Acıttım dün gece kendimi
Çıldırasıya...
Öğrendim kendimi
Bir kentin kendini bıçaklayışı gibi
Ve şiire düştüm:
Bir sessizlik sese niye kanar
..
sessizlik,
sanki
gıdım gıdım
sesimi yutuyordu
o karanlığın içinde
kar tanelerince...
sensizlik,
..
Yürüyorum, İstanbulun adımlarına karışmış adımlarım,
Sessizlik;
Öyleki kulakları sağır edercesine yükselen
bir uğultuda derin sessizlik.
Duruyorum,
yüzüm güneşe karşı ve ruhum kaygısız.
Bir kız çocuğu yüzünde utangaç gülümseme,
..
Sessizlik, alabildiğine sessizlik bana sunduğun..
Gecelerimi harcarken sana dair düşlerle, sen bana Umutsuzluğun zehrini uzatıyorsun gümüş kadehlerde..
Ve susuyorsun alabildiğine..
Sustuğun yerde kırılıyor her şey; bilmiyorsun..
Sabah olmak üzere bu şehirde..
Gececi sevdalardan eser yok artık..
Çöpçüler sokaklara atılan adilikleri temizleme telâşında, Dillerinde memleketimin yanık ezgileri..
..
Sessizlik,sessizlik olalı
Benim gibi arkadaşı olmadı
Eminim buna
Kim dinlerki sessizliği,
Sessizce?
Kim susar,kim konuşur,
Kim ağlar,kim güler,
..
Seninle bulmuşum dostluğu gayrı
Enlemim boylamım sensizlik dostum
Seni düşler iken hayalde şimdi
Sessizlik içimde bukağı dostum
İndikçe derine dostluk nehrinin
Zerafetin deniz oluyor dostum
Limelenir gönlüm bekleyişlerle
..
Bu “sessizlikte midir? ” neden ayrıdır anlayamam, Hemen altı kırmızı çizgi oluyor “midir” diye bir sözcük tek başına anlamsız gelir bana.
Kimileri sevgi sessizliktedir der.
..
Adı sessizlik sevdanın...
Terkedilmiş bir şehir kadar yalnız ve sahipsiz...
Onca yürek sahibine rağmen... Sonu kayıp sessizlik...
Yüreğimde oldu taze bir mezar...
Acıları, anıları, beni gömmeye hazır bir mezar...
Üşütüyor yüreğimi acılar ve kaygılar....
..
- Sessizlik Çığlık Yemini Arkadaşımıza -
- Sessizlik Çığlığı Evinadur Durievin Arkadaşımıza -
- Ve yüreklerinin sessiz çığlıklarıyla mücadele eden yoldaşlarımıza -
*** Sevgiyle ***
..
Ne kıyıya vuran dalgalar,
Ne yapraklarda rüzgarlar,
Ne gönlümde kıpırtılar
Bu sessizlik hayra alamet değil.
Bu sessizlik hayra alamet değil
Korkuyorum aşık olmaktan.
..
Boğazda bir kayık ve...
Bir martı çığlığındaki aksiseda
Sessizlik...alabildiğine sessizlik
Buram buram aşk kokan..
Dalgalanan güneş ışıklarıyla çarpışan
özgür sandallara bakmak doyumsuzca..
Tam..''yaşıyorum'' ''iyiki varım''
..
Sensizlik,
İçimi seninle dolduran.
Sensizlik...
Sensizlik, ve sessizlik.
Sensizlik kimsesizlik.
Ellerim sende,
..
Yahya,gönlün hayatı demekse isimler sözlüğünde; gönlümün ve diğer gönüllerin hayatının nefes alıp verdiği mekana da Yahyalı demek düşer biz acizlere...
Eskiden olduğu gibi bugün de -kim bilir,gelecekte de- yozlaşmanın ve medeniyet denilen ''tek dişi kalmış canavarın'' bir ağacı özünden kemiren kurtlar gibi kemirdiği gönüllere ab-ı hayat bahşeden gönül erleri olduğu müddetçe hayalimdeki bu güzel bahçe Yahyalı olmaya devam edecektir Hayy ve Kayyum olanın izniyle...
Şairin, ''Bu gülistan bahçesinde gerçi yüzbin gül biter
Bu gülistandan haber vermeye bir tek gül yeter'' dediği gibi,hayalimdeki bu bahçenin yetiştirdiği birbirinden güzel gülleri görüp kokladıktan sonra,bu güllerin yetiştiği bahçeyi ve onun eli öpülesi bahçevanını merak etmemek,-rüyada da olsa- görmek istememek,fıtratındaki merak yüzünden cennetten kovulan Hz. Adem'in neslinden olduğuna inanan biri için mümkün olmasa gerek...
