verip.Yetmiş yaşlarında görülen; saçları yarı beyaz, yarı kırmızımtırak, mevsimine göre giyinmiş, boynunda birkaç sıra inci ve zincir karışımını kolye olan bir kadın ve ona elindeki parayı uzatmış simitçi çocuk...onlara bakan ve donakalmış bir kedi..Sessizlikten başını ağrıdığını hissetti..Gülümsedi sonra, deme ki sessizlikten de başı ağrıyabiliyormuş insanın diye geçirdi aklından.Aniden sinirleri bozuldu sonra..Bir ses, bir kıpırtı olsa..Çığlık atmak istedi, tüm gücüyle ağzını açtı….Ama hayır, olmuyordu..Sesi çıkmıyordu.Tekrar denedi, tekrar, tekrar….Çaresizce oturdu yanındaki banka.
Rüya mıydı acaba içinde olduğu durumun sebebi? Gözlerini kapattı uyumak için.Hani belki uyanınca her şey eski haline dönerdi.Kahretsin o da olmuyordu..Uyuyamıyordu bir türlü..Çaresizce kalktı.Tekrar karşıya geçti yine aynı yavaş hareketlerle.Ne yapacağını bilmez bir insanın bitkinliğiyle evine doğru yürüdü..Kapının ziline uzanmış adamın elindeki poşete baktı uzun, uzun.Poşeti adamın elinde alıp, içine baktı.Bir sürü saat vardı poşetin içinde…Kol saati..ve gözüne iki tane pil çarptı…İki kalem pil..Dün aldığı pillerin aynısından.Pilleri alıp, hızlı hızlı saatin yanına gitti…Pilleri değiştirdi…ve saat çalışmaya başladı.Tik tak, tik tak…Adiymiş diğerleri dedi içinde, sövdü hatta içinden bir iki….Arkasından Çav bel ‘la’ yankılandı odanın içinde ve yine ardından bahçeden ve caddeden gürültüler…Bomboştu kafasının içi…Hiçbir şey hatırlamıyordu sanki.Koltuğuna oturup, kitabını eline aldı.Kaldığı satırdan devam etti okumaya hiçbir şey olmamışcasına.Yazar şöyle diyordu göz gezdirdiği satırlarda; ‘Zaman akıp gidiyor, “zaman” la her şey değişiyor...Zaman bazen giderken el sallıyor, bazen de arkasına bile bakmıyor…Saat pili biterken haber vermiyor..Oysa bilmiyor ki…o durunca hayat duruyor.Belki de insanlar öyle zannediyor…’
YILMAZ TURPCU
(yitik78)
..

Devamını Oku
Ali Ender Cemgil

Bitsin artık bu sessizlik
Sessizliğini duymak istiyorum.
..

Devamını Oku
Cumhur Boratav

ayışığı
sokulgan bir kadın,
üzerime titreyerek düşüyor,
düşüyorum, çok fazla aydınlık.
soruyor: “yaşadın mı? ”
“hayır, yaşamadım”

..

Devamını Oku
İsmail Aksoy

Sessizlik akıp gitti aramızda yıllarca. Şimdi sana yazıyorum vapur düdüklerine karışan saksafon eşliğinde. 'Birdman' Charlie Parker bölüyor geceyi bir ezgiyle. Müzik yasadışıdır şimdi. Yüreğimin duvarlarına gece yarıları yazılmış devrimci bir slogandır artık sevda. Badana çekilmiş çoktan üzerine. Gene de görünür yağmur yağdığında. TEK YOL DEVRİM! YAŞASIN AŞK! VENCEREMOS! Alıp götürüyor ezgiler beni Tunus'a. Bir gece geçiriyorum 'A Night in Tunesia'da. Yüzüne benzeyen bir kuştur ezgi. Hiç bir ağaçta bulamadığım. Göçmüş olmalı avuçlarımda ısıttığım serçe Kaf Dağı'nın ardına.
..

Devamını Oku