Yahyalı'nın,bir kız çocuğunun omuzlarından beline dökülen saçları gibi ahenkli /ama bembeyaz,ama köpük köpük/ şelalesinin yemyeşil eteğindeyiz,bir bahar mevsiminin ikindi sularında...Önümüzde çeşit çeşit yemeklerin ve kızarmış alabalıkların davetkar bakışlarla bizi seyrettiği mükellef bir sofra...Sofranın etrafında,önceden gördüğüm ve ilk defa görme şerefine nail olduğum rengarenk güller sıralanmakta...Hepsi de söz birliği etmişçesine utangaç,kaçamak ve hayran nazarlarla,-tevazu'un ete kemiğe bürünmüş haliyle yanıbaşımızda bağdaş kurup oturmakta olan- bahçevanı seyrediyorlar.Belli ki çok seviyorlar bahçevanlarını.Fakat,bir Allahın Gül'ü kalkıp ta ''seni çok seviyorum bahçevanım'' diyemiyor ama hepsi de, ''göz varken söze ne hacet; arif olan anlar nasılsa'' der gibiler.Bahçevansa,güllerin bu halinden habersizmiş gibi bir hal takınarak,latife dolu sohbetiyle bu mutena mesire yerini daha da bir renklendiriyor.Güller, -edeplerinden olsa gerek- gülmemek için kendilerini zor tutuyorlar ve de kızardıkça kızarıyorlar.-Sonradan öğrendiğime göre bütün bahçevanlar,diktikleri güllerin yetişmesinde,onlarla sohbetin diğer ihtiyaçlardan daha elzem olduğuna inanırmış.-Sonra da,gıda niyetine olsa gerek; rıza makamında bir derviş edasıyla tebessümler serpiştiriyor her gül yaprağına itina ile...
Aniden bir sessizlik hakim oluyor her yana.Sükutun şarkısını dinlemeye duruyor sanki her kulak...Bahçevanın,her-kesin duyacağı bir frekansta mırıldandığı bazı kutsal metinleri tekrarlamasıyla,dinleyeni tarifsiz iklimlere taşıyan bu sessizlik bestesi,-güllerin de eşliğinde- yerini çok sesli bir orkestraya bırakıyor...Şe-lale şe-lale dökülüyor gönlümüze huzur; rengarenk kelebekler kümesi geçiyor içimizden; göçmen kuşlar haleler çiziyor gönül semamızda ve arılar çiçekleri bırakıp güllere konuyorlar.''Tam da bulmuşsunuz bal alacak çiçekleri'' diyecekken, hafif bir ağırlık hissediyorum sağ yanımda.Bahçevanın,-sanki birşeyler fısıldayacakmış gibi- sol yanıyla omzuma yaslandığını görüyorum.Ve tekrar başlıyor o esrarlı sükut...Bu esnada o'nun kalbinden benim kalbime uzanan mücerret (soyut) bir tahliye borusundan aktarılan bengisu olduğunu sandığım -yine mücerret bir- maddenin tazyikiyle kendime geliyorum...
Bengisu ya da başka bir şey; ne dersek diyelim,bu bana verilmiş son bir manevi kredi mi yoksa terakki yolunda kullanacak olduğum ek bir sermaye midir bilemiyorum.Bildiğim bir şey var ki,o da; o an çok mutlu olduğum ve bu mutluluğun nicelik ve niteliğini anlatmaya kelimelerin kifayet etmediği,edemeyeceğidir.
..
Bazen sessizlik sarar içimi
Çekilirim kabuğuma
Susar beynim
Sakinleşir ruhum
Uyurum.
Ne acılar vardır, ne izleri
Ne umut, ne pişmanlık
..
Sessizlik çökmüş soğuk sokaklara.
Yalnızlığımla yürüyorum baş başa.
Vicdanlar acımasız sert mi sert kaya.
Sonu belirsiz hayatta kaldım yaya.
Özlem duyarım annemin sımsıcak kucağına,
Güvenle nefes alıp verdiğim sılaya.
..
Karşıda çıplak tepenin bodur ağaçları
Günahlarından arınırcasına dallarını
Bu küçük göletin sularında yıkıyor
Sanki hüzün ormanı
Balta girmemiş bir sessizlik
Tarifsiz balık avı
Ne bekledikleri geldi bir gün ne düşledikleri
..
Yürüyorum, İstanbulun adımlarına karışmış adımlarım,
Sessizlik;
Öyleki kulakları sağır edercesine yükselen bir uğultuda derin sessizlik.
Duruyorum,
yüzüm güneşe karşı ve ruhum kaygısız.
Bir çocuk yüzünde utangaç gülümseme,
gamzesine takılmış;
..
Sevinç, bir çocuğun
gözlerindeydi parlayarak.
sonsuz atmosferde kanat çırparak
uçuyordu kelebek gibi rengarenk...
Yırtılacak diye tutamadığın
bir kanattı sessizliğin adı
sevinçti sessizlik.
..
Bir sabah alaca karanlıkta
Denize doğru koştum
Deniz güneşin doğuşuyla birlikte
Kıpkızıl bir renk almış
Sessiz ve yapayanlız kalmış
Düşünüyorum
O sonsuz kızıllık içerisinde
..
Sessizlik, aman sessizlik
Komşular sessizlikten
Geberecekler.
Alttaki tavanı vuruyor
Bir ses işitmek için
İstiyor ki bir küfür edeyim
“Senin gibi komşunun
..